'Al sana direniş'

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Ocak 17 2018
''Aslında baskı arttıkça faşizmin ömrü tükenmekteydi. En güçlü oldukları an, en zayıf duruma düştükleri zaman dilimiydi. Trumbo ve arkadaşlarının etrafında örülen faşist duvar da baskının en yoğun olduğu döneme rastladı.''
Ekrem Dumanlı / Tr724
Al sana direniş

Devlet, bütün imkânları ile seferber olmuş üzerlerine üzerlerine geliyordu. Vatan haini ilan edilmişlerdi. Kara listelere alınmışlardı. Ağır cezalar almış, hapishanelerde yatmışlardı. Onca olumsuzluğa rağmen bir gün gizlice bir araya geldiler. Sağlığı da morali de bozuk bir aydın diğerine sordu: Ne yapmamız gerektiğini düşünüyorsun?
 
Cevap çok sade ama çok derindi: NE YAPMAMIZI İSTEMİYORLARSA ONU YAPACAĞIZ!

Evet; aynen böyle demişti Amerikalı senaryo yazarı James Dalton Trumbo.

McCarthy dönemi yaşanıyordu Amerika’da. Cadı avı yapılıyordu her mahfilde. Yazarlar, sanatçılar, aydınlar fişleniyordu birer birer. Öğretmenler, askerler, bürokratlar sorgulanıyor, hapse atılıyordu. Aralarından zayıf karakterli bazı tipler seçiliyor, itirafçı olması sağlanıyor, meslektaşlarını gammazlayan bu tiplerin iftiraları üzerinden kara propaganda yapılıyordu.

Bir de faşist yöntemleri can-u gönülden destekleyen gazeteciler vardı. Onların mağrur bir şekilde parmaklarının ucuyla birini işaret etmesi, ‘hain’ yaftası için yetiyordu. Ve bu ‘hain’lerin adlarının yer aldığı bir ‘kara liste’den bahsediyordu herkes.

Belki de en ağır sınavı Hollywood verdi o dönemde. Baskılara dayanamayıp arkadaşlarını ihbar edenler oldu: Ünlü sinema yönetmeni Elia Kazan gibi… “Aman bana da sıra gelir” diye korkudan yüreği çatlayacak hale gelip araştırma komisyonlarına ihbarda bulunan yapımcılar oldu. “Ben onların örgüt olduğunu bilmiyordum” diye başlayan ifadeler, kamuoyunda oluşturulan ihanet algısını pekiştiriyordu. Çözülenler, savrulanlar, tetikçiler…

Bir de direnmeye karar verenler vardı. Trumbo gibi. Pek çok meslektaşı gibi o da ‘kara liste’ye alınmıştı. Senaryo yazamıyo

Bu haberler de ilginizi çekebilir