Anne, Esma abla değil mi bu?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Nisan 30 2018
"Herhalde beş altı saattir yürüyoruz. Çamur, su... " diyor Esma Hanım, "Rabbim yardımcısı olsun gelmek isteyenlerin..." Çileli günlerin ardından Uludağ ailesi tekrar bir araya gelecekti. Olmadı... Esma Uludağ'ın ömrü vefa etmedi.
Selahattin Sevi / Kronoshaber
Anne, Esma abla değil mi bu?

Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Ve o ateşin bir parçası hanemize düştü.

Yaklaşık iki yıl sonra eşimle ve iki kızımla özlemini duyduğumuz pazar kahvaltısı için oturduğumuz masada öylece kalakaldık. Atina’dan gelen acı haber sosyal medyaya düştüğünde, küçük kızımın, “Anne bu kadın konsoloslukta karşılaştığımız abla değil mi?” sorusuyla şaşkına döndük.

Sabah saatlerinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda eden Esma Uludağ ve çocuklarıyla konsoloslukta vize sırası beklerken tanışmışlar. “Kolay değildi Atina hayatı ama sanıyorum onun için daha da zordu. Çünkü küçük yaşta çocukları vardı. Çok yoruluyordu ama hep yakın zamanda ailesinin bir araya geleceğini umuyordu, çocuklarının babalarına kavuşacağı günü bekliyordu,” diye anlatıyor eşim.

Kızlarım ise bekleme salonunda hemen arkadaş oldukları ve oyun oynadıkları 9 yaşındaki Veli Said’in, “Anne daha ne kadar konsolosluğa gelip gideceğiz? Artık buraya gelmeyelim, Atina’ya yerleşelim, bak burası da güzel, belki Almanya bu kadar güzel değildir,” sözlerini gözyaşlarıyla aktarıyor.

Onları teselli etmek için çıktığımız küçük yürüyüşte söz hep Esma anneye ve sevimli çocuklarına geliyor.

Sonra görüntüleri düşüyor 32 yaşındaki Esma Uludağ’ın. Altı ay önce bir şafak vakti kader nehri Meriç’i sağ salim geçmenin mutluluğu ve heyecanıyla konuşmasını izliyoruz birlikte. “Valla herhalde beş altı saattir yürüyoruz. Çamur, su… ” diyor Esma Hanım. Biri sırtında, diğerleri ağlayarak kendisini takip eden iki yavrusuna kılavuzluk ediyor. “Rabbim yardımcısı olsun gelmek isteyenlerin. Allah kurtarsın herkesi…” dua ve temennileriyle ruhunu teslim edeceği Atina’ya ulaşmak için anayola doğ

Bu haberler de ilginizi çekebilir