Çöpten beslenen çocukları gördüm
⏱ Okuma Süresi 6 dk•Yayınlanma Cuma, Ocak 22 2016
Paylaş
X Post
Suriye'deki iç savaştan kaçıp İstanbul'a yerleşen ve sokaklarda dolaşan binlerce aile var. Onların yaşantılarından sadece bir kısmına tanık olan Hüseyin Aydın, hayrete düştüğü manzarayı kaleme aldı. İşte o yazı:

Hava soğuk, kaldırımlar buz tutmuştu…
Gecenin karanlığında ilerlerken kayıp düşmemek için bütün dikkatimi adımlarımda topladım. Rüzgar kar tanelerini yüzüme savuruyor, bir adım ötesini göremiyordum bile. Bir ara yumuşak bir cisme bastığımı fark ettim. Daha doğrusu öyle düşündüm. Görüş mesafemin sıfırlandığı an ayağımın altındaki cismin ne olduğunu merak etmeye başladım. Tam bu sırada ayakkabımın yanı başında minik bir el çekti dikkatimi. Soğuktan morarmış kas katı kesilmiş o el, üzerine bastığım üzüm salkımını çekip çekiştiriyordu. Bedenim soğuktan donmak üzereydi, yüreğim tam aksine yangın yeri... Burnumun kemikleri sızlıyor, o ince sızı damarlarımın içinde dolaşıyordu. Gördüklerim karşısında hissettiklerime “Hayrete düştüm” ifadesi yetersiz kalıyordu. Hakikaten inanılır gibi değildi…
Mecidiyeköy’ün işlek bir caddesinde elektrik direğinin dibinde tanık olduğum sahne karşısında beynimden vurulmuşa döndüm. Birkaç çocuk ve beraberinde birkaç yetişkin kadın, çöpleri karıştırıyorlar, gözüne kestirdikleri sağlam meyveleri beraberinde getirdikleri poşete dolduruyorlardı. Aralarında kurdukları diyaloglardan mülteci oldukları anlaşılıyordu. “Mülteci” sıfatı onların çöpten beslenmesine gerekçe değildi tabi. Tıpkı Ege’de her gün üçer beşer boğularak yaşamını yitiren çocukların ölmesine gerekçe olamayacağı gibi. Haberlere “mülteci” diye başlamak, spotta “mülteci” yazmak ve haberin gövdesine “sığınmacı” diye devam etmek çok ağır geliyor bana. Çocuk dünyanın her yerinde çocuk; insan dünyanın her yerinde insandır. Ve bu çocukların çöpten beslenmeleri, dilendirilmeleri dahası ölüme sürüklenmeleri kabul edilebilir bir hadise değildir. Çöpten akşam yemeği temin eden çocukları görüntüleyip hissettiklerimi sizin de hissetmenizi isterdim ama nasıl böyle bir şeye girişebilirdim! Nasıl elime cep telefonunu alıp o miniklerin yüzüne doğrultabilirdim ki! Etik dışı hatta ahlak dışı bir davranış olurdu bu. Birkaç dakika sonra o çocuklar aileleriyle birlikte çöpün bulunduğu yerden ayrıldılar. Geride hafızamın orta yerinde silinmeyecek bir acı anı bıraktılar.
Yürümeye devam ettim. Bedenimi saran üşüme, yüreğimde derin bir sancıya dönüşmüştü. Mecidiyeköy viyadüğünün altından gelip geçen ambulanslar, acı acı çalan sirenler ve onu takip eden korna sesleri. Kestaneciler, çiçekçiler, işportacılar hepsi flu görünüyordu sanki. O kadar hareketliydi ki meydan, hiç kimse büyüklerin mağdur ettiği çocukları fark etmiyordu bile. Mecidiyeköy’ü geçip, Halaskargazi Caddesi’ne oradan Osmanbey’e ardından Taksim’e çıktığımızda aslında işin ne kadar içinden çıkılmaz bir hal aldığı görünüyordu. Onlarca çocuk dilendiriliyor, kimilerinin ayaklarında çorap bile yok! Sadece çocuk mu değil elbet, kundaktaki bebekler bile karanlığın ortasında kaldırımların üzerinde üç beş lira için duygu sömüren bir makina haline gelmişti.
Çocuklar dünyanın en masum varlıklarıdır. Yaşamak da ölmek de Allah’ın (c.c) takdirine bağlı. Orası muhakkak. Ama imtihan dünyası burası. Çocuklar büyükler için belki de bu çağın en önemli imtihanlarından biri. Maalesef insanlık bu imtihanda sınıfta kalıyor. Her gün onlarca çocuk, savaş, şiddet ve çatışmanın ortasında hayatını kaybediyor. Hayatta kalanlar arasında açlık ve yoklukla mücadele edenlerin sayısı azımsanmayacak ölçüde fazla. Ege ve Akdeniz sahillerine vuran çocuk cesetleri evrensel vicdanı ne zaman harekete geçirecek bilmiyoruz. Ülkemizde ise durum daha da vahim. Yukarıda anlattığım hadise gerçek bire bir yaşadığım hadisedir. Dilerseniz siz de belirttiğim yerlere gidebilir kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Siyaset dili siyaset öfkesi siyaset kini öyle bir boyuta ulaştı ki, tıpkı Oya Baydar’ın dediği gibi, “Bu vicdansız dil, toplumu da vicdansızlaştırıyor”….
Umuyor ve diliyorum ki çok geç olmadan yüreğimiz daha da katılaşmadan masum çocukların gelecekleri için yönetenler bir an önce harekete geçer. Aksi takdirde arkamızdan iyi şeyler söyleyecek bir nesil bırakabilmemiz çok zor….
e-mail: [email protected]
Twitter: @aydin_huseyin_
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar
1.TBMM Koridorlarında Sıcak Saatler: Hayati Yazıcı Oğluyla İlgili Şaibe Sorularını "Açıklayacağım" Diyerek Geçiştirdi2.TBMM Açılışında Erdoğan’dan Fon Krizine Muğlak Mesaj: "Çözüyoruz" Dedi, Yöntem Belirtmedi3.Strazburg’da AİHM Kararları Masada: Ayşe Buğra Kavala’dan AKPM’de "Jeopolitik Çıkar" Uyarısı4.Soma'dan Acı Haber Geldi! 1 İşçi Hayatını Kaybetti Diğerleri Aranıyor5.Financial Times’tan Yıkıcı Tahmin: "450 Bin Fon Mağduru Parasının Ancak Yüzde 20’sini Görebilir"
6.Fon Skandalında Üst Düzey Savunma: Hayati Yazıcı Oğluna Arka Çıktı, 'İtibar Suikastı' Dedi7.Borsa Vurgunu Depremi Sonrası AKP'de Görev Değişimi: Koltuk Prof. Dr. Hülya Terzioğlu'nun8.Yargıda Şok 'MASAK' Raporu: Hesabından 640 Milyon Lira Geçen Savcı Görevden Uzaklaştırıldı9.İBB Davasında 91. Duruşma: İtirafçı Açmazı ve Mahkemenin 4 Kişilik Tahliye Kararı10.Özgür Özel’den 90 Milyar Dolarlık Fon Vurgunu İfşası: 'Asrın Soygununa Giden Yol Unutulmayacak'

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

NUMAN YILMAZ YİĞİT

ERTUĞRUL İNCEKUL

ÇOK OKUNAN HABERLER

TBMM Koridorlarında Sıcak Saatler: Hayati Yazıcı O...

TBMM Açılışında Erdoğan’dan Fon Krizine Muğlak Mes...

Strazburg’da AİHM Kararları Masada: Ayşe Buğra Kav...

Soma'dan Acı Haber Geldi! 1 İşçi Hayatını Kaybetti...

Financial Times’tan Yıkıcı Tahmin: "450 Bin Fon Ma...







