2025’e küresel bakış: II. Dünya Savaşı'ndan bu yana rekor sayıda çatışma yaşandı (2)

Bu yazımızda, geçen haftanın devamı olarak, 23 Aralıkta Moskova’da, Uluslararası Bilimsel İşbirliğini Geliştirme Enstitüsü (MİRNAS) ve Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen, “2025 Küresel Değerlendirme” toplantısında ele alınan jeopolitik olayları ve gelecek yıla dönük beklentileri yazmaya devam edeceğiz. Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki günlük değişimlere yetişmek ve bir köşede ele almak imkansız oluyor. Bu bir hafta süre içinde çok önemli daha başka olaylar olmaya devam etti elbet. Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela ve lideri Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük ölçekli bir operasyon gerçekleştirdi. Maduro ve eşi yakalandı ve ülkeden götürüldü. Bu çok önemli konuyu ve Rusya’nın yaklaşımlarını ve küresel etkilerini haftaya ele almaya çalışacağız.
Rusya ve Ukrayna arasındaki yoğun çatışmalara ve Rus birliklerinin ilerleme çabalarına rağmen, gelinen gün itibarıyla gerilim son derece karmaşık olmaya devam ediyor. Düğüm halen belirgin şekilde çözülmüş değil. Hem Rusya hem de Ukrayna Silahlı Kuvvetleri, devasa tahkimat hatları inşa ediyor. İki tarafta büyük askeri harcamalar yapıyor. Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valeriy Gerasimov, Rus ordusunun Aralık 2025'te yılın en yüksek ilerleme hızını yakaladığını açıkladı. Gerasimov, "Kuzey" askeri grubunun görev denetimi sırasında yaptığı değerlendirmede, bu birliklerin bir ayda 700 kilometrekareden fazla alanı kontrol altına aldığını belirtti.
Bunun yanında Rusya’da ekonomi verileri bıçak üstünde. Enflasyondaki düşüşe rağmen, Merkez Bankası'nın para politikasındaki daraltma, son iki ay 2017'den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı. 2025 sonu itibarıyla GSYİH büyümesi -%0.2 ile %0 aralığına indiği söylendi. Ayrıca, Merkez Bankası'nın sıkı politikasını sürdürmesi durumunda, 2026 başında ekonominin kalıcı olarak negatif büyümeye, yani resesyona girebileceği uyarısı yapılıyor. Çünkü bütçenin mevcut durumuna göre, GSYİH'nın %1.6'sı dek gelen (3.8 trilyon ruble) açık bulunuyor. Hükümet tarafından bu görülmüş olmalı ki bütçenin finansmanı için yeni vergi düzenlemeler getirildi. En önemli değişiklik, Katma Değer Vergisi oranının 2026'da %20'den %22'ye yükseltilmesi oldu. Bu artışın bütçeye 1.2 trilyon ruble ek gelir sağlaması bekleniyor.
Su savaşları uzakta değil
Orta Asya'da su kullanımı ve Hazar Denizi'nin çekilmesi kötüleşiyor. Bu durum, iklim değişikliği, daha sık kuraklıklar ve nüfus artışı ve ekonomik ihtiyaçlar nedeniyle artan su talebiyle besleniyor. Ülkeler arasında su kaynakları için rekabet artabilir ve bu da devletlerarası ilişkilerin bozulmasına yol açabilir. Afganistan'daki hidroelektrik projeleri nedeniyle Helmand Nehri'nin akışındaki azalma, İran'ın doğu illeri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Geçen haftada biraz değindiğimiz gibi, İran’da derinleşen ekonomik krizin tetiklediği protestolar dördüncü gününe girdi. Tahran’da başlayarak İsfahan, Şiraz, Meşhed, Hemedan ve Keşm dâhil pek çok büyük kente yayılan gösterilerde, on binlerce kişi birçok eyalette sokaklara çıktı.
