Doğru söylemenin bedeli müebbet hapis olmuş!

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cumartesi, Ağustos 4 2018
Demokratik bir rejimde ceza konusu olabilecek tek şey cebir ve şiddettir
MEHMET YILDIZ - TR724.COM 


Geçtiğimiz ay 6 Temmuz Cuma günü son duruşması görülen Zaman Davası’nda karar oy çokluğuyla verildi. Mahkeme bütün sanıkların “Anayasayı ihlal” suçundan beraatine karar verdi. Karara muhalif kalan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi hâkim Dr. Abdullah Ok, bu karara Ali Bulaç, Şahin Alpay, Mümtaz’er Türköne, Ahmet Turan Alkan ve Mustafa Ünal yönünden muhalif kalmış. Bu konudaki uzunca şerhini kararın sonuna eklemiş.


 
Hâkim Ok, son dönemde pek örneğine rastlanmayan bir şekilde son derece özgürlükçü bir yaklaşım sergiliyor ilk başta. Türk Ceza kanununda düzenlenen “Anayasayı ihlal” suçunun “cebir ve şiddet” unsuru olmadan işlenmeyeceğini belirtiyor ve şunları kaydediyor:

“Herhangi bir sosyolojik topluluk, siyasi yapı, grup ya da zümre devlet iktidarını ele geçirmek isteyebilir. Demokratik toplumlarda – şiddete başvurulmadığı sürece – iktidarın bu topluluk, grup yapı ya da zümrelerce ele geçirilmeye çalışılması bu topluluk, grup, yapı ya da zümrelerin fikirleri toplumun geri kalanı için ne kadar itici olursa olsun doğal karşılanmalı, en azından ceza hukukunun konusu olmamalıdır.

Demokratik bir rejimde ceza konusu olabilecek tek şey cebir ve şiddettir. Hiçbir fikir açıklaması, düşünce ya da ceza hukukunun konusu olamaz. Üstelik devlet mekanizması -şiddet içermediği sürece- en aykırı fikirlerin dahi serbestçe ifade edilebileceği zemini oluşturmak bu fikirlerin dahi serbestçe ifade edilebileceği zemini oluşturmak bu fikirleri ifade eden kişilerin kendi muhaliflerinden korunabileceği tedbirleri de almak zorundadır. Bir diğer ifadeyle devlet, fikir ve ifade hürriyeti kapsamında sadece ifade sahibini cezalandırmamak şeklinde pasif bi

Bu haberler de ilginizi çekebilir