Asıl soru: Biz neye inanıyoruz?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Salı, Aralık 19 2017
''Toplumsal algıyı etkilemek için çalışanlar suçlu olduğumuzu kabul ettirmek için çok ciddi mücadele ediyor. İktidarıyla, muhalefetiyle, medyasıyla, halk kitleleriyle sistemli bir şekilde buna çalışıyorlar. Yargı ve kolluk mensuplarının çalışma sisteminin de kabul ettirme (itiraf adı altında suç kabulü) üzerine kurulu olduğu düşünüldüğünde, bu algının etkisinde kalanlar ‘Reis Bey’ filminde yer alan replik gibi, ‘ben ne yaptım, uykuda, baygınlıkta, annemim karnında, babamın kanında hangi suçları işledim’ şeklinde düşünmeye başlarlar ki tam olarak muhatapların bizden istediği de budur.''
Av. Nurullah Albayrak / Tr724
ASIL SORU: BİZ NEYE İNANIYORUZ?

Siyasi iktidar mensupları ve yandaşları başta olmak üzere, bu rüzgârdan etkilenen ya da zihin altyapısında olumsuz duygu besleyen insanlar tarafından bizlere, terörist, ajan, hain, katil suçlamaları gibi onlarca ithamda bulunulmakta. Bu ithamlar bireyselleştirilmediği gibi bugüne kadar işlenen ne kadar suç varsa hepsi topluca ayrı ayrı her birimizin hanesine yazılıyor. Bu ithamlarda bulunan insanlar söylediklerine gerçekten inanıyor mu onu zaman gösterecek, ancak bu ithamlarda bulunan insanlara somut olarak ‘sana ne yapıldı’ diye sorulduğunda ya ‘hiçbir şey’ ya da ‘gerçekten bu mu’ denilecek cevap almak mümkün.

Şu an ‘okçular tepesinde mücadele verdiğini’ ya da ‘cihat’ yaptığını söyleyen yargı mensuplarına sorulduğunda alınan cevaplardan birkaç örnek verdiğimde ne dediğimi daha net anlayacaksınız…

Halen Ankara’da bu tür soruşturmaları yürüten savcıya, ‘neden bu kadar saldırganca davranıyorsunuz, siz de Cemaatin okuluna çocuğunuzu gönderdiniz’ mealinde soru sorulduğunda verdiği cevap, ‘Ankara’ya tayin istedim HSYK benim tayinimi Urfa’ya çıkarttı’ şeklinde olmuştur.

Başka birisi, ‘Çocuğum için üniversite sınavına hazırlık kitapçıklarını almak için Zaman gazetesine abone olmamı zorunlu tuttular’,

‘Çocuğumu okula kaydettirmek istedim çok az indirim yaptılar’,

‘Kendilerine yakın isimleri başsavcı ya da mahkeme başkanı yaptılar’ şeklinde cevap verdiklerine bizzat şahit oldum.

Bunca insana zulmeden, hamile kadınları hastanelerde, yeni doğum yapmış kadınları doğumhanenin kapısında gözaltına aldıran ve tutuklayan savcı ve hakimlerin yaptıkları ‘cihadın’ gerekçesi, istediği yere tayininin çıkartılmaması. Oysa, o

Bu haberler de ilginizi çekebilir