Allah'a inanıyor musunuz?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Eylül 11 2024
Samanyoluhaber.com yazarlarından Safvet Senih, Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin Kostroma günlerinden dikkat çeken bir hatırayı kaleme aldı.
“Kaderin  Çağrısı”  kitabında  Niyazi  Sanlı, Üstad  Bediüzzaman’ın Kosturma  (Kostroma)  hatıralarıyla ilgili diyor ki:

 7  Aralık 1993

Bugün o eşyasız evimdeyim.

İki Tatar genç, Müslüman olan Rus, Naile Hanım ve Azeri dostlarım var. Evimde hâlâ eşya yok, onun için bahçede oturuyoruz. Soğuk ama olsun, bu gün ilk dersimizi yapacağız. Kur’an-ı Kerim alfabesine başladığımız için çok sevinçliler. Misafirlerimin karşısına geçtim. Allah’ın varlığını ve birliğini anlattım. Üstad’ın Tabiat Risalesi’ni okuyup açıkladım. Türkiye’de iken bir çok çevrede, hangi asırdayız kardeşim, hâlâ Allah’ın varlığını anlatan kitaplar mı okuyorsunuz, diyen İslami gruptan tepkiler alırdık. Buralara geldiğimizde daha iyi anladım bu tür kitaplara ihtiyaç olduğunu.

Yaketerinburg’da bulunduğum zamanlar Mihalovski ilçesine, Tatar Yüksekokulu’na seminer vermeye gitmiştik. 19-20 yaşlarında genç Tatarlar merakla salonu doldurmuşlardı. Hepsine hitaben şöyle bir soru sormuştum:

Allah’a inanıyor musunuz?.. Yalnız lütfen bana samimi davranın, doğruyu söyleyin!

Dinleyenlerin yarısından çoğu başını eğmiş ve bir genç kız elini kaldırarak:

Bir inanış var; Ruslar bizim minarelerimizi yıktılar, Allah da onların devletlerini yıktı, demişti. Özellikle Sovyet Rusya’nın yeni kurulduğu yıllarda, yerleşim yerlerindeki Tatarları camilerimizin etrafına toplayıp “Allah’ınızı öldürüyoruz!” (hâşâ) diyerek cami minarelerini yıkarlardı. Mazlum ve çaresiz Tatarlar gözyaşlarına boğulur, Ruslara yalvarır, “Minarelerimizi yıkmayın, evimizi yıkın!” derlerdi ama dinleyen kim?.. Hatta bazıları kendisini tutamaz, yıkılan minarenin altına kendini atar ve minareler kanla ve gözyaşıyla yıkılırdı.

Bu haberler de ilginizi çekebilir