 |
 |
TAHA AKYOL
MİLLİYET
06.07.2009
08:54 |
Yazarın Önceki Yazıları |
|
|
|
|
|
|
|
Gazeteci tarafsız mı olmalı? |
Mesleğimizin altın bir kuralı vardır: “Haber tarafsız, yorum hürdür!”. Ne ölçüde uyulduğu ayrı mesele ama bu kural doğrudur.
“Haber”i yazan kalem tarafsız olmalıdır, haberi çarpıtmadan ve yorum katmadan yazmalıdır! Manşet ve başlık çıkarırken de buna dikkat edilmelidir. Ama “yorum”da durum farklıdır. Yorumlarda değerlendirme yapılır, görüş yazılır. Özelleştirmeyi liberal bir yazarla devletçi bir yazar aynı doğrultuda yorumlayabilir mi?! Dürüstlüğün gereği, haberi yazan kalemin tarafsız olmasıdır; yorumu yazan kalemin kendi doğrularını yazmasıdır. Bu alanda iki ciddi sorunumuz var: * Farklı görüşleri anlamak ve eleştirmek yerine suçlamak, aşağılamak... Böylece kendimizi bağnazlaştırıyoruz! * Konulara göre değil ‘cephe’mize göre tavır almak... Böylece kutuplaşma keskinleşiyor, bir konuda kavga etsek bile öbür konuda uzlaşıp çözüm üretmeyi beceremiyoruz.
Ama hangi ‘taraf’ Türban yasağını eleştiriyorsam, muhafazakâr ve liberal okurlar “tarafsız yazıyorsun” diye takdir ediyor! Laik okurlar ise “gerici, satılmış” diye suçluyor! Türban yasağını kaldıran anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’nin iptal edebileceğini, o zaman türban yasağının betonlaşacağını, bunu önlemek için Cumhurbaşkanı Gül’ün “özgürlükçü bir gerekçe ile” veto etmesini savunduğumda ise “tarafsızlık” övgüsü ve “satılmışlık” suçlaması “taraf” değiştiriyor! Son olarak, “askeri yargı” tartışmaları... Adli yargının yetkili olmasını savunduğunuzda “iktidarın yalakası”, ama bunun Anayasa Mahkemesi’nden dönebileceğine dikkat çektiğinizde “Sende mi Brütüs!” oluyorsunuz! Ben daha Tayyip Erdoğan tanınmamış bir Refah Partili iken de türban yasağına karşıydım, merhum Prof. Ali Fuat Başgil’i okuduğum gençlik yıllarımdan beri demokrasiyi savunuyorum. Bahsettiğim tepkilerden etkilenmiyorum elbette ama bu tepkiler toplumdaki düşünce kalıplarını yansıtan örnekler olarak önemlidir.
Kalite sorunu 1980’lerden beri özelleştirmeyi destekliyorum. Anayasa Mahkemesi’nin tutuculuğu karşısında Ecevit iktidarının özelleştirmeyi Anayasa’ya yazmasını da destekledim. İktidarda AKP olunca da özelleştirmeyi savunacağım elbette. Liberal demokrasi, dışa açık ekonomi, AB süreci... Kültürel alanda Selçuklu-Osmanlı mirası... Yakın tarihteki demokrasi arayışları, 1920’lerde Terakkiperver, 1930’larda Serbest Fırka... Öteden beri bu fikirlerden yana “taraf”ımdır! Bu yönde kim icraat yaparsa desteklemek, karşı politikaları eleştirmek tabiidir. “Objektiflik” başka bir şeydir, ‘tarafsızlık’ demek değildir; ele alınan konuyu fotoğraf gibi görmeye çalışmak demektir. Fotoğraf gibi ya da “haber” yazar gibi kavrayıp, ondan sonra kendi fikrinize göre “yorum” yaparsınız. Elbette farklı görüşler olacaktır. Türkiye artık tek fikirli olamaz. Farklı görüşlerle tanışmadan toplumsal zihin açıklığı da olamaz. Yanlış olan, zihinlerimizi kendi ‘doğru’larımıza hapsedip farklı fikirlerle tanışmaktan mahrum kalmaktır... Kalem erbabı için yanlış olan, bilgi ve araştırma gerektiren konuları karikatürleştirip siyasi savaş sloganı haline getirmek, kaliteyi düşürmektir. Halbuki fikirlerin kalitesi, renginden önemlidir. Medeni üslup, araştırmacı kafa ve kaliteli çoğulcu fikirler... Hepimizin ihtiyacı var buna. |
|