Ülke genelinde enflasyon, çöken riyal, gıda ve temel ihtiyaç fiyatlarındaki hızlı artış ve rejime yakın çevrelerin dahi temkinli biçimde kabul etmek zorunda kaldığı yaygın ekonomik sıkıntılarla birlikte yüzde 42’nin üzerine çıktı.
Filistin’de kriz bitmiş değil
Trump'ın Gazze planının ilk aşaması büyük ölçüde uygulandı. Barış sürecinin devamı artık İsrail, Hamas ve arabulucu ülkelerin ikinci aşamanın uygulanması için gerekli siyasi sorunları çözüp çözemeyeceğine bağlı. Birçok şey hala belirsiz. İsrail’in içinde Trump planını rayından çıkarabilecek çok sayıda keskin muhalif var. Trump planının zayıf yönü, İsrail'in çıkarlarına göre şekillendirilmiş olması. Filistin Devleti'nin geleceğini net şekilde ortaya koymuyor. Kurulmasına karşı çıkan başlıca muhalif Netanyahu hükümeti. Bu tutumla Filistinlileri umutsuzluğa sürükleyerek evlerini terk etmelerine ve başka ülkelere göç etmelerini umuyorlar.
Görünüşe göre Netanyahu, Trump'ın sonunda Gazze Şeridi'ne olan ilgisini kaybedeceğini ve kendisine tekrar serbest hareket alanı vereceğine güveniyor. Gerilim, özellikle bir sonraki parlamento seçimlerine doğru giderken, Netanyahu'nun iktidarda kalmasını garantilemiş gibi bir durum var. Washington yönetimi tam destek veriyor.
Suriye ayağa kalkmaya, Mısır tutunmaya çalışıyor
Yeni Suriye hükümetinin ülkede kontrolü, kuzeyde İdlib ve güneyde Şam ile sınırlı bölgenin ötesine geçmiyor. Geçtiğimiz yıl, ülke genelinde Alevi, Dürzi ve Hristiyan Arapların toplu katliamları yaşandı. Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara'a, Kürtlere ve Dürzilere birleşik bir ülkede yaşamalarına olanak sağlayacak koşulları sunmakta halen başarılı olamadı.
Arap coğrafyasının lokomotifi olan Mısır’ın ekonomisi temel olarak çok kötü durumda. Bu yılki geçici iyileşme, büyük yabancı finansal yardımlar sayesinde oldu. Akdeniz kıyısındaki Ras el-Hekma turizm kompleksine 35 milyar dolar yatırım yapan BAE başı çekti. Bunun dışında IMF (8 milyar); AB (7,4 milyar); ve Dünya Bankası (7 milyar) büyük yatırım fonları aktardı. Mısır yetkilileri büyük ölçekli bir özelleştirme programı uyguluyor ve petrol dışı ihracatı artırıyor. Ancak bu önlemlere rağmen enflasyon yüksek kalmaya devam ediyor. Nüfusun satın alma gücü hızla düşüyor, ekonomik şartların zorluğu devam ediyor. Bununla birlikte Mısır'ın küresel, bölgesel ve yerel zorluklara karşı ekonomik direnci azalmaya devam ediyor.
Fas, Tunus ve Cezayir orta tempo büyüme yakaladı
Fas ekonomisi, uzun süren kuraklığın ardından tarımın canlanması, turizm sektöründeki büyüme ve altyapı geliştirme alanındaki önemli yatırımlar sayesinde bu yıl toparlanma belirtileri gösteriyor. Yolların ve havaalanlarının büyük ölçekli modernizasyonu devam ediyor ve 2030 FIFA Dünya Kupası için spor tesisleri inşa ediliyor. Aynı zamanda ülke, özellikle gençler arasında önemli bir işsizlik ve önemli bir kayıt dışı ekonomiyle karşı karşıya.
