Topbaş'tan rant alanına dönen İstanbul'la ilgili özeleştiri

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Kadir Topbaş, başta tarihi yarımada olmak üzere bazı bölgelerde yaşanan imar yoğunluğunun önüne geçmek için imar hakları transferi uygulamasına gidilebileceğini söyledi.

Topbaş'tan rant alanına dönen İstanbul'la ilgili özeleştiri

Topbaş, "Bir özeleştiri olarak söylemek istiyorum. Sayın Başbakan'ımıza da söyledim bunu. İstanbul çok farklı bir kent, dünya mirası, 8 bin 500 yıllık geçmişi ile dünyaya karşı sorumlu bir kentte, kent yönetiminin biraz daha farklı olması gerektiği üzerinde durdum ve özellikle bir takım bakanlıkların, kurumların İstanbul'da plan yapma yetkisinin de kalkması gerektiğini söyledim. Tek yönetim, tek anlayış, tek noktada bu yetkiler toplanmalı." dedi.

Kentsel dönüşümü rant hesabı yada birilerine fırsat veren bir yaklaşım olarak göremeyeceklerini belirten Topbaş, İstanbul'daki bazı yapılar ile ilgili faturaların yerel yönetimlere kesildiğini ancak bunun doğru olmadığını belirten Topbaş, "İstanbul'a yapılan birçok yapının faturası yerel yönetimlere kesilmekte. Yerel yönetimler tarafından yapıldığı zannedilmekte. Bunların doğru olmadığını, bunu kalkıp da her yerde söylemek imkânımız olmuyor"

Başkan Topbaş, 'Şehrin Geleceği, Geleceğin Şehri isimli' toplantıda İstanbul'un yönetimi ve sorunları hakkında dikkat çeken açıklamalar yaptı. İstanbul'da kişi başına 400 metrekare alan düştüğünü ve bu alanın içinde çeşitli sosyal ve idari alanların da bulunduğunu belirten Topbaş, bu nedenli yatay bir mimarinin her yerde uygulanmasının zor olduğunu belirtti. Topbaş, "Bu 400 metrekarede ana akslar var, havaalanları var, statlar var, parka alanları var, sosyal donatı alanları var. Böyle bir yoğunlukta nüfusa cevap vermek için sizin şehrin yeşil alanlarını, ormanlarını, bölgelerini ve önemli akslarını ortaya çıkarmak için, bu kenti insan yaşamına uygun hale getirmek için tabii ki yatay bir mimariyi burada yerleşimde koymak da çok kolay değil. Bunun için belki bazı bölgelerde kaçınılmaz olarak yüksek yapılar ortaya çıkabiliyor. Ama bu yapılar ortaya çıkarken çevreye saygılı, rahatsız etmeyici, örneklerini dünyanın çeşitli yerlerinde gördüğümüz gibi bir örneklemeleri de alabilecek tarzda olmalıydı. Maalesef birçok plancımızın da dile getirdiği plansız süreci yaşadığı için, siyasilerin idarecilerin kendi bilgileri doğrultusunda düzenlenen bir şehir yol haritası ile karşı karşıya kaldık. Bugün ortaya çıkan sonuçlar bunun sonuçları olarak önümüzde durmakta." dedi.

Konuşmasında kentsel dönüşüm konusunda dikkatli olunması gerektiği uyarısında da bulunan Topbaş, "06.25 Kentsel dönüşüm bir yerde yeni bir yoğunluk ortaya çıkarmak anlamı taşımıyor. Bunu birçok farklı boyutlarda değerlendirmek gerekiyor. Orada saygılı, insan odaklı bir dönüşüm ve prensipleri ortaya koymak lazım. Yoksa orada bir rant hesabını ortaya koyan, birilerine fırsat veren ve daha da kenti yaşanmaz hale getirecek bir dönüşümü asla kabul etmemek gerekiyor. Çünkü şunu da biliyoruz ki getireceğiniz yoğunluk ile mevcut yaşam alanını ciddi anlamda riske etmekte." ifadesini kullandı.

TARİHİ YARIMADAYA İMAR HAKLARI TRANSFERİ
Topbaş'ın üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de özellikle tarihi yarımada gibi imar yoğunluğunun had safhada olduğu alanlara ilişkin yeni bir düzenleme düşüncesi oldu. Topbaş, imar hakları transferi olarak açıkladığı yöntemi şöyle açıkladı: "Belki bazı bölgelerde tarihi yarımada başta olmak üzere, yeni yoğunluklar getirme imkanınız olmadığına göre, hatta bazı noktalarda İstanbul'un mevcut imar haklarının çok daha üzerinde yapılanmalar ortaya çıkmış olduğu için, bu alanlarda mevcudu korumak atı bir değer verme imkanı olmadığı yerlerde belki de imar hakları transferi gibi bir sistem getirmek mümkün olabilir. Bunu bir yasal düzenleme ile oradaki imar haklarını bir başka yerde kullanabilecek bir fırsat olarak, değer olarak verilebilir."

İSTANBUL'DA TÜNELLERDE YAŞAYAN İNSANLAR GÖREBİLİRİZ
Topbaş, şehirlerin güvenlik sorunlarını ile ilgili değerlendirmelerde de bulunarak bilim kurgu filmlerine atıfta bulundu. Topbaş, kırsalda yaşayan insanların ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda büyük şehirlerin güvenlik sorunu ile karşı karşıya kalacağını belirten Topbaş, "Eğer kırsalda temel ihtiyaçlar karşılanmazsa, doğal kaynaklar dengeli kullanılmaz ve paylaşılmazsa gelecekte bütün büyük şehirlerde en büyük problemin başında, 2030 ve sonrasında şehirlerde güvenlik problemi ortaya çıkacak. Belki biraz abartılı olacak ama bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz gibi insanlar şehirlerde kanallarda yaşayıp göçmenler ve kaçaklar gece çıkıp yaşamlarını sürdürmek için bir takım hareketlere gireceklerdir." dedi.

BİRTAKIM BAKANLIKLARIN İSTANBUL'DA PLAN YAPMA YETKİSİ KALKMALI
Başkan Topbaş, eskiden beri devam eden İstanbul'daki yönetim anlayışının değişmesine ilişkin de bir özeleştiri yaptı. İstanbul'un farklı bir şehir olduğunun altını çizen Topbaş, "Bir özeleştiri olarak söylemek istiyorum. Sayın Başbakan'ımıza da söyledim bunu. İstanbul çok farklı bir kent, dünya mirası, 8 bin 500 yıllık geçmişi ile dünyaya karşı sorumlu bir kentte, kent yönetiminin biraz daha farklı olması gerektiği üzerinde durdum ve özellikle bir takım bakanlıkların, kurumların İstanbul'da plan yapma yetkisinin de kalkması gerektiğini söyledim. Tek yönetim, tek anlayış, tek noktada bu yetkiler toplanmalı. İstanbul'a yapılan birçok yapının faturası yerel yönetimlere kesilmekte. Yerel yönetimler tarafından yapıldığı zannedilmekte. Bunların doğru olmadığını, bunu kalkıp da her yerde söylemek imkânımız olmuyor. Kent bütünlüğünü tek otorite ile katılımcı ama beraberce bir şeffaf yönetim anlayışı ile geleceğini hazırlayabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Zaman
<< Önceki Haber Topbaş'tan rant alanına dönen İstanbul'la ilgili özeleştiri Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER