Bu Teveccüh Yetmez mi?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cumartesi, Haziran 8 2019
Gök kapılarının ardına kadar açıldığı kutlu zaman tünelinden çok değerli bir misafir gelmişti dünyamıza.

Fikret Kaplan - Samanyoluhaber.com

Gök kapılarının ardına kadar açıldığı kutlu zaman tünelinden çok değerli bir misafir gelmişti dünyamıza. 

O aramızda misafir kaldığı müddetçe, Cenâb-ı Hakk’ın, her gece dünya semasına ineceği, kullarına sonsuz teveccühte bulunacağı bir zaman dilimiydi bu. İnsanlara melekûtî âlemin kapılarının sonuna kadar aralanacağı lütuf günleri…  

Nesrimize girmiş, şiirimizde yer etmiş, edebiyatımızda baş köşeye oturmuş, vaaz u nasihatlere mevzu olmuş Ramazan-ı Şerif gelmişti. İnsanlara, ebedi hayatlarını kazanma yolunda bir ay rehberlik yapacaktı. Gözlerini açacaktı onların nefsin tuzaklarına, hakikatlerin yüzüne… ebedi saadet alemine. 

Yüzyıllarca İslâm dünyasının hâmîsi olma gibi büyük bir misyonu eda etmiş ve bütün milletlerin şuuraltlarında öyle yer almış olan Anadolu topraklarına da misafir olmuştu Ramazan. Cenab-ı Hakk, insanların iyiliği için ortaya çıkardığı bu hayırlı millete öyle mükemmel bir kök vermiş ki, o tam dokuz asır Efendisi’nin Aleyhissalatü vesselam bayrağını en yüksek burçlarda dalgalandırmıştı. O yüzden, Ramazan bu ülkede bir başka değerliydi… 

Fakat şimdi kendisini cansız cenazeler haline gelmiş bir memleket karşılıyordu. O eski his ve heyecandan hareket yoktu. İnsaf, şefkat ve merhametten eser kalmamıştı... İftar çadırları için, Afrika’daki mümin kardeşlerine yardım için, kumanya paketleri için aylarca öncesinden hazırlık yapan Hizmet insanları yoktu meydanlarda. Camiler, sokaklar, mahyalar, kubbeler nasıl bu denli şuursuz bir hale bürünmüştü? Hayret veriyordu her şey kendisine... Bu şehitler diyarı böyle değildi. Hiçbir dönemde bu kadar da lal kesilmemişti.

Halbuki şeytanlar bağlanmıştı. Zincire vurulmuşlardı kötülük telkin etmemeleri için. Kalplere hayı

Bu haberler de ilginizi çekebilir