Edebi ve belağatlı ifadeler

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Perşembe, Temmuz 31 2025
Paylaş
X Post
Samanyoluhaber.com yazarlarından Safvet Senih, yeni köşe yazısında Üstad Bediüzzaman'ın önemli çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılan mektuplarını konu aldı.
         Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin, Kastamonu Lâhikası’nda neşredilmeyen mektuplarından bazı bölümler, Seyyid  Nurfethi Erkal kardeşimizin kıymetli çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılmıştır.  Bu edebî eserleri bizlere takdim eder Seyyid kardeşimizi de tebrik ederim…

         Üstad diyor ki:

         (Kırk sene evvel Eski Said talebeleri içinde bir ihtiyar zât vardı ki, haremi genç idi. O zâta zarifane bu iki cümleyi ders vermiş: )

         “Benim gibi ihtiyar olmuş bir zât, çok sevdiği haremine demiş ki: ‘Velâ yürevvi’ke  îmâzü’l-katîrî bihî fe inne zâke ibtisâmü’l-ilmi ve’l-edebi’  Yani:  Sakalımda siyah kılların beyazlaması seni ürkütmesin. Çünkü o beyazlık, yağ gibi ilim ve nurun tecessüm edip kafa kazanında, kalbin hararetiyle eriyip tereşşuh ederek bütün saç ve sakalıma sızarak tebessüm ediyor. Gerçi zamanın geçmesiyle kuvvetimi kaybettim, fakat asıl nûrânî ve daimî kuvvet ve tatlı ve güzel cemâl olan ilim ve edebi kazandım. Senin istikrah (kötü gören) nazarımı değil, bilakis istihsan (beğenen) nazarını (bu durum) celbetmeli, diye hanımını edibane kandırmış.

         “Biri de, çok sevdiği genç hareminden şöyle bahsetmiş:  “Kâlet kebirte ve Şibte  / Kultü lehâ hâzâ ğubaru rekâiyi’-ddehri. Yani Haremim dedi ki: Sen büyük ihtiyarlardansın,  bana küfüv (denk) olamazsın. Ben de cevaben dedim ki: Benim saç ve sakalımda görünen beyazlıklar, ihtiyarlığın alâmetleri değildir. Bilakis dehrin (zamanın)  musibetlerinin ve hâdiselerinin gürültü ederek, ayaklarımın altından çıkan tozlar, saç ve sakalıma konmuş. Silkelense, düşer gider, diye güya o musibetler haylaz çocuklar gibi şamata ederek ayaklarından çıkan toz, gubar saç ve sakalıma yapışsa ne olur, yani ben yaşlı