Güvercin ürkekliği!

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Ağustos 7 2017
Anneler ve bebeklerine bir güvercin ürkekliğinde olduklarını bilerek şefkatle yaklaşalım.
Toprağı bol olsun Hrant Dink’in öldürülmeden hemen önce yazdığı yazının ana teması idi. Ve Dink şöyle diyordu yazısında: “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.” 

Ne kadar naif ve içten cümleler değil mi?

Gerçekten de kültürümüzde başta güvercinler olmak üzere, kuşlara ve hayvanlara ayrı bir ihtimam ve şefkat gösterilir. Eski evlere bakarsınız pek çoğunda güvercin evleri olduğunu görürsünüz. En yokluk zamanında bile Anadolu insanı rızkını güvercinlerle paylaşmayı adet edinmiştir. 

Bu sebeple günümüzde özellikle sıcak yaz günlerinde kuşları düşünüp evlerinin penceresine bir tas su koyan insanları gördükçe çok mutlu oluruz. 

Ancak güvercinler başta olmak üzere hayvanları sevmek, kapının önüne bir tas su koymak ya da ağaca tırmanmış inemeyen bir kediyi itfaiye aracılığıyla indirmek değildir. 

Bir kere onlara yaşam alanı açacaksınız. 

Biz ise korkarım ki tam tersini yapıyor ve doğal yaşam alanlarını hızla daraltıyoruz. Bu nedenle her yağmur ya da kar sonrası korkutucu metropol manzaraları çıkıyor karşımıza. 

Hayvanları sevmekten geçiyor insanları sevebilmek. 

İşin içine devlet girince bir şey değişmiyor. 

Hayvanlarını seven devlet vatandaşlarını da seviyor. 

Tersi de doğru tabi; hayvanlarına kötü davranan devlet insanlarına da kötü davranıyordur. 

Hrant Dink yukarıdaki satırları kaleme aldıktan kısa süre sonra katledildi. Ürkek de olsa yaşayan güvercine kıydılar... 

Dokundular güvercinlere… Hayatıyla ödedi maalesef yanılgısını.

Geçtiğimiz gün değerli gazeteci Emin Çöl

Bu haberler de ilginizi çekebilir