 |
 |
ERGUN BABAHAN
STAR
05.07.2009
08:38 |
Yazarın Önceki Yazıları |
|
|
|
|
|
|
|
Laikçilerin yanlışları |
Türkiye’nin laikçi kesimi, kendi katkılarıyla meydana getirdikleri değişimin sancılarını , sıkıntılarını yaşıyor.
Bu laikçi kesim ülkenin son 10 yılında yaptığı yanlışlarla ‘merkez’ dediği sağı parçaladı, yok edeceğim diye uğraştığı AK Parti’yi ise giderek daha güçlü hale getirdi.
Yanlışlıklar zinciri 28 Şubat sürecinde başladı.
O dönemin kahramanları Süleyman Demirel ve Mesut Yılmaz’ın itibar katsayıları bugün ortada.
Askerin öncülüğündeki bu sürece büyük sermaye, medya ve onların desteklediği siyasiler destek verdi.
Sorun sistem için kelimenin tam anlamıyla hüsran oldu.
Bu ittifakın rejimi kurtarmaktan çok ülkeyi ‘yağmalamak’ amacıyla kurulduğu ortaya çıktı.
En büyük banka soygunları bu dönemde gerçekleşti.
Soyguncuların elinde silah yoktu ama boynunda kravat vardı.
Özelleştirmeler medya büyüklüğü sıralamasına dayanan bir avanta dağıtım sistemine dönüştü.
Yeraltı çetelerinin liderleri özelleştirme işinin patronu haline geldi.
Halk bir yandan soyulup soğana çevrilirken, diğer yandan da iradesine ambargo konuldu, düzme senaryolarla yaratılan atmosferde yaşam biçimine ciddi müdahalede bulunuldu.
Bu dönemin bedelini ekonomide ağır bir yoksullaşma, siyasette parçalanma olarak ödedik.
‘Merkez’ halkı her açıdan kazıklamış ve bedelini yok olarak ödemişti.
Ancak bu tablonun ortaya çıkmasını sağlayan ekip basiretsizliğinden hiç bir şey kaybetmemişti.
Aynı kadro siyaseti yukarıdan aşağı dizayn hevesinden bir şey kaybetmemişti.
İlk hayali, Cem-Derviş-Özkan üçlüsünün siyasi hareketini iktidara taşımaktı ama bu proje asker engeline takıldı ve Derviş CHP’ye girmek zorunda kaldı.
İkinci hamle ise kurulmakta olan AK Parti’yi karalamak, yıpratmaktı.
Tayyip Erdoğan için atılan ‘Muhtar bile seçilemez... 1 milyar doları var’ manşetlerini, ampul amblemiyle ilgili yapılan haberleri hatırlayın.
Sandıkta hüsrana uğramaları bile onları akıllandırmadı, özellikle AK Parti’nin 22 Temmuz’da aldığı çarpıcı seçim sonucundan sonra.
İttifakın hedefi bu kez AK Parti’yi kapattırmak, Erdoğan’ı yasaklı hale getirmekti.
Toplantılar bunun için yapıldı, manşetler bunun için atıldı.
Bu hedefe bayağı da yaklaştılar açıkçası.
Son anda çıkan karar belki umutlarını kırdı ama heveslerini azaltmadı.
Göremedikleri ne kadar öngörüsüz oldukları.
Onlar halkı bir yana doğru yönlendirmeye çalışırken halk tam aksini yapıyor çünkü onlaın gerçek derdinin ne olduğunu çok iyi biliyor.
Biraz akıllanıp kenarda beklemeyi bilseler, hiç hoşlanmadıkları iktidara en büyük sıkıntıyı yaşatacaklar. Çünkü o zman gündem, normal bir ülkede olması gereken konulara odaklanacak.
Kurdukları tezgahlar ortaya çıktıkça AK Parti’ye destek aynen sürüyor.
Bu kadar öfke ve hırs aklı köreltiyor olmalı ki, bu kadar basit bir gerçeği bile göremiyorlar.
|
|