 |
 |
MUSTAFA KARAALİOĞLU
STAR
03.07.2009
08:56 |
Yazarın Önceki Yazıları |
|
|
|
|
|
|
|
Gül’ün kararı gerçekten zor mu? |
TCK ve CMK’daki değişiklikler beklendiği gibi ve maalesef olağanlaştığı gibi hukuktan çok siyasi perspektifte tartışılıyor.
Elbette konu sivile ve askere ait alanları düzenleme bağlamında bir parça da siyasetle ilgilidir. Zaten, küçük değişikliklerin kopardığı büyük fırtına iki siyaset alanı arasındaki ilişkinin temelinde yatan geleneksel çelişkiden kaynaklanmaktadır.
Bununla birlikte kamuoyunun, siyasi partilerin, medyanın böyle bir konuyu tartışması; siviller kadar askerlerin de süreçte görüş belirtmeleri gayet doğaldır.
Ancak, konuşmaların aldığı son hal, demokratik bir münazarayı aşmış, tehdit ve güç gösterisine dönüşmüştür. Sırasıyla ifade edelim... CHP lideri Baykal’ın Cumhurbaşkanı Gül için MGK toplantısını kastederek sarfettiği ‘Önümüzdeki saatlerde yasanın anayasaya aykırı olduğunu tespit edecektir’ cümlesi ilk halka olmuştur. ‘Önümüzdeki saatlerde’ toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nda yasa değişikliğinin görüşülmesi de ikinci halka... Üçüncü halka ise, iktidar partisi yönetiminin bu konuyu görüştüklerini belli olan toplantılardır.
Dışarıdan okunan, TBMM’nin kabul ettiği yasa değişiklerini oluşan yeni kaygılar paralelinde değiştirme amaçlı bir süreçtir. Buna en azından yakın tarihte ilk kez tanık oluyoruz. Bu tür faaliyetlerin yasa oylanmadan yapılması başka, her şey bittikten sonra bir formül aranması başkadır.
Eğer, izlemekte olduğumuz gerçekten yeni bir değişiklik arayışı ise bu formülü işletmek için atılacak ilk adım Cumhurbaşkanı Gül’ün vetosu olacaktır. Gül, bir veya birkaç gerekçeyle önündeki yasayı veto edecek ki yeni formül her neyse uygulanabilsin.
Bu da perde arkasında ne yaşanırsa yaşansın sonuçta manşeti Gül’ün vetosunun atması demektir. Çankaya, ağır, izahı zor ve özellikle de MGK sonrası denge arayışları açısından bakıldığında hayli problemli bir durumla karşı karşıyadır diyebiliriz.
Yine dışarıdan okumaya devam ederek şunu da söyleyelim. Baykal’ın işaret fişeği ve askerin baskısıyla şekillenen bir sürecin sonunda gelecek veto Gül’ün bilinen siyasi felsefesi ve imajı açısından tatsız olacaktır.
Ancak, elbette Cumhurbaşkanı bir yasayı incelerken karizmasını düşünerek hareket edecek değildir. Hukuku, ülkenin ihtiyaçlarını ve elbette kendisinin de sık sık kullandığı ‘demokratik standartların yükseltilmesi gereği’ni ölçü alacaktır.
Ama o ölçülere vurursak da bu kendisi küçük ama etkisi büyük değişikliğin, sorunsuz olduğu görülmektedir. Bu değişiklik toplum, siyaset, aydınlar ve hukuk çevrelerinin zihninde geniş kabul görmüş ve esasen yıllardır bu alanda yapılan tartışmalarla fikren karara da bağlanmıştır. Şimdi yarattıkları ‘çatışma’ havasına aldanmayın; bugün değişikliğe karşı çıkan CHP’nin de ‘barış’ zamanında, mesela 2000’li yıllardın başında böyle bir değişikliği istediğini biliyoruz. Türkiye’nin devlet politikası olan ve MGK’nın da arkasında durduğunu sandığımız Avrupa Birliği üyelik hedefi de bu değişikliği zorunlu kılıyor. Yaşanan canlı örnekler; mesela Şemdinli yargılaması ve mesela bugünlerde gündeme oturan Albay Çiçek olayı da sivil yargı olmaksızın toplumun hukuk vicdanının tatmin olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor.
Uzmanlar, ilk gnüde ezberden ortaya atılan yasanın anayasaya aykırı olduğu tezini de kabul etmiyor. Ama, eğer ‘aykırıdır’ derseniz bu da olur! Örnek verecek olursak, Gül’ün Çankaya’ya çıkışını önlemek için ortaya atılan 367 formülünün de tek dayanağı ‘Anayasa’ydı. Yine, tarihimizde eşi benzeri olmayan bir yorumla Cumhurbaşkanı’nın vatana ihanet dışında bir suç isnadıyla yargılanabileceği yorumu da kaynağını aynı hukuki anlayıştan alıyordu.
Bir demokraside askerler, askerlik gereği olmayan bütün suçlarda ve buna dayalı şüphelerde adli yargıda muhakeme ediliriler. Yasa değişikliği de sadece bunu sağlıyor. Eğer, başka kaygısı olanlar varsa- ki en azından CHP’nin var, biliyoruz- Anayasa Mahkemesi’ne başvururlar. Mahkeme de bu kaygıyı paylaşıyorsa yasayı iptal eder. Yani, Cumhurbaşkanı’nı yönelen baskı son çare değildir. Daha önce de örneklerini gördüğümüz gibi, Gül onaylasa da yapacağını yapacak olanlar var.
Demokrasi bazen bir sınava dönüşüyorsa, sadece Çankaya ve iktidar değil, muhalefet de, asker de, sivil de, medya da, yüksek yargı da beraber terlemeli... |
|