Cenneti Nasıl Yakalarız?

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Ağustos 16 2023
Samanyoluhaber.com yazarı Hüseyin Odabaşı'nın yazısı
 HÜSEYİN ODABAŞI

Cenneti Nasıl Yakalarız?

Müslümanlar tarihin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşıyor. Avrupa'nın Orta Çağ’da yaşadığı sefalet ve cehaleti şimdi biz yaşıyoruz. Üstadımızın belirlediği üç kritere göre durumumuzu gözden geçirdiğimizde de haliminizin iyi olmadığını daha açık seçik anlamış oluruz. Bir; fakirlik bacayı sardı, iki; ihtilaf içinde kardeş kardeşin boğazını sıkıyor ve üç; cehalet bir sâri illet gibi vücudumuzda sarmadık yer bırakmadı. 

Bu üç hastalıktan birinin olması diğerlerini de tetikler, bozar. Çünkü bu hastalıklar arasında aile bağı gibi kuvvetli bağlar vardır. Bediüzzaman Hazretleri Münâzarât adlı eserinde hakiki düşmanlarımızı; “cehalet ağa, oğlu zaruret efendi ve hafidi (torunu) husûmet bey” olarak tanımladı. Hutbe i Şamiye’de zarureti (fakirlik) denilen düşmanın su-i ahlâka ve dolayısıyla ihtilâfa, nifaka ve garazlara sebep olduğunu ifade eder. 

Bu ana sorunların yanında tarihten günümüze Müslümanların sorunlarına çözüm üretmesi veya alternatif çıkış yolları bulması gereken içtihat müessesi de maalesef kontak kapattı; fıkıh iflas etti. Mecelle rafa kaldırıldı. Kuran-ı Kerim’i asra zamana taşıyan medeniyet arabası durdu. Tevfik Fikret gibi pek çok entelijensiya ona “köhne” muamelesi yaptı. Köhne yani eskimiş çağın dışını atılmış demekti. 

Yeni kurulan Türkiye Devleti, İslamiyet'i referansları arasından kaldırdı. Ve O’nu Diyanet’in şahsında Başbakanlığa bağlı bir memurluk seviyesine düşürdü. Böylece Osmanlı Dönemi’nde “dine bağlı devletten” Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla “devlete bağlı din” aşamasına geçildi. Yasama, yürütme ve yargı gibi tam bir muhtariyetle meselenin çözüm noktasına gelinmişken dinin devlete bağlanması tam bir facia oldu. Halbuki yasama, yürütme ve yargı gibi dinin de bağımsız olması gerekirdi. Ali Fuat Başgil Hocanın da ifade ettiği gibi bu fırsat kaçtı. Şimdi

Bu haberler de ilginizi çekebilir