Emanetçi Başbakanlar

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cuma, Mayıs 6 2016
Ahmet Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin hemen ardından Başbakanlık görevinden ayrılışı yakın tarihteki benzer olayları akıllara getirdi. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başbakanlığa getirdiği Yıldırım Akbulut’tan, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in görevini devrettiği Tansu Çiller’e kadar bu ilişki hep inişli çıkışlı oldu.
Türk siyasi hayatında Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki ilişkiler genellikle sorunlu oldu. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başbakanlığa getirdiği Yıldırım Akbulut’tan, yerine gelen Mesut Yılmaz’a, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in siyasete kazandırdığı ve görevini devrettiği Tansu Çiller’den, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e Köşk yolunu açan Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’e kadar bu ilişki hep inişli çıkışlı oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile anlaşamayarak görevine veda eden Başbakan Ahmet Davutoğlu bu sürecin son halkası.

Erdoğan’ın kararıyla geldi, Erdoğan’ın kararıyla gitti 

Parlak bir akademik kariyerin ardından siyasete AK Parti’de danışman olarak atılan Ahmet Davutoğlu, merdivenin basamaklarını hızla tırmandı. 2002 yılından itibaren Türk siyasetine yön veren önemli isimlerden biriydi. Ancak uzun süre aktif politikaya girmeyi reddetti. Danışman olarak kaldı. Yeni bir dış politika inşa etme hedefindeydi. Dönemin Başbakan’ı Erdoğan’ın dış politika başdanışmanı olarak Türk dış politikasına yön verdi. Türkiye’nin komşularıyla iyi ilişkiler kurmasını sağladı.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Köşk’e çıkmasının ardından Ali Babacan’ın kısa süreli Dışişleri Bakanlığı’nı takiben bu koltuğa oturdu. Meclis dışından Dışişleri Bakanı olan Davutoğlu, siyasi hayatının en parlak dönemini yaşadı. Geleceğin Başbakan’ı olarak görülüyordu. 2011 seçimlerinde ise Konya Milletvekili olarak meclise girdi. Yine Dışişleri Bakanı olarak görev üstlendi. Ortadoğu’daki Arap Baharı, Davutoğlu’nun rüzgarını tersine çevirdi. Komşularla kurduğu iyi ilişkiler yerini teker teker krizlere bıraktı. Suriye’deki iç savaş, Davutoğlu’nun “sıfır sorun” politikasının da iflası anlamına geliyordu.

“Yeni Osmanlıcılık” hayal olmuş, “Stratejik Derinlik” büyük bir dış politika çıkmazına dönüşmüştü. Bütün komşularla kavgalı bir Türkiye vardı. Özellikle Suriye’deki iç savaşa ilişkin öngörülerinin hiç biri tutmadı. Tü

Bu haberler de ilginizi çekebilir