'Gitme Üveyikim seni vururlar'

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Perşembe, Eylül 5 2019
''Ben gidiyorum Ya Resulallah!” dedi. Bunu sanki inler gibi söyledi. Sözcük yerine acı bir inilti sızdı dudaklarından. Bir zamanlar sen Mekke’den göçe zorlanmıştın ya... Şimdi ben tersini yapıyorum Dedeciğim! Medine’den çıkıp Mekke’ye, senin kovulduğun şehre gidiyorum. Bir zaman sana daraldığı gibi dünya şimdi de bana daralıyor.''

Gitme Üveyikim seni vururlar
HARUN TOKAK

Muharrem, kutsal adımları başlatan takvimin ilk ayı…

Bundan tam 1441 yıl önce…

Onca yıl sevgi, özlem ve ümitle yaşadıkları vatanlarını terk etmek zorunda bırakılan mazlum Müminler, evlerinin ışıklarını birer ikişer söndürerek Yesrib baharına doğru yol aldılar.

Dünya çapında köklü tesirleri olmuş büyük hareketlerin mensupları mutlaka bir hicret gerçeğiyle karşı karşıya kalmışlar. Yüce davalar asıl başarılarını, muvaffak oldukları bu hicret hâdisesinin sonrasında yakalamışlar.

Geçmişten bugüne değin yüce bir davanın idealist insanları, her ne zaman doğup büyüdükleri çevrede hor görülüp baskı ve yıldırma çabalarına maruz kalmışlarsa, yeni ufuklar aramak ve imanın kök salacağı başka gönüller bulmak için yollara dökülmüş, hicret gibi kudsî bir göçü hayata geçirmişler.

Muharrem ayı aynı zamanda asırları aşarak gelen bir hüznü taşıyor bağrında.

Bu hüznü bir yazıya sığdırmanın mümkün olmadığının farkındayım. En azından birkaç yazıya paylaştırmak istiyorum.

Suya Düşen Kan kitabından ödünç cümleler çokça yer alacak Muharrem yazılarında…

1955’te küçük bir Batı Anadolu köyünde doğmuş biri olarak, her on yılda bir ateşten gömlekler giyip çıkaran bir ülkede nice dönemler yaşadım, nice acılara şahit oldum.
Ama hiçbir dönemde bugünkü kadar Kerbela’yı andıranına şahit olmadım.
Olmadım ama umudumu da hiç yitirmedim. Bunda, çocukluğumun geçtiği o küçük köyde yaşadıklarımın büyük payı vardır.

Dağlar arasındaki o mütevazı köyde, seslerini çağlayanlar gibi duyurmak imkânından mahrum ama pes etmeyen, umudunu hiç kaybetmeyen ışık ruhlu ne kadar çok insanın, o çocuk ruhuma birer emanet gibi yükledikleri hakikatler, benim ve benim gibi nicelerine hayatın dar ve karanlık geçitlerinde yolları

Bu haberler de ilginizi çekebilir