Allah bitti demeden bitmez

Fedakar öğretmenlerimizin 20 yıl önce attıkları tohumların nasıl meyve veren gür ağaçlara dönüştüğünü 20. Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nde bir kez daha gördük.

SHABER3.COM

NURULLAH KAYA -SAMANYOLUHABER.COM

Şiirler, ezgiler, türküler… Özellikle de kökü binlerce yıla dayanan Anadolu gibi bir medeniyetler diyarı için çok önemli bir mirastır. Nice milletlerin ve toplumların izlerini taşır onlar. Yoğrula yoğrula gelir, kuşaklardan kuşaklara taşınır ve sizi siz yapan eşsiz güzel değerlere dönüşür... Anadolu’nun fedakar evlatları da gittikleri dünyanın dört bir yanındaki hicret diyarlarında din, dil ve ırk ayırt etmeden bu nezih değerleri paylaştılar ve paylaşıyorlar. İşte bunun en güzel semeresini Türkçe Olimpiyatları’nda görüyoruz. Haritada yerini bulmakta zorladığımız ülkelere kadar gidip oradaki çocuklara eğitim veren Türkiye ve Türkçe sevdasını aşılayan fedakar öğretmenlerimizin 20 yıl önce attıkları tohumların nasıl meyve veren gür ağaçlara dönüştüğünü 20. Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nde bir kez daha gördük.


Meslek hayatımın ilk yıllarıydı. Afrika’nın çöllerinden, Asya’nın bozkırlarına kadar dünyanın birçok ülkesinden gelen çocuklarla birlikte İstanbul’un sokaklarında geziniyorduk. Çocuklardan kimi siyah tenli, kimi çekik gözlüydü... İstanbul’un büyüklüğü ve kalabalığı karşısında şaşkınca etrafa bakınıyorlardı… Boğaz’a gitmiştik, Taksim’i dolaşmış, birçok tarihi mekanı ziyaret etmiştik… Birçoğu yurdundan yuvasından ilk kez çıkmıştı. Ne de ilginç gelmişti bana. Gözleri inci gibi parlayan siyah bir çocukla Türkçe konuşmak… Onların kalplerinde artık iki ülke ve iki dil sevdası vardı. Bol bol fotoğraflar çekiyor, röportajlar yapıyordum. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden mezun olmuş öğretmenlerin öğrencileriydi bu pırlanta gibi çocuklar… Türkçe Olimpiyatları için gelmişlerdi İstanbul’a. Yüzyıllarca sömürülmüş ama en temel hakları olan eğitimden mahrum kalmış ülkelerin gelecek vaat eden tohumlarıydı onlar… Büyüklerin ısrarla savaş dediği bir dünyaya barış türküleri söyleyen geleceğin mimarlarıydı onlar… Irkçılık ve her türlü ayrımcılığa karşı diyalog köprüleri kuran gençlerdi onlar… Dünyanın daha yaşanabilir olması için ezgileri vesile kılan umutlarımızdı onlar…







2003 yılından bu yana birçoğunu yerinde ve yakından takip etmeye gayret ettiğim bu nezih organizasyon Allah’ın inayetiyle hiç ara verilmeden bugünlere kadar devam etti. İlk önce 17 ülkeyle başlayan bu destan, üniversite ve otel salonlarından, İstanbul Gösteri Merkezi’ne, Sinan Erdem Spor Salonu’ndan Atatürk Olimpiyat Stadyumu’na kadar uzanıp gitti... Türkiye’de devletin en üst kademesinden, iş dünyasına, sanat camiasından ünlü spor insanlarına kadar herkesin takdirini topladı. Anadolu’yu karış karış gezen dünyanın çocukları stadyumlarda halkla buluştu… Övgüler üstüne övgüler aldı. Hatta bu eşsiz organizasyon adına para dahi basıldı. Ancak daha sonra bu tohumları atıp yeşertenleri çekemeyen tüm habis ruhlar birlik olup ellerine aldıkları baltalarla hunharca saldırdılar… Ancak hepimizin bilmediği bir gerçek kendini ortaya çıkardı. Kısa sürede bu büyüklükte ve hızda gelişen güzelliği yapan, eden sadece Allah’tı. Şeytanlarla anlaşıp, şer şebekeleriyle kol kola giren bedbahtlar her şeyin altını üstüne getirse de, Allah bitti demeden bitirilememiş ve 20 yıl boyunca aralıksız devam edegelmişti. Birçok örnek verilse de bence en güzel misallerin başında olanlardan birisi de budur. 

Aradan tan 20 yıl geçti. Yıllar önce Kenya’dan etkinliğe katılıp Karadeniz türküleri söyleyen öğrencilerin ülkelerinde üst düzey meslek sahibi olduklarını dün gece duyduk… Yıllar önce Anadolu ezgileri seslendiren kız çocuklarının ülkelerinde ya ünlü bir müzisyen ya da ünlü bir iş insanı olduklarını, hatta yönetmen olup film sektörüne adım atanların dahi olduğunu duyduk… 15-20 yıl önce Sivas’ın yollarıyla hatırladığımız Urfa’nın uzun havalarıyla gönüllerimize giren Asyalı çocukların bugünlerde yuva kurup yurtlarındaki geleceğin inşasını kuran birer yetişkinler olduğuna şahit olduk. 20 yıl önce atılan tohumlar yeşermiş ve meyve vermeye başlamış… Emekleyen çocuklar yiğit birer delikanlı olmuş… Aslında hepsinin ayrı bir hikayesi var, hepimizin hikayesine benzer… Bunları dinlerken bazen gururlandık, bazen hüzünlendik bazense tebessüm ettik… 

<< Önceki Haber Allah bitti demeden bitmez Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER