Ankesör kumpası!

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) yönelik operasyonlarda "ankesörlü telefon" kaosu!

SHABER3.COM

Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesi'nin önceki haftalarda verdiği kararda ankesör/kontörlü aramaları için, “Her türlü şüpheden uzak, somut olgu, teknik verilerle tespit ve mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması.” ifadelerini kullanması gözleri Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) yönelik operasyonlara çevirdi. 

Temmuz ayında da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ankesör soruşturmalarında mesnet kabul edilen 217 sabit hattın veri havuzundan çıkarılması için Emniyet Genel Müdürlüğü'ne talimat verdiği ortaya çıkmıştı. 

ANKESÖRLER ASKERİ BİRLİK VE KIŞLA İÇİNDEYMİŞ

Nitekim söz konusu 217 hattın kamuya açık yerlerde değil, askeri birlik ve kışlalar içinde kullanılan ankesörlü telefonlar olduğu anlaşılmıştı. 

Odatv yazarı Müyesser Yıldız bugün yayımlanan makalesinde ankesör kaosuna dikkati çekti. 

Yıldız, Ankara'da ankesörden yargılanan bir askerin iddia edilen telefonların havuzdan çıkarılıp, çıkarılmadığının sorulmasını talep ettiğini, bunun üzerine mahkemenin de bir yazı ile Ankara Emniyet Müdürlüğü'nden bilgi talep ettiğini aktardı.

Makalede Emniyet Müdürlüğü'nün 19 Temmuz'da mahkemeye yolladığı cevaba yer verildi.

EMNİYET'İN CEVABI KAFALARI KARIŞTIRDI

İşte o cevap: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 3 Aralık 2018 tarih ve ...... talimat yazısı ile TEM Başkanlığı veri havuzundan çıkartılması istenilen sabit hat numaralarının ilimizce yürütülen soruşturmalar ile bir ilgisinin bulunmadığı, Müdürlüğümüzce sadece ilimizdeki sabit hatlar ve ankesörlü hatlara (1 Ocak 2011 tarihinden 31 Aralık 2017 tarihine kadar (471) hattın HTS kayıtları) yönelik çalışmaların öncelikli olarak yürütüldüğü... Sanık .... ..... isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ..... sayılı soruşturma dosyası kapsamında Ankara 3'üncü Sulh Ceza Hakimliğinin ....... tarih ve ..... sayılı kararı ile BTK'dan alınan sabit ve ankesörlü hatlara ait HTS verisi üzerinden HTS analiz işlemlerinin yapıldığı, sanığın arandığı belirtilen sabit hatların halen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının .... sayılı soruşturma dosyası kapsamında ilimizdeki çalışmaları devam eden sabit hatlar ve ankesörlü hatlara ait olduğu anlaşılmış olup...” 

Yıldız, karmaşa ve belirsizliğin mahkeme ile Ankara Emniyet Müdürlüğü arasında sınırlı kalmadığını vurguladı. 

Konu Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı'na intikal etti. TEM'den, bir kısım hatların veri havuzundan çıkarılmasıyla ilgili olarak bilgi ve belge talep edildi. 

Bu defa TEM, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na müracaat etti.

Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesi'nin kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Ankara'da ağır ceza mahkemesine yolladığı cevap TSK soruşturmalarında "ankesör" deliline dair şüpheleri artırdı.

HER SAVCILIK FARKLI TARİHİ ESAS ALIYOR!

"Bundan çıkan sonuçlar ne?" sorusunu yönelten Yıldız'a göre TSK'ya yönelik ankesör soruşturmasının kapsam tarihlerinde karmaşa var. 

Bazı savcılıklar soruşturmaları 2010, bazıları ise 2011'den başlatırken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2012 yılını esas alıyor. Bitiş tarihi olarak ise 2017 ve 2018 yılları telaffuz ediliyor.

"Veri havuzundaki değişikliğin neden yapıldığı açıklanmadığı için bunun 'hata'dan kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılamıyor." diyen Yıldız, "Bir şey olduğu, fakat bunun 'hata' olarak değerlendirilemeyeceği bildiriliyor." ifadelerini kullandı.

"BU TESPİT EN ÖNEMLİ DELİLİN ÜZERİNE GÖLGE DÜŞÜRMÜYOR MU?"

Yıldız'ın makalesinde şu tespitler dikkati çekti: "Havuz var, fakat bu sadece isteyen ilgili birimlerin sorgusuna açılıyor. Yani bazı Emniyet müdürlükleri havuzdan yararlanmadan, sadece kendilerinin belirlediği ankesör-kontörlü telefon hatlar üzerinde çalışma yürütüyor."

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yazısının soruşturma makamlarının uygulamaları arasında büyük farklılıklar olduğunu vurgulayan Yıldız, "İyi de başlı başına bu tespit bile en önemli delilin üzerine gölge düşürmüyor mu?" sorusunu yöneltti.
ÖNE ÇIKAN HABERLER