Petrol ve doğalgaz satışlarına büyük ölçüde bağımlı olan Cezayir ekonomisi, ılımlı bir büyüme gösteriyor. Aynı zamanda hükümet, petrol dışı sektörleri geliştirmek için adımlar atıyor. Yenilenebilir enerji, uzay teknolojisi (Çin ile ortaklaşa) ve madenciliğe yatırımlar yapılıyor; bu da Cezayir'in demir cevheri ihracatçısı olmasını sağlayacak. Ancak, temel sorunlar devam ediyor: bütçe açığı ve artan kamu borcu.
Geçtiğimiz yıl Tunus'ta ekonomik toparlanmanın bazı işaretleri görüldü. Büyüme, turizm, uzun süren kuraklığın ardından tarımın toparlanması ve imalat sanayi tarafından yönlendirildi. Bölgesel ticaret, özellikle Cezayir ile genişliyor. Ancak eski sorunlar devam ediyor: yüksek kamu borcu, bütçe açıkları, yüksek enflasyon ve özellikle gençler arasında işsizlik. Sahra-Sahel bölgesinde cihatçı gruplar aktif olmaya devam ediyor.
Libya sorunu çözümsüz kalmaya devam ediyor. Çeşitli gruplar arasındaki siyasi anlaşmazlıklar sürüyor. Ülke bölünmüş durumda. Krizin yakın vadede çözülmesine dair bir beklenti yok.
Sahel Devletleri İttifakı, Mali, Nijer ve Burkina Faso'nun terörle mücadele ve güvenlik alanında iş birliğini derinleştirmek amacıyla kurduğu, Fransa'nın bölgedeki etkisine alternatif olma ve kendi güvenliklerini sağlama hedefi güden bir askeri ve siyasi oluşum olarak karşımıza çıkıyor. Bu ittifak, ortak savunma ilkesi ve konfederasyon yapısıyla bölgesel bağımsızlık ve yeni bir güç dengesi oluşturmayı amaçlıyor. Sahel devletleri, Cezayir, Nijerya, Fildişi Sahili ve Benin ile gergin ilişkileri nedeniyle buralardan her hangi bir yardım bekleyemez. Sadece Senegal, Togo ve Çad, İttifak ile bir miktar etkileşim sürdürüyor, ancak önemli askeri destek sağlama kapasiteleri yok. Mali'deki rejim değişikliği, Sahel İttifakı'nın tüm yapısını istikrarsızlaştırabilir ve potansiyel olarak Burkina Faso ve Nijer'deki askeri rejimlerin çöküşünü tetikleyebilir.
Sonuç olarak bu tablo, 2026 yılının küresel siyaset ve ekonomi için zorlu bir yıl olacağını gösteriyor. Eski dünya düzeni daha çok çözülmeye devam edecek gibi. Kültürel çözülmeler ekonomiye göre daha hızlı bir ivmeyle gidiyor. Avrupa ve Asya-Pasifik bölgesinde askeri ve siyasi gerilimler artıyor. Rusya, Batı için bu yılda bir düşman olmaya devam edecek. ABD, Asya'daki müttefiklerini Çin'i askeri olarak çevreleme stratejisine daha aktif bir şekilde katılmaya zorlamaya çalışacak gibi. Önemli bir tarih olarak Rusya Federasyonu ile ABD arasında Stratejik Saldırı Silahlarının Daha Fazla Azaltılması ve Sınırlandırılmasına İlişkin Tedbirler Anlaşması Şubat 2026'da sona eriyor. Mevcut gerilimde uzatılmama ihtimali yüksek. Çin, yavaşlayan büyüme ve iç ekonomik sorunlarını, Küresel Güney'deki etkisini genişleterek ve özellikle ticarette ABD ile taktiksel anlaşmalar yaparak telafi edecek. Küresel ekonomi, Trump'ın gümrük vergilerinin baskısı altında kalmaya devam edecek. Altyapı ve yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımlar artmaya devam edecek. Yapay zekanın yeni silahların geliştirilmesinde, işgücü piyasasında ve sektörler üzerindeki etkisi artacak.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN








