Eşi hapiste bir anneden vicdanlara mektup
⏱ Okuma Süresi 3 dk•Yayınlanma Cuma, Şubat 3 2017
İçimdeki acının büyük tarafı esasen kendimden ziyade masum yavrularıma bakıyor. Dört evladım var. İki erkek, iki kız. Hepsi de benim ciğerimden parça. Hangisine dokunsalar acıtıyor. Hem de her yanımı. Bugünlerde evimde tutuklanma endişesiyle eşi yurt dışına çıkan kız kardeşim de kalıyor. Üç yeğenimle birlikte. Yani evimizde şu an yedi tane çocuk var.
“Ben hep en kutsal mesleğin öğretmenlik olduğunu bilirim. Normalde puanlarımın sayısal değeri mühendis olmam için yeterliyken ben öğretmenliği tercih ettim. Öğrencilerim olsun istedim; onurlu, kararlarını kendi alabilen, aldığı kararların sorumluluğunu yerine getirebilen, saygıyı ve sevgiyi önemli bir değer olarak kabul eden, ayrım yapmadan her insanı sevebilen öğrenciler… Kimse bana böyle davranırsam bir gün terörist olacağımı söylemedi. 20 yıl bu duygularla yaptığım mesleğimin beni bir gün mahkûm durumuna düşüreceğini hiç düşünmemiştim. Yine de bana dünyaya tekrar gelirsen ne olmak istersin diye sorarlarsa fikrimi hiç değiştirmedim: Öğretmen.
Hapishanedeki eşimi ziyarete gittiğim vakit O gözyaşlarını içine, ben ise her zamanki gibi kucağıma döktüm. Yanımda çocuklarımın anlam veremediği bu mekânda.
15 Temmuz kara gün. Dün mü, bugün mü diye düşünmek istemediğim bir gün. Sonrasında hem benim, hem de eşimin çalışma izinleri iptal edilerek işsiz bırakıldık. Devletin kendi kurumlarının izniyle açılmış bu müesseselerde çalışmak bir anda terör suçu olmuştu. Hâlbuki daha düne kadar bizi suçlayan insanların çocukları bu okullarda, bu dershanelerde eğitim görmüş ve görüyorlardı.
Şimdi onlar, bize bu zulümleri reva görenler, ülkenin tüm istihbarat sistemleri emrindeyken ‘kandırıldık’ diyorlar. Bizimle ‘siz suçlusunuz, kanmasaydınız, aklınız yok muydu’ diyerek dalga geçiyorlar.
Bu da yetmedi bir sabah baskınıyla evimizin en mahrem yerlerine kadar girdiler. Utanmadan çekmecelerde duran iç giysilerimize kadar baktılar. Tutanakta evde suç unsuru bir delil bulamadıklarını ifade etseler de, çocuklarımın gözlerine baka baka babalarına kelepçe taktılar. Çocuklarım ağladılar… Ağladılar ama hiç bir şeyi durduramadılar. Arkasından giderek, ‘baba!’ diyen sesleri apartmanın koridorlarında hüzünlü bir haykırış olsa da kimseye seslerini duyuramadılar. Artık başlarını okşayan bir çift baba eli kilitlenerek, kokularından tanıdığı
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar
1.Bilal Erdoğan hakkında şaşırtan kulis! Meğer 'eşkal'i benzediği için...2.Gazeteci Baransu’dan Cemal Enginyurt’a sert tepki: “Yalan söylemeye hiç mi utanmadın?”3.Türkiye Gazze'ye neden yardım etmiyor? Erdoğan: Netenyahu izin vermiyor!4.50 bin kişiye daha af geliyor: Kimler yararlanacak?5.Mehmet Akif Ersoy 3 ay önce tövbe için Umre’ye gitmiş
6.Cezaevindeki Tayfun Kahraman hastaneye kaldırıldı7.Mahkemenin gerekçeli kararı: Saraçhane'de Gazeteciler ve protestocular anayasal haklarını kullandı8.Türkiye'de uygulanan ÖTV Japon otomobil devini zorladı9.Murat Ongun'un X hesabına ulusal güvenlik gerekçesiyle erişim kısıtlaması10.Karabük’te 80 yaşındaki kadın donarak hayatını kaybetti

NUMAN YILMAZ YİĞİT

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ
ÇOK OKUNAN HABERLER

Bilal Erdoğan hakkında şaşırtan kulis! Meğer 'eşka...

Gazeteci Baransu’dan Cemal Enginyurt’a sert tepki:...

Türkiye Gazze'ye neden yardım etmiyor? Erdoğan: Ne...

50 bin kişiye daha af geliyor: Kimler yararlanacak...

Mehmet Akif Ersoy 3 ay önce tövbe için Umre’ye git...


