Ana Sayfa | Gündem  |   Politika   |   Ekonomi   |   Dünya   |   Spor   |   Sağlık   | Kültür   |   Teknoloji   |   Eğitim  |   Arşiv   |  Yazarlar       Canlı    RSS/Podcast
HAMDULLAH ÖZTÜRK
HAMDULLAH ÖZTÜRK
ZAMAN
05.07.2009  08:23
Yazarın Önceki Yazıları
Ergenekon-TSK hattından tarihe not düşmek için...
"Devlet bazen rutin dışına çıkar." açıklaması, yedi kere başbakanlık, bir kere de cumhurbaşkanlığı makamından Türkiye'yi idare etmiş, tecrübe sahibi, Süleyman Demirel'e aittir. Ergenekon davasından önce, Türkiye'de gladio denilince akla milliyetçiler gelirdi.
CIA güdümündeki "komandolardı" onlar. Bir de muhafazakârlıkları söz konusu olunca, Türk gladiosu "Yeşil Kuşak" projesinde çalışan NATO askeri gibi takdim edilirdi solcular tarafından.

Ergenekon davasıyla Türk gladiosunun "Kemalist-sol" kanadı ilk defa ortaya çıktı. Milliyetçileri "komando" ve "gladio" olarak topa tutanların, Türk gladiosu içinde çok daha derin bir yere sahip olduğu anlaşıldı.

Bir şey daha anlaşıldı. Devletin rutin dışı işlerinde istihdam edilenlerden milliyetçiler yakayı ele verince ihanet etmiyor. Devlet hizmetinde yaptığı şeylerin cezasını, devleti için sineye çekip ödeyebiliyor. Ama Kemalist-sol cenahta yer alan elitist solcular kendilerini devletin patronu gibi görüyor. Asla risk almıyor. Önüne hemen TSK'yı koyuyor ve savunmasını TSK üzerinden yapıyor. Doğu Perinçek ve İlhan Selçuk'un yakayı ele verir vermez "Hedef, TSK'yı yıpratmak" türküsünü çağırması bundan.

Perinçek, hapishanede bir kitap yazdı. Türk ordusuna, kitabıyla yeni bir vizyon çizdi. Orada bir yasadan söz ediyor: Tunç Yasası... Bu yasaya göre ordunun eli kolu bağlandığı zaman siviller devreye giriyor. Ordu da onları gizliden gizliye destekliyor. Sivil yapı (yani Ergenekon) başarılı olduğu zaman askerler ortaya çıkıp, ordu dahil, eski yapıyı tasfiye ederek bütün kurumlarıyla devleti yeniden kuruyor.

Olup bitenleri bir de, nereden çıktığı belli olmayan bu yasa açısından değerlendirmekte fayda var. O zaman "İrticayla Mücadele Eylem Planı'nın" Serdar Öztürk'ün ofisinde ne aradığı dâhil, birçok sorunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Karargâh Evleri dosyasını elinde bulunduran askerî savcıların, İşçi Partisi'nin TSK içindeki yapılanmasını ortaya çıkarması gerekirken, tam tersine, Ergenekon savcılarına Karargâh Evleri hakkında bilgi veren MİT Başkanı'nı ifadeye çağırmasındaki maksat da anlaşılır; Karargah Evleri dosyası için, nasıl olup da bilirkişi olarak İşçi Partisi mensubu bir insanı çağırabildiği de bütün incelikleriyle anlaşılır...

Aynı savcıların İzmir'den hipnozcu getirterek, ilaçlı hipnozla bir astsubaya birtakım ifadeleri dikte ettirmelerinin, "kâğıt belgesi" ortaya çıkan 'İrticayla Mücadele Eylem Planı' ile nasıl da bire bir uyumlu olduğu görülür. "Kemalist-solcu" İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek'in savunmalarını, "Hedef, TSK'yı yıpratmak" noktasından başlatarak, kendilerini TSK ile özdeşleştirmesi ile Genelkurmay'ın, Ergenekon silahları hakkında çelişkili açıklamalar yapmaktan kurtulamayışı arasındaki ince bağlantılar sezilebilir.

Özellikle şu noktaya iyi bakmakta fayda var. Sivillerin askerî mahkemelerde yargılanmasını engelleyen yasal düzenlemenin Meclis'ten geçmesiyle birlikte, bir internet sitesinden başlayan, aynı gün Cumhuriyet gazetesinin, manşetine gömerek verdiği ve bir başka gazetede, yeni nesilden bir köşe yazarının da köşesine aynıyla aldığı, nereden çıkartıldığı belli olmayan bir acayip cümle okuduk: "Işık evler davasının ucu Gülen'e ulaşsa bile artık Gülen yargılanamayacak."

Işık evler davası diye bir dava mı var? Böyle bir dava yok. Gülen, bu tür efsanelerle sekiz yıl yargılanıp beraat etmedi mi? Evet. Bu beraatin itirazı Ceza Genel Kurulu'nda görülüp beraat onaylanmadı mı? Evet. Öyleyse bu cümlenin manası ne?

CHP'nin ısrarla Anayasa Mahkemesi'ne gideceğini ilan etmesi gösteriyor ki, hipnozcu eşliğinde, ağır baskılarla, avukatıyla görüştürülmeden, bir gariban astsubaya dikte ettirilen düzmece ifadelerle, askerî mahkemeler üzerinden bir yargı süreci başlatılmak istenmiş. Ergenekon davası tersyüz edilip masum insanların başına geçirilecekmiş. Böylece çelişki dolu açıklamaların, aslında ne kadar da tutarlı olduğu Karaman'ın koyunu gibi sonradan ortaya çıkacakmış. Bu durumda, CHP'nin, AB standardında yasalarla, güven içinde yaşamayı sağlayacak düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesi'ne götürerek engellemekteki ısrarı da galiba "Tunç Yasası"na bağlılıktan kaynaklanıyor. Ey Perinçek, sen ne derin bir güç imişsin!..

 YORUMLAR ( 1 )
Tüm Yorumlar | Yorum Yaz | Gönder | Yazdır
sn.Hamdullah ÖZTÜRK
Aslında hepiniz biliyorsunuz ama nedense açıklanamıyor.Kendisini devletin kurucusu olarak gören chp yönetimi yani sn.İnönü, kendi idoolojisine uygun olarak asker ve sivil kadroların oluşturulmasını saglamış.Bugünün kadrolarıda bunların devamıdır.oldukca geniş alanda devletin tepesindeler.Amaçları laiklik adına dini asimilasyona ugratmaktır.Olayın temeli esası bu.Kıyamet halkın büyük çogunlugunun asimile edilemesi sonucu ortaya çıkan durumdur.Hepsi takiye yapıyor,inanca saygılıyız diye.Genç nesil bu kadar derinlemesini bilmediğinden inanıyor.
Cafer UÇA    06.07.2009 01:19:38 
Yorumunuz kriterlerimize uymadığı için yayınlanmamıştır.
ayşe   05.07.2009 23:09:20 
Yorumunuz kriterlerimize uymadığı için yayınlanmamıştır.
ali   05.07.2009 22:39:28 
Yorumunuz kriterlerimize uymadığı için yayınlanmamıştır.
ismail gökçek   05.07.2009 12:47:23 
Yorumunuz kriterlerimize uymadığı için yayınlanmamıştır.
ismail gökçek   05.07.2009 12:47:19 


1 2 3 4 5
IMKB  52.233 DOLAR 1,5270
EURO 2,1000 ALTIN 54,20
BÜLTEN ÜYELİĞİ
 
* Günlük Haber Bültenine üye olmak için
E-POSTA adresinizi giriniz:
Ana Sayfa Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | S-Haberci |  Reklam |  Künye |  Bize Yazın
Copyright 2003-2009 samanyoluhaber.com Tüm Hakkı Saklıdır.