Bir zulüm dönemini anlatıyor Üç dal papatya

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Mart 5 2018
Hizmet Hareketi’ne yönelik kitlesel kıyım operasyonları akıl almaz mağduriyetler yaşatıyor. Cezaevleri ülke tarihinde görülmemiş dramlara ev sahipliği yapıyor.

 Resmi rakamlara göre 17 binin üzerinde kadın, yaşı 5’ten küçük 700’den fazla çocuk ve bebek mahpus. 60 bin tutuklu, 150 bine yakın işinden atılıp açlığa mahkum edilmiş kişi ve bunların aileleri, yakınları göz önüne alındığında kelimenin tam anlamıyla bir açık hava hapishanesi var karşımızda.

Ülkedeki medya ise ya kapısına kilit vurularak ya da itaate mahkum edilerek susturulduğundan, tüm bu zulümleri kitlelere duyurmak vicdanlı 3-5 basın kuruluşu ile cesur birkaç gazeteciye kaldı. İşte onlardan biri de Gazeteci Nur Ener. Nur Ener’in gözaltına alınmadan önce başladığı ve zulümleri anlatan çalışması kendisi cezaevine girince Yeni Asya Yayınları tarafından tamamlanarak kitaplaştırıldı. Doğruluğu araştırılan mağdur mesajlarının yer aldığı Üç Dal Papatya, öğretmenler, doktorlar, ev hanımları, akademisyenler, anneler, babalar ve çocukların hikâyelerini anlatıyor. Yeni baskısı yapılan Üç Dal Papatya’da, daha büyük sıkıntılara yol açmamak için mağdurların isimleri ve adresleri verilmiyor, ancak hepsi kayıtlarda mevcut.

MAĞDURLARI ANLATIRKEN, MAĞDUR OLAN BİR GAZETECİ


1 Mart 2016 günü evi basılarak gözaltına alınan Nur Ener, üç gün sonra tutuklandı. Kitabında anlattığı bebeklerle ve kadınlarla aynı zulmün ortak mağduru oldu. 1 yıl sonra ev hapsi şartıyla cezaevinden tahliye edildi. Çıktığı zaman düzenlenen programda yaşadıklarını anlatırken hem kendi hem de izleyenleri duygulandırdı. ‘Eğer sen mi bebekler mi çıksın diye sorulsaydı, herhalde onlar çıksın derdim’ ifadesini kullanan Nur Ener’in kitabına Yeni Asya Yayınları’ndan veya Kitap Yurdu gibi online satış platformlarından ulaşabilirsiniz.

“TEHLİKELİ, ZARARLI, YASAK!”

Hâlâ meselenin farkında olmayanlara düşünme ve tefekkür kapıları aralayan Üç Dal Papatya, zulüm dönemini tarihe mal eden bir çalışma. Kitaba ismini veren mağdur hikâyesi ise eserin ve dönemin özeti gibi:

‘Geçen açık görüş günü bir sıkıntı oldu. Salona girdiğimde ailemin morali ciddi bozuktu. Salondakilerin de moralleri bozuk. Hayırdır inşalla

Bu haberler de ilginizi çekebilir