 |
 |
NADİR KILIÇ
SAMANYOLUHABER
29.06.2009
13:59 |
Yazarın Önceki Yazıları |
|
|
|
|
|
|
|
Çift başlılık mı iki yüzlülük mü? |
“Demokrasiye ve hukuka bağlılık yemini edenler, darbecileri yargılayacak bir yasadan niye rahatsız olurlar?”
Millet’e İhanet Belgesi, Pandora’nın kutusunu açtı bir kere. Artık vatandaş eğriyi doğruyu, iyiyi-kötüyü görecek.
Zira belge bu süreçte bir mihenk taşı oldu. Siyasetçinin, askerin, gazetecinin, yargının, savcının, kısacası herkesin rengini ortaya çıkarıyor. Kim darbeci kim demokrat, kim ehil kim değil belli oluyor gün geçtikçe.
Mihenk taşına ilk basan, belge soruşturmasını yapan askeri yargıydı. İki de bir komplolar kurulan halkı tatmin edebilseydi, geçmişten gelen bütün kötü intiba unutulacak “kimse olacağı buydu” demeyecekti.
Ama ezber bozulmadı.
Askeri yargı önceki soruşturmalarda olduğu gibi sahada rüştünü, bağımsızlığını, tarafsızlığını ispatlayamayınca iş yine lafa düştü. Şimdi bu savcılara güvenmemizi, bu mahkemelerin bağımsız olduğuna inanmamızı istiyorlar.
Ama hepimiz biliyoruz ki dünyada ikinci bir örneği olmayan bu sistem sağlıklı işlemiyor. Vücut bile kullanmadığı organları by-pas ederken, biz hala statükonun savunuculuğunu yapıyoruz.
Bu süreçte gördük ki emir komuta zincirinde alt sıralardaki savcı ya da hakim, üstünü yargılayamıyor. Ataması, tayini, terfisi, rütbesi elinde olan bir albaya ya da generale soruşturma açamıyor, iddiaları doğrulayacak delil toplamak yerine, onu aklamayı görev addediyor.
En çok kim eleştiriyor askeri yargıyı? Bu görevden emekli olan askeri hakim ya da savcılar. Kaç gündür, onlarca askeri yargı emeklisi, kendilerine kimlerin nasıl baskı yaptıklarını anlatıp duruyor. Baskı yapanlar sadece generaller de değil.
Askeri yargı konusunda söylenen iddialı sözler, edilen büyük yeminler geçmişi de unutturmuyor. Yargı üzerindeki baskıyı görmek için Çevik Bir dönemine bakmak yeterli.
O’nun, Genelkurmay 2. başkanı olduğu dönemde askeri yargının adil bir şekilde işlediği iddia edebilir mi? Hangi komutan ya da siyasetçi “Çevik Bir, rütbenin gücünü yargı üzerinde kullanmadı diyebilir?
Bir’in -askeri mahkemeleri bir kenara bırakın- sivil savcı ve yargıçlara bile emirler yağdırdığı çıktı ortaya. Bu baskıyı Genelkurmay Başkanlığı’nın adını kullanarak yaptığı da sır değil artık.
Ve hala benzer şeylerin olduğunu da savcı ve hakimler sölüyor. Çok değil daha birkaç ay önce TESEV, yargıya dönük bir kamuoyu araştırması yaptı. Sivil savcı ve hakimler “Türkiye’de yargı üzerinde askeri vesayetin olduğu”ndan yakınıyordu bu araştırmada. Mihenk taşının tarttığı bir başka grupsa siyasetçiler. Çift başlı yargıyı tartışıyorlar kaç gündür. Kimileri takım tutar gibi taraf tutuyor, sonra da hacıyatmaz maharetiyle üste çıkmaya çalışıyor.
Belge deşifre edildiğinde “bu işin failleri bulunsun”, “darbecileri yargılayalım” diyenleri bugünlerde tanımak mümkün değil. Görüyoruz ki, demokratlık gerçek renkleri değil, sadece durumdan ganimet koparma çabasıymış.
Nitekim, darbe yapmayı aklından geçirenleri bağlayan yasa düzenlemesiyle ilgili “askere darbe” feryadı koparabiliyor aynı kişiler.
Ancak bu insanların Genelkurmay Başkanı’nın “TSK içinde demokrasi ve hukuk dışı mihraklar barınamaz” mesajını tam algılayamadıkları kanaatindeyim.
Zira millete karşı suç işlememe ve işleyenleri de barındırmama konusunda bu kadar kararlı görünen bir kurum, niye darbecilerin sivil mahkemelerde yargılanmasına karşı çıksın. Değil mi? Sanırım Genelkurmay’ın mihenk taşına çıktığı yer de burası. |
|