Ana Sayfa | Gündem  |   Politika   |   Ekonomi   |   Dünya   |   Spor   |   Sağlık   | Kültür   |   Teknoloji   |   Eğitim  |   Arşiv   |  Yazarlar       Canlı    RSS/Podcast
ESER KARAKAŞ
ESER KARAKAŞ
STAR
06.07.2009  08:49
Yazarın Önceki Yazıları
Sayın Gül kimle ve neyle uzlaşmalıdır?
Cumhurbaşkanlığı uzlaşma makamıdır, buna kuşku yoktur.


Ancak, üzerinde durulması gereken nokta uzlaşmanın kimle ve neyle olacağıdır. Çağımızın temel kabullerinden biri artık kamu hukukuna yön veren ilkelerin izafiyetinin kaybolduğudur.

Hukuku, özellikle kamu hukukunu artık bir ülkenin tarihi, coğrafyası, sosyolojisi belirleyemez.

Başka bir ifadeyle hukukta, evrensel hukukta (AB, AİHS) uzlaşma olmaz.

Uzlaşma ancak hukuken eşdeğer siyasal önermeler, yaklaşımlar arasında olur.

Biri diğerinden hukuken daha meşru önermeler arasında uzlaşma stardart düşürmek demektir.

Hele hele AB ile tam üyelik müzakere sürecinde olan bir ülkede bu durum çok daha ön plandadır.

AB stardartlarında bir yeni düzenleme ile yerel, eskimiş, fersude olmuş bir düzenleme arasında uzlaşma arayışı daha en baştan ülkenin ikinci sınıf standartlara layik olduğunu kabulllenme anlamına gelir ki, aklı başında, gerçek çağdaşlığı rehber edinmiş kimse ve en başta da devletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı böyle bir uzlaşma (!!!) sürecinde taraf olamaz, olmamalıdır.

Hukuken biri çağdışı, diğeri AB standartlarında iki öneri arasında uzlaşma arayışı olmaz.

Üstelik gerçek uzlaşmanın aktörleri de hukuken eşitler olmak zorundadır.

Bir devlet yapısı içinde siyasal otoriteyle siyasi otorite emrinde çalışmak zorunda olan bürokrat arasında uzlaşma arayışı ihtiyacı ortaya çıkmışsa o devlet yapısında bazı şeyler büyük ölçüde aksamaktadır demektir.

Son MGK toplantısı esnasında televizyon kanallarında sunucular, yorumcular ‘taraflar arasında uzlaşmanın’ (!!!) geciktiğini duyurmuşlardır.

O toplantida Sayın Gül’e göre sağ tarafta oturanlar yine Sayın Gül’e göre sol tarafta oturanların siyasi amirleridirler ve çağdaş bir demokraside siyasi otorite yani amir otorite emri altında çalışan bürokratı dinler, görüşlerini alır ama onla asla ve asla uzlaşmak zorunda değildir.

Böyle bir uzlaşma arayışı ya da zorunluluğu ortaya çıkmışsa orası bir devlet değil bir aşiret yapılanmasıdır.

Bu durumlarda hem siyasi otorite hem de bir yasayı imzalayarak yürürlüğü koyacak ya da bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye gönderecek olan Sayın Cumhurbaşkanı sadece ve sadece hukukla uzlaşmak daha doğrusu o doğrultuda uygulama yapmakla mükelleftirler.

Bu son malum yasada da Türkiye’yi de çevreleyen hukukun neyi emrettiği açıktır.

Evrensel (AB, AİHS) hukukun pusulası orada dururken yerel kurumların tarihsel misyonları, geçmişte toplum içinde oynamış oldukları roller rehber alınarak yapılacak düzenlemeler, alınacak kararlar Türkiye’yi bir alt kümede oynamaya mahkum ederler.

Zaten, hatırlayabildiğim kadarıyla, bir tasarının yasalaşması sonrası Resmi Gazete’de yayınlanmasına kadar geçen sürede bu tür bir ‘mini zirve’ ilk kez gerçekleşmiştir.

Bu ‘mini zirve’ bile meseleye objektif bakanlara bir ara rejim görüntüsü vermiştir. Bu görüntü düzeltildi, düzeltildi yoksa 27 Nisan muhtırası hedefine varmış olacaktır.

 
Yorum Yaz | Gönder | Yazdır


1 2 3 4 5
IMKB  53.437 DOLAR 1,5340
EURO 2,0770 ALTIN 54,67
BÜLTEN ÜYELİĞİ
 
* Günlük Haber Bültenine üye olmak için
E-POSTA adresinizi giriniz:
Ana Sayfa Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | S-Haberci |  Reklam |  Künye |  Bize Yazın
Copyright 2003-2009 samanyoluhaber.com Tüm Hakkı Saklıdır.