Ankara'dan direkt özel uçakla Kudüs'e

Ankara’dan direkt uçuş ve Ankara’ya direkt dönüş ,özel bir uçakla Miraç Kandilini Peygamber(sav) miraca çıktığı mekanda idrak edebilmek için , ilk kıblemiz KUDÜS’e özel bir tur düzenleniyor

Ankara'dan direkt özel uçakla Kudüs'e

Allah’ın Rasülü(SAV) Buyurdu ki: "Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram'a ve Mescidi Aksa'ya." GezenBilir! BilenAnlar! Kutsal mekanlara seyahatte yeni bir soluk olacak, her bir seyahati ibret vesikalarına çeviren ÜÇBEY Turizm A Grubu Seyehat Acentası, Türkiye’de bir ilke imza atarak Ankara’dan direkt uçuş ve Ankara’ya direkt dönüş ,özel bir uçakla Miraç Kandilini Peygamber(sav) miraca çıktığı mekanda idrak edebilmek için , ilk kıblemiz KUDÜS’e özel bir tur düzenliyor. Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s), Hz. Süleyman (a.s), Hz. Davud (a.s), Hz. İshak (a.s), Hz. Yakub (a.s), Hz. Yunus (a.s), Hz. Yusuf (a.s) Peygamberler, Mescidi Aksa, Kubbe’tüs Sahra, Muallak Taşı (Peygamber Efendimizin Miraç’a çıktığı yer), Burak Mescidi, Eski Kudüs şehri ve çarşıları, Çile Yolu, Kıyamet Kilisesi, Hz. Ömer (r.a) Camii, Ağlama Duvarı, İlk Kıblemiz ve 3. Kutsal mekan Mescidi Aksa’da Cuma namazı, İslam Eserleri Müzesi, Mervan Mescidi, Zeytin Dağı, Selman-I Farisi (r.a), Rabia’tül Adevviyye (k.s), El Halil Şehri, Halilürrahman, Beytlahm Şehrinde Hz. Isa (a.s)’ın doğduğu yer Kutsal Doğuş Kilisesi, Hz. İsa (a.s)’ın ayak izi, Lut Gölü yolu üzerinde Hz. Musa (a.s)’ın Külliyesi, dünya tarihinin en eski şehirlerinden Eriha, Yafa Limanı, Tarihi Hasan Paşa Camii, ve Sultan Abdulhamid Han (k.s) tarafından yaptırılan Saat Kulesi ve Çeşme.Hepsi Muhteşem Kudüs Ziyaretimizde gezeceğimiz yerler.Üçbey ile Gezen bilirBir Cuma, Bir kandil, Bir ayrıcalıktır Miraçta Kudüs’te olmak…..Unutulmaz bu geceye özel ,unutamayacağınız bir ziyaret için Miraç Kandilinde ilk kıblemiz KUDÜS’teyiz. Son başvuru Tarihi 15 mayıs 2012 www.ucbeyturizm.com.tr KUDÜS HAKKINDA; Kudüs, vahye dayanan bütün dinlerde kutsal sayılan bir şehirdir. Bunun başta gelen sebebi ise Yüce Allah'ın(c.c) insanları doğru yola iletmeleri üzere görevlendirdiği peygamberlerin birçoğunun bu şehirde yaşamış veya en azından hayatlarının bir bölümünü bu şehirde geçirmiş olmalarıdır. Ayrıca bu peygamberlerden bazılarının mabed olarak kullandıkları mekanlar da bu şehirdedir. Kudüs, İslam'da özel bir yer ve kudsiyete sahiptir. Zaten adı da bu yerine ve kudsiyetine işaret eder. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescidi Aksa'yı bağrında barındırması ve Resulullah (s.a.v.)'ın İsra ve Mirac mucizesini gerçekleştirmesi bu üstünlüğünün sebeplerinin başında gelir. Yüce Allah, Kur'anı Kerim'de şöyle buyurur: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir." (İsra, 17/1) Burada dikkat edilirse Mescidi Aksa'dan "çevresini mübarek kıldığımız" şeklinde söz edilmektedir. Mescidi Aksa'nın çevresi ise Kudüs topraklarıdır. Kudüs'e Üstünlük Kazandıran Mabed: Mescidi Aksa Kudüs en başta Müslümanların ilk kıblesi ve harem mescidlerin üçüncüsü olan Mescidi Aksa'yı bağrında barındırdığından dolayı İslam'da ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Yüce Allah(cc) yukarıda verdiğimiz ayeti kerimede Mescidi Aksa'dan adıyla söz etmekte ve bu mescidin etrafının mübarek kılındığını bildirmektedir. Aynı ayeti kerimede Resulullah (s.a.v.)'ın isra olayında Mescidi Haram'dan alınıp Mescidi Aksa'ya getirilmesinin sebebi: "kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için..." şeklinde izah edilmektedir. Bu açıklama Mescidi Aksa'nın birtakım ilahi ayetleri, tevhid inancını ve peygamberler silsilesini sembolize eden bazı işaretleri bünyesinde taşıdığına delalet etmektedir. Bu yönüyle Mescidi Aksa, Yüce Allah'ın yeryüzündeki ilahi işaretlerinden bir işarettir. Kur'an-ı Kerim'in bazı yerlerinde de bu mescidden ismi anılmaksızın söz edilmektedir. Örneğin Meryem suresinin 11. ayetinde Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Bunun üzerine (Zekeriyya a.s.) mescidden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah ve akşam tesbih edin" diye işaret etti." Burada kastedilen mescid, Mescidi Aksa'dır. Ali İmran suresinin 37. ayetinde de şöyle buyuruluyor: "Rabbi onu (Meryem'i) güzel bir kabulle kabul etti; güzel bir şekilde yetiştirip büyüttü ve onun bakımını Zekeriyya'nın yükümlülüğüne verdi. Zekeriyya ne zaman onun bulunduğu mabede girse yanında yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?" derdi. O da: "Allah'ın katındandır. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir" derdi." Burada sözü edilen ma'bed Mescidi Aksa'dır. Yine aynı surenin 39. ayetinde de şöyle buyuruluyor: "Onun (Zekeriyya (a.s.)'ın) mihrabda namaz kılmakta olduğu sırada melekler kendisine, "Allah sana, Allah katından olan Kelime'yi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdelemektedir" diye seslendiler." Bu ayeti kerimede mihrab denirken kastedilen mekan da Mescidi Aksa'dır. Mescidi Aksa'nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında ayrıca birçok hadisi şerif bulunmaktadır. Resulullah (a.s.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram'a ve Mescidi Aksa'ya." (Müslim, Kitabu'l-Hacc, 15/415, 511, 512) Burada kastedilen yolculuk ibadet kastıyla olan özel yolculuktur. Bu hadisi şerif dolayısıyla Mescidi Aksa harem mescidlerin üçüncüsü sayılmıştır. Ahmed ibnu Hanbel, Nesai ve Hakim'in Abdullah ibnu Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadisi şerife göre de Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Süleyman (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını ümit ediyorum: Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi. Kendisinden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim, bu Mescid'de -yani Mescidi Aksa'da- namaz kılmak amacıyla evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günahlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah'ın bu istediğini de ona vermiş olmasını ümit ediyoruz." Bir hadisi şerifte bildirildiğine göre Resulullah (s.a.s)'ın cariyesi Meymune (r. anha): "Ey Resulullah! Bize Mescidi Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir" dedi. Resulullah (s.a.s.) da şöyle buyurdu: "Oraya (Mescidi Aksa'ya) gidin ve içinde namaz kılın." -Hadisin ravisi dedi ki: "O zaman burası Daru'l-Harb'di (yani Müslüman olmayanların hakimiyeti altındaydı)."- (Resulullah (s.a.s) sözlerine daha sonra şöyle devam etti): "Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin." (Ebu Davud, Kitabu's-Salat, 14) Burada zeytinyağı bir semboldür. Yapılması istenen ise Kudüs'e ve Mescidi Aksa'ya önem verilmesi, oranın Hz. İbrahim (a.s.)'ın hanif dininin gerçek sahipleri olan mü'minlerin eline geçmesi için çalışılması ve o kutsal mekanların tevhid dinine uygun kimliğinin korunması amacıyla yapılan çalışmalara herhangi bir şekilde destek olunmasıdır. İşte Resulullah (s.a.s.)'in "zeytinyağı"yla sembolize ettiği şey de budur. Yeryüzünün en faziletli mekanları camiler, camilerin de en faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa'dır. Bu üç camide kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bildirilmiştir. Hatta İbnu Mace'nin nakletmiş olduğu bir hadiste: "Bir adamın kendi evinde kıldığı namaza bir namaz sevabı verilir. Oturduğu beldenin sakinlerinin devam ettikleri camide kıldığı namaza yirmi beş kat sevap verilir. Cuma namazının kılındığı camide kıldığı namaza beş yüz kat sevap verilir. Mescidi Aksa'da kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir. Benim camimde kıldığı namaza da elli bin kat sevap verilir. Mescidi Haram'da kıldığı namaza ise yüz bin kat sevap verilir" denmektedir. (İbnu Mace, İkametu's-Sala ve's-Sunne fiha, 5/198) Ancak ez-Zevaid'de bu hadisin isnadının zayıf olduğu söylenmektedir. İbnu Hibban da bu hadisin delil olarak alınabilmesi için bunu te'yid eden bir rivayetin bulunması gerektiğini ifade etmiştir. Burada verilen rakamları te'yid eden başka herhangi bir rivayet bilmiyorsak da, sayılan üç mescidde kılınan namazların diğer mescidlerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğunu bildiren başka hadisler mevcuttur. Bu itibarla verilen rakamlar belki sevabın katını ifade etmek için değil de arada çok büyük bir sevap farkı olduğuna dikkat çekmek için söylenmiş olabilir.) Bilindiği üzere Mescidi Aksa aynı zamanda Müslümanların ilk kıblesidir. Bu özelliğinden dolayı da İslam'da ayrı bir öneme sahiptir. Bu kutsal mabedin İslam'daki önem ve üstünlüğünün bir sebebi de Resulullah (s.a.s.)'ın isra ve mirac olayına şahid olmasıdır. Yukarıda vermiş olduğumuz ve İsra suresinde geçen ayeti kerime bu olaya işaret etmektedir. Tanınmış tefsir alimlerinden Kasımi, Mescidi Aksa'nın ismi hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Aksa kelimesi "en uzak" anlamındadır. Mescidi Aksa da Mekke'ye olan uzaklığından dolayı böyle adlandırılmıştır."Tarih kaynaklarından, tefsir kitaplarında yer alan rivayetlerden ve hadislerde verilen bilgilerden Mescidi Aksa'nın ilk şeklinin Hz. Süleyman (a.s.) tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim yukarıda vermiş olduğumuz ve: "Süleyman (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında..." diye başlayan hadisten bu anlaşılıyor. Buhari ve İbnu Mace'nin nakletmiş olduğu bir hadisi şerifte Ebu Zer (r.a.)'in şöyle dediği bildirilmiştir: "Resulullah (a.s.)'a, yeryüzüne konulmuş olan ilk mescidin hangisi olduğunu sordum."Mescidi Haram" diye buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Mescidi Aksa" diye buyurdu. "İkisi arasındaki süre ne kadardır?" diye sordum. Şöyle buyurdu: "Kırk yıl. Sonra bütün yeryüzü senin için mesciddir. Nerede namaz vaktine girersen orada namaz kıl."(Buhari, Kitabu Ehadisi'l-Enbiya, 60/40; İbnu Mace, Kitabu'l-Mesacid ve'l-Cemaat, 4/7) Yüce Allah bir ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır: "Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimizde, onun ölümünü, bastonunu yiyen ağaç kurdundan başka onlara gösteren olmadı. Böylece o yere yıkılınca, anlaşıldı ki cinler eğer gaybı biliyor olsalardı aşağılayıcı azabın içinde kalmazlardı." (Sebe, 34/14) Bazı kaynaklarda bu ayeti kerimenin tefsiriyle ilgili olarak şu bilgilere yer verilmektedir: Mescidi Aksa'nın inşaatını önce Hz. Süleyman (a.s.)'ın babası Hz. Davud (a.s.) başlattı. Ancak o bitiremeden vefat etti ve bu işi bitirmeyi oğlu Süleyman (a.s.)'a vasiyet etti. Yüce Allah'ın kendisine verdiği bir yetkiyle Mescidi Aksa'nın inşaatında cinleri de çalıştırdı. Bu, oldukça zor ve ağır bir iş olduğundan ayette "aşağılayıcı azab" olarak adlandırılmıştır. Hz. Süleyman (a.s.) Mescid'i tam bitiremeden vefat zamanı gelince üzüldü ve Yüce Allah'a Mescid'in inşası bitmeden vefatını kimseye bildirmemesi için dua etti. Allah da duasını kabul etti ve vefat ettikten sonra bastonuna dayalı bir halde kaldı. Emrindekiler onun odasında bu hal üzere ibadet ettiğini sanıyorlardı. Çünkü önceleri de yanına azığını alıp uzun süre uzlete çekilerek ibadet etmek adetiydi. Ancak daha sonra dabbetu'l-arz denilen bir böcek bastonunu içten kemirince baston çöktü ve Hz. Süleyman (a.s.) da yere düştü. Böylece vefat ettiği anlaşıldı. Bu olayla birlikte cinlerin "biz gaybı biliriz" iddialarının tutarsız olduğu da ortaya çıkmış oldu. Bu rivayet Mescidi Aksa'nın inşası hakkında bazı bilgiler içerdiğinden vermekte yarar gördük. KUDÜS HAKKINDA Museviler, Hıristiyanlar ve Müslümanlarca kutsal kabul edilen ve Mescid-i Aksa’nın bulunduğu şehir Kudüs. Çeşitli kaynaklarda Yeruşalayim, Jerusalem, Uruşelim, Yerusalim, Makdis, Beyt-ül-Mukaddes, Beytül-Makdis, İlya ve Eyliya isimleriyle de zikr edilen Kudüs dünyanın eski şehirlerindendir. Kudüs şehrinin kimler tarafından ve hangi tarihlerde kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Nuh Aleyhisselamın torunu ve Ham’ın oğlu Ken’an’ın neslinden gelen Ken’anilerin kurduğu küçükbir şehir olduğu zan edilmektedir. Ülkenin doğu sınırı üzerindeki Lût Gölü(lut kavminin yaşadığı bölge)'nün 24 km batısında, Akdeniz'in de 50 km kadar doğusundadır. Şeria Irmağı'nın akaçlama havzasında bulunan kentte yazlar kuru ve sıcak, kışlar serin ve yağışlı geçer. KUDÜS TARİHİ Kudüs'ün fırtınalı bir tarihi vardır. Bir zamanlar Mısırlılar'ın yönetimi altında kalan kenti, İÖ 1000 dolaylarında ele geçiren Hz. Davud(as), Kudüs'ü Yahuda Krallığı'nın başkenti yaptı. Hz. Davud'un oğlu Hz. Süleyman(as) İÖ 957'de burada Kudüs Tapınağı'nı kurdu. Daha sonraki yüzyıllarda Kudüs birçok kez saldırıya uğrayarak yakılıp yıkıldı. İÖ 63'te Roma İmparatorluğu'nun koruması altına giren kentte büyük çapta bayındırlık girişimleri başlatıldı. Ne var ki, İS 66'da Romahlar'a karşı bir ayaklanma başlayınca kentin büyük bir bölümü Roma ordusunca yıkıldı. Yahudiler'in İS 132'de ikinci kez ayaklanışı üzerine Kudüs'ü yerle bir eden Romalılar, Yahudiler'in girmesinin yasak olduğu yeni bir kent kurdular. 614'te Sasaniler'in saldırısına uğrayan ve yeniden yıkılan Kudüs, Hz. Ömer'(RA) in halifeliği sırasında Müslümanlara’a geçti ve uzun süre bu himayede kaldı. 10. yüzyılda Fatımiler Kudüs'ü ele geçirdi. 130 yıllık Fatımi egemenliğinden sonra 1099'da kenti yağmalayan Haçlılar, Kudüs Krallığı'nı kurdu. 1187'de Selahaddin Eyyubi Kudüs'ü ele geçirdi(selahaddini eyyübinin daha genç yaşlarda şamda 3 adet minber yaptırması ve soranlara –‘Birgün kudüsü feth edeceğim ve bu minberlerin ikisini oraya (Aksa mescidi, Hz.İbrahim mescidine diğeri şamda emeviye mescidindedir) koyacağım der ve böylede olur gidince bu sanat harikalarınıda orjinal mekanlarında göreceğiz inşallah. 13. yüzyıl ortalarında Yahudiler yeniden kente gelip yerleşmeye başladı.1516'da Yavuz Sultan Selim'in Kudüs'ü almasıyla kent Osmanlı egemenliğine girdi. Kanuni Sultan Süleyman eski kentin surlarının büyük bölümünü yeniledi. 402 yıl barış ve husur içinde yaşayan kudus 1918'de İngiliz birliklerinin işgaliyle, İngiliz manda yönetimine bırakılan Filistin'in başkenti oldu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Birleşmiş Milletler Kudüs'ü uluslararası bir kent durumuna getirmeyi önerdi. Bu karara İsrail ve bölgedeki Arap devletleri karşı çıktı. 14 Mayıs 1948'de İsrail Devleti'nin kuruluşundan sonra İsrail, kentin batı bölümünü topraklarına kattı. Surlarla çevrili eski kent ve tarihsel Yahudi yapılarının bulunduğu doğu bölümü Araplar'ın elindeydi. 1950'de İsrail Kudüs'ün batısının ülkenin başkenti ve yasama organı knessefin merkezi olduğunu ilan etti. 1967'deki Arapİsrail Savaşı'nda, kentin 1948'den beri Ürdün'ün elinde olan doğu bölümü de İsrail'in eline geçti. İsrail bütün kenti başkent ilan etti. Ne var ki, başta Arap devletleri olmak üzere dünyada pek çok devlet bunu tanımadı. İsrail’e göre Kudüs başkenti diğer ülkelere göre Tel Aviv oldu. Eski Kent Sarp tepeler ve vadilerle çevrili yüksek bir düzlük üzerinde kurulu olan eski kent, kabaca her kenarı 1 km uzunluğunda bir kare biçimindedir. Dört yanını çevreleyen surların büyük bölümünü 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman eski surların üzerine yaptırmıştır. Eski kentte Müslüman, Hıristiyan, Ermeni ve Yahudi mahalleleri ile çok sayıda tarihsel yapı bulunur. Güneydoğu köşesinde Tapınak Dağı adı verilen yüksekçe bir düzlük vardır. Müslümanlar'ın Haremü'Şerif adını verdiği Tapınak Dağı'ndaki en önemli yapıt Hz.İbrahim'in kurban kestiğine inanılan Sahra (Haceri Muallak) adlı taşın üzerini örtecek biçimde yapılmış olan Kubbetü'sSahra'dır Tapınak Dağı'nın 25 metre batısında Kudüs Tapınağı'nın batı duvarlarının kalıntıları görülür. Ağlama Duvarı adı verilen bu kalıntılar, Yahudiler'in dua etmek için geldikleri kutsal bir yerdir. Hz. Muhammed(SAV)'in miraç gecesi göğe çıktığına inanılan Mescidi Aksa da Tapınak Dağı'nın güneyinde bulunur. Eski kentteki Hıristiyan kutsal yapıları arasında en önemli olanı Kutsal Kabir Kilisesi'dir. Kuzeybatıda bulunan bu kilise, Hz. İsa(AS)'nın çarmıha gerildikten sonra gömüldüğüne inanılan yerde yapılmıştır. Hıristiyan dinini kabul eden ilk Roma imparatoru olan I. Constantinus'un 330 yıllarında yaptırdığı bu yapı, daha sonraları birkaç kez onarıldı. Hz. İsa(as)'nın çarmıha gerilmeden önceki son saatlerini geçirdiği Zeytin Dağı eski kentin doğu surları dışındadır. Hıristiyan inancına göre Hz. İsa Zeytin Dağı'nın eteklerindeki Getsemani Bahçesi'nde tutuklanmış ve yargılanmaya götürülmüştü. Getsemani Bahçesi'nde başlayıp Kutsal Kabir Kilisesi'ne uzanan yolun, Hz. İsa(as)'nın çarmıhını sırtında taşıyarak geçtiği yol olduğuna inanılır. Modern Kudüs Hz. Muhammed (s.a.v)’in Mi'rac sırasında göğe yükselişin başlandığı yer olması ve ilk kıble Mescid-i Aksa'nın burada bulunması sebebiyle Kudüs, Müslümanlar için de kutsaldır. 19. yüzyıl ortalarına kadar Kudüs kenti tümüyle surların içinde yer alıyordu. O yıllarda eski kentin batısında Tel-Aviv Yafa'ya giden yol boyunca Yahudi göçmenlerin kurduğu yeni mahalleler gelişmeye başladı. Böylece Kudüs'ün batı bölümü yeni yapıların ve çeşitli işyerlerinin yer aldığı modern bir kent durumuna geldi. Kudüs'te elmas kesimi, basın yayın, mobilya, kimyasal madde ve dokuma sanayileri ön plandadır. Ayrıca turist ve hacı adaylarının çokluğu kentte turizmin gelişmesine yol açmıştır. Kudüs İbrani Üniversitesi'nde başka ülkelerden de gelen pek çok Yahudi öğrenci öğrenim görür.Şehrin önemi Kudüs; üç semavi din için de kutsal bir şehir olarak kabul edilir, Yahudiler Hz. Süleyman'ın tapınağının batı duvarının kalıntıları olan Ağlama Duvarı'nı kutsal mekan kabul ederler ve bu duvarın önünde dua ederek ağlarlar. Hz. İsa'nın gömülü olduğu yer olduğuna inanıldığından buraya inşa edilen kutsal doğuş (Holy Sepulchre ) kilisesi tüm Hristiyanlarca kutsal bir hac merkezidir.
<< Önceki Haber Ankara'dan direkt özel uçakla Kudüs'e Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER