Allah bitti demeden bitmez

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazar, Eylül 11 2022
Fedakar öğretmenlerimizin 20 yıl önce attıkları tohumların nasıl meyve veren gür ağaçlara dönüştüğünü 20. Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nde bir kez daha gördük.

NURULLAH KAYA -SAMANYOLUHABER.COM

Şiirler, ezgiler, türküler… Özellikle de kökü binlerce yıla dayanan Anadolu gibi bir medeniyetler diyarı için çok önemli bir mirastır. Nice milletlerin ve toplumların izlerini taşır onlar. Yoğrula yoğrula gelir, kuşaklardan kuşaklara taşınır ve sizi siz yapan eşsiz güzel değerlere dönüşür... Anadolu’nun fedakar evlatları da gittikleri dünyanın dört bir yanındaki hicret diyarlarında din, dil ve ırk ayırt etmeden bu nezih değerleri paylaştılar ve paylaşıyorlar. İşte bunun en güzel semeresini Türkçe Olimpiyatları’nda görüyoruz. Haritada yerini bulmakta zorladığımız ülkelere kadar gidip oradaki çocuklara eğitim veren Türkiye ve Türkçe sevdasını aşılayan fedakar öğretmenlerimizin 20 yıl önce attıkları tohumların nasıl meyve veren gür ağaçlara dönüştüğünü 20. Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nde bir kez daha gördük.


Meslek hayatımın ilk yıllarıydı. Afrika’nın çöllerinden, Asya’nın bozkırlarına kadar dünyanın birçok ülkesinden gelen çocuklarla birlikte İstanbul’un sokaklarında geziniyorduk. Çocuklardan kimi siyah tenli, kimi çekik gözlüydü... İstanbul’un büyüklüğü ve kalabalığı karşısında şaşkınca etrafa bakınıyorlardı… Boğaz’a gitmiştik, Taksim’i dolaşmış, birçok tarihi mekanı ziyaret etmiştik… Birçoğu yurdundan yuvasından ilk kez çıkmıştı. Ne de ilginç gelmişti bana. Gözleri inci gibi parlayan siyah bir çocukla Türkçe konuşmak… Onların kalplerinde artık iki ülke ve iki dil sevdası vardı. Bol bol fotoğraflar çekiyor, röportajlar yapıyordum. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden mezun olmuş öğretmenlerin öğrencileriydi bu pırlanta gibi çocuklar… Türkçe Olimpiyatları için gelmişlerdi İstanbul’a. Yüzyıllarca sömürülmüş ama en temel hakları olan eğiti

Bu haberler de ilginizi çekebilir