Aşılması Zor Olan Tepe: Akabe

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cumartesi, Mayıs 8 2021
"Ayetlerde akabe olarak nitelenen hususlar, özellikle günümüzde daha bir önem kazanmıştır. Zira gerek ülke içinde, gerekse ülke dışında pekçok mağdur ve mazlum vardır. Bunların kimileri evlerinden, ülkelerinden, kimileri anne-babalarından, kimileri de var olan servetlerinden mahrum durumdadırlar. Baba veya anneleri hapiste veya uzaklarda olan nice yetim ve öksüz vardır. "
Prof. Dr. Muhittin AKGÜL | samanyoluhaber.com
Aşılması Zor Olan Tepe: Akabe

Bu haftaki yazımda, Kur’ân’da “akabe” (sarp yokuş) olarak nitelendirilen bir konuyu ele alacağım. Akabe kelimesi,  engel, tepe, sarp yokuş, dağdaki engebeli ve aşılması zor olan yol gibi anlamlara gelmektedir. Kur’ân, akabe kelimesindeki zorluğu, sosyal alana ve özellikle de insanın kendisine ait bir şeyler verirken yaşadığı psikolojik durumu ifade etme anlamına taşımış, bununla da insanın yapısına bir takım hikmetler için yerleştirilmiş bir gerçeği hatırlatmıştır ki, bu gerçek, insanın servetine olan düşkünlüğü, başkalarına vermede yaşadığı zorluk, çektiği iç burkuntu, bencilliği, cimriliği ve mala karşı olan aşırı ve derin hırsıdır. İşte bütün bu baskılara, şeytani dürtü ve vesveselere rağmen, şayet insan nefsine hâkim olup, malın esiri değil de, malı kendisine esir yapabiliyorsa, bu zor mu zor olan engeli de böylelikle aşmış olur. Buna mukabil olarak da ebedi âlemde amel defterini sağından alan ve Cennete dâhil olan kullar arasına girmiş olur. 

Âyette belirtilen konuların “akabe” (aşılması zor olan engel) olarak ifade edilmesi, aynı zamanda ilgili âyetlerde sayılan konuların, Cenab-ı Hakk katında ne kadar değerli olduğunu göstermesi açısından da oldukça önemlidir. 

Beled Sûresi’nde peşpeşe gelen kısa âyetlerde, insana bahşedilen nimetlerin bazıları hatırlatıldıktan sonra, onun bu nimetler karşısındaki nankörlüğü ve şükürsüzlüğü ön plana çıkartılarak, sarp yokuş anlamındaki akabenin nelerden ibaret olduğu hatırlatılır. Söz konusu âyetlerin mealini verdikten sonra, kısaca bunlar üzerinde durmaya çalışacağız:  

“O insan kendi üzerinde kimsenin güç sahibi olmadığını mı sanır? “Ben yığınla servet tükettim.” diye övünüp durur. Kendisini gören olmadığını mı sanır? Biz ona görmesi için gözler, Gönlüne tercüman olacak dil ve dudaklar, vermedik mi?

Bu haberler de ilginizi çekebilir