GÖKKUBBEDE BAKİ KALAN BİR SES: YAVUZ BÜLENT BAKİLER

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazar, Ekim 5 2025
Paylaş
X Post
Samanyoluhaber.com yazarlarından Harun Tokak, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Yavuz Bülent Bakiler'i köşesine taşıdı.


GÖKKUBBEDE BAKİ KALAN BİR SES:
 YAVUZ BÜLENT BAKİLER
Neredeyse otuz yıl oldu.
Samanyolu Televizyonu’nun yüksek istişare kurulu toplantılarında Prof. Dr. Sabahattin Zaim, Yaşar Tunagür, Hayreddin Karaman, Erdoğan Tüzün, İhsan Kalkavan, Ali Osman Emiroğlu, Faik Bilgi, Yavuz Bülent Bakiler, Hidayet Karaca, Rıdvan Kızıltepe gibi simalarla bir araya gelir uzun uzun konuşurduk.
Her biri kar-kışı bütün dehşetiyle yaşamış bu insanların tecrübeleri, bilgi ve birikimleri bir yıldızlar topluluğu olan Samanyolu için taze bir ışık olurdu. 
Hocaefendi’yi Edirne’den İzmir Merkez Vaizliği ’ne tayin eden Yaşar Tunagür Hoca, onca yaşına rağmen heyecanından hiçbir şey kaybetmemişti. Cuma namazı kılabilmek için Ortaköy Camii imamının sokağa çıkıp cemaat aradığı günleri, Selimiye’nin ıpıssız yıllarını anlatırken gözleri dolardı. Yaşar Hoca, dini tahsilini Osmanlı’nın son devir âlimlerinden olan Hüsrev Hoca’dan almış. Onunla ilgili hatırasını anlatırken gözyaşları sel olup akardı: 
“Bir gün yine Hocamız Hüsrev Efendi’nin evine derse gitmiştik. Bahçede bir kazanda su kaynıyordu. Bir de tabut ve teneşir duruyordu. Hoca, her günkü gibi ders yaptı. Bir şey demedik. Ayrılırken ‘Hocam, bu ne haldir? Bahçede su kaynıyordu.’ deyince: 
‘Yok bir şey! Benim üniversiteye giden bir kızım vardı ya, dün vefat etti. Su, onun için kaynıyor, tabut ve teneşir de onun için geldi!’
‘İyi de Hocam, baştan söyleseydiniz, bugün ders yapmazdık.’ 
‘Hayır oğlum, ders aksamaz.’ 
Hüsrev Hoca, yaşı bir hayli ilerlemesine rağmen derslere devam ediyordu.
Fakat elleri titriyor, yazıları zor görüyordu. Sağlığı da iy