EN SON HABER: (02:02) İzmir Emniyeti'nde atamalar ya...     EURO: 1,8860 - 1,8870    DOLAR: 1,2050 - 1,2060
 

'HATIRLA SEVGİLİ'DE TARAFSIZ OLAMADIM'

Tartışılan dizinin senaristinden itiraf!Tartışılan dizinin senaristinden itiraf!
Hatırla Sevgili'nin senaristi Nilgün Öneş, dizinin bitmesine üç bölüm kala yapılan röportajda 'tarafsız olamadığını' söyledi.

Bir senaryo ustası olarak, işin matematiğini, duyguların kimyasını, seyircinin nabzını elinizde tutmayı ne kadar becerseniz de hayatın o muhteşem senaryosu karşısında yazdıklarınızın karikatür gibi kaldığını hissediyor musunuz?

Çok güzel bir soru. Bazen kendimi senaryodaki bir karakter gibi düşündüğüm olmuştur. Ben şimdi bunu söyledim. Karşımdaki bana ne söyleyecek? Buradaki bilinmezliği çok mükemmel bir senaryo yazarının yazdığını düşünüyorum. Siz yazarken taklit ediyorsunuz hayatı. Kurduğunuz dünyada ne biriktirdiyseniz onu sunuyorsunuz. O yüzden de çok sınırlı oluyor. İyi bir senaryo yazmak için ömrümün yetmeyeceğini düşünüyorum.

Hayatın matematiği ile dizinin matematiği hangi açılardan farklı?

Hayatın matematiği sizin kafanızdaki matematikle hiç uyuşmuyor. Mesela ben sekiz buçuk yaşında annemi kaybettim. Normal koşullarda bir senaryo yazarı olarak bu olayı daha ileri bir tarihe atardım. Ama o çok erken geldi benim başıma. Birçok arkadaşımın hayatında da tam tersi oldu. Başlarına sıra dışı bir şey gelmeden bu yaşlara kadar gelebildiler. O da sıra dışı bir matematik bence. Çünkü senaryo matematiğinde birtakım iniş çıkışlara ihtiyacınız var.

Kendi yaşam senaryonuzun neresindesiniz?

Ortalarında. Yapacak şeylerim var çünkü. 30 yaşında bir kızım var. Ressam. Onun hayatını izliyorum. Beni heyecanlandırıyor oraya doğru bakmak. Sonra ülkeye bakmak. Bu her zaman derdim oldu benim. 78 döneminde örgütlü bir hayatım oldu.

Hangi örgütte?

TDKP. 68'de THKO olan grubun 78'de ismi bu oldu.

Hatırla Sevgili'de hangi karakter sizsiniz?

Orada çok parçam var. Mesela Yasemin benim gibi Güzel Sanatlar'da okudu. Ben aslında grafik tasarımcıyım. O resimle haşır neşir olmak Yasemin'de duruyor. Defne'de işin siyasi tarafı ve o dönem benim düşündüklerim duruyor.

Eylem olarak benzer şeylerde bulundunuz mu?

Defne 68'de hareketliydi. 78'de artık bir çocuğu vardı. Ve iş sahibiydi. Ben 78'de daha çok yazıp çizen, pankartları hazırlayan bir konumdaydım. Silahlı eylemde hiç bulunmadım. O hiçbir zaman yapamayacağım bir şey benim. Şiddet beni çok irite ediyor. Dizide de bir anlamda şiddeti eleştirmeye çalıştık. Fakat öyle şeyler yaşanmış ki o hep geri planda kaldı. Şimdi finalde derdimiz buydu gibi bir son söz yazmak istiyorum.

Bir parçanız da Işık'ta var mı?

Tabii. Işık'ta da, oradaki özel ilişkilerde var benim bir parçam. Sadece ülkücü biriyle birlikte olmak anlamında değil. Ama o yaşadıkları ayrılığı, hani biriyle koparsın ama kopamazsın sürecini ben de yaşadım. Karakterleri konuşturmak terapi gibi bir şey. Diyelim ki Yasemin olarak bir şey söylüyorum. Sonra Yasemin'in içinden çıkıyorum Ahmet oluyorum. Ahmet olarak bir şey söylemeye başlıyorum. Bu hem sizin içinizde olan öfke, sevgi, aşk işte bin çeşit duyguyu dışarı çıkarıyor. Ve biraz kendizi görmenize de neden oluyor.

Terapi değil, aslında şizofrenik bir şey bu.

Çok.

Hayatınız boyunca bir sürü senaryo yazdınız. Ve devam edeceksiniz. Acaba ne tahribat yapmıştır sizde?

Kalabalık yaşıyorum. Yani o karakterler hep kafamın içinde konuşup duruyorlar. Ama bir yandan da insanları kırmamak için söyleyemediğim şeyleri söyleyebilirler. Bu anlamda da iyi bir şey. İnsanları üzme duygusu ve o suçluluk duygusu çok baskın bende.

Senaryo kısaca arzu ve engel olarak formüle edilebilir. Bu temel çatışma sizin hayatınızda neye tekabül ediyor?

Çocukluğumdan beri hem yazabiliyordum hem çizebiliyordum. İç mimari okudum ama grafik tasarımı yaptım yirmi sene kadar. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile senaryo yazmaya başladım. Becerilerimi kullanabildim. Bir kızım olsun istiyordum. O da oldu.

Hatırla Sevgili'nin senaryosunu tek başınıza yazıyormuşsunuz doğru mu?

Evet. 90 sayfalık senaryoyu ben yazıyorum.

Niye üç kişinin adı var?

Hikayeyi birlikte çalıştığım iki arkadaşım var. Oturuyoruz, bir bölümün hikayesini konuşuyoruz. Bir kişi onu senaryo taslağı haline getiriyor. Sonra ben onun üzerinde çalışmaya başlıyorum. Bir bölümü yazmak dört günümü alıyor. Sonra danışmanlara yolluyorum. Danışmanlardan gelen önerilerle değişiyor ve yeniden yazılıyor. Sabah erken kalkarım. Kahvaltı edip otururum bilgisayarın başına. Akşama kadar çok disiplinle çalışırım. Üç bölüm sonra bitiyor. Büyükada'da başladık. Büyükada'da bitiriyoruz. Bir kısmı mutlu son, bir kısmı da ileriye dönük mutlu son olacak. Herkesi memnun etmeye çalışıyorum. Benim içimde öyle bir şey var. Özellikle sevdiğim insanları mutlu etmek için kendimden fedakârlık yapabilirim.

Öyleyse bir parçanızın da Necdet'te olması lazım. Hem politik açıdan hem de Yasemin için yaptığı fedakarlık açısından.

Evet ben onun politik görüşlerini çok beğeniyorum. Derin devleti araştırıyor. Müdanaasız ve cesaretli. Ve iktidar karşıtı. İktidarda olunca insanların temiz kalamayacağını ifade etti. Bu yüzden de hiçbir tarafı tutmadığını, ne CHP'li, ne Demokrat Partili olduğunu söyledi. CHP'li olmasının nedeni de bu haksızlıklara karşı etkin bir noktada olabilmekti.

Hatırla Sevgili'de biraz fazla taraf olmadınız mı?

Tarafsız olmaya çalışıyorum. Kendimi paralıyorum. Bütün görüşlere yer vermeye çalışıyorum. Geriye çekilip tepeden bakmaya çalışıyorum. Ama mümkün değil ki, ben bir tarafım. Amcam da dayım da İşçi Partisi üyesiydi. Onlarla aynı fikirde bir babanın çocuğu olarak benim çocukluğumdan beri bir görüşüm vardı. Diziye de bunu yansıttım tabii.

Sağ kesimi, sol kesim kadar vermediniz. Bir tek Yaşar ve Metin'le iş bitti mi? Çünkü orada da çok büyük dramlar yaşandı.

Doğru, yaşandı. İşin konsepti Türkiye'deki darbeler ve sonuçlarıydı. Böyle olunca zaten yol belli oldu. Biz THKO'nun içinden gideceğiz. THKPC bile değil. Çünkü Deniz'ler asıldı. Daha önce Demokrat Parti'yi anlatacağız. Daha sonra da Erdal Eren'in idamını göreceğiz. Yaşı küçük asıldığı için. Ama ondan önce bir sağcı, bir solcu asıldı. Onları göreceğiz. Şimdi yol böyle olunca ister istemez sol grupların içinde durduk. Ama bir şekilde Yaşar ve Metin kanalıyla da biraz o tarafı vermeye çalıştık. Ama dediğiniz gibi o kuvvetli olmadı.

İki kesim eşit verilemez miydi?

Yaşar ile Işık'ın hikâyesi başlı başına bir dizi projesi olabilir. O zaman Yaşar'ın ağırlıklı olarak kendi dünyası ve kendi siyaseti, Işık'ın etrafında olanlar böyle paralel bir şekilde gelir ve o çatışmaları oluşturur. Ve çok da güzel olur. Ama bu başka bir proje.

Ama Ergenekon her iki grubu da kullandı. Artı sağcılar da büyük işkence gördüler.

Evet. Şimdi onu Mamak'ta göreceğiz zaten. Ergenekon ismi de ilk 79'da anılıyor biliyorsunuz. Kullandık biz geçen bölümde. Dizinin başka eksikleri de vardı. Mahir Çayan'ı da daha detaylı anlatabilirdik. Ama bunların hepsi biraz belgesele doğru kaydırırdı. O da bir dizi olmaktan çıkardı artık.

Hatırla Sevgili'nin sonuçlarından biri de Deniz Gezmiş'in Che Guevara gibi bir pop ikonu haline gelmesi oldu. Deniz Baykal bunca yıl sonra, Deniz Gezmiş'i andı.

Başka şeyler de oluyor. 6 Mayıs'ta Ankara'daydım. Deniz'leri anma törenindeydim. Kabristanda inanılmaz bir kalabalık vardı. Ve bu sene böyle olduğunu söylediler.

Orada liseli gençler çoktu. Onlar için kahraman eksikliği varmış meğer. Pop ikonu bile zayıf bizde. Şimdi bir şey çıktı karşılarına ve ona tutundular. Mesela Deniz Gezmiş rolünü oynayan arkadaşımız Barış da oradaydı. Onu Deniz Gezmiş zannediyorlardı. Resim çektirenler, anneler babalar. Gençler. Kıyamet koptu. Bir panele katıldık. Panel inanılmaz kalabalık oldu.

İçi boş bir ilgi bu belki.

Belki şu: Biraz politikadan uzak bırakılmış bir gençlik var. Bir kısmı öyle değil ama genel olarak bizlerin gençliğimizde yaşadığımız gibi değil. Şimdi bu dizi ile birlikte o dönemlerin başkaldıran gençliğini gördüler. Onlar da başkaldırmak istiyor. Nasıl yapıyor onu? Annesiyle babasıyla tartışarak. Arkadaşlarıyla kavga ederek. Okulda birtakım çıkıntılıklar yaparak. Saçını kırmızıya boyayarak. Burada başka bir şey gördüler ve etkilendiler. Bana sorarsanız dizinin etkisi bittikten sonra sönecek bu. Aralarında Deniz Gezmiş fanları olacak. Ama bu kadar yaygın olmayacak artık. Her şey çok çabuk tüketiliyor. Bu da tüketilecek.

Dizi filmler sahteliği pekiştirmekten başka ne işe yarıyor Allah aşkına? Dizi filmleri hayatımızdan çıkarıp atsak, sinema bizim neyimize yetmez?

Yeter tabii. Hele de şu andaki koşullarda. Her hafta bir film senaryosu yazıyorum aslında, 90 dakika. Bunun titizlenerek yazılması mümkün değil. İzlerken bunu nasıl yapmışım diye masanın altına girdiğim birçok durum oluyor. Çok sinirleniyorum. Ama mümkün değil. Zamanla yarışıyorsunuz. Süre çok uzun. Amerika'da sekiz bölümlük diziler var. Hatırla Sevgili daha kompakt bir şekilde on üç bölüm yapılabilirdi.

Keşke bir kanun çıksa diziler on üç bölümü geçmeyecek diye.

Aynen. On üç bölümle ve en fazla 60 dakika ile sınırlanmalı.

Dizi filmler kalksa tümden, nasıl olurdu hayat?

Bence daha güzel olur. Belki o televizyon bağımlılığından da bir parça kopmuş oluruz. Çünkü ne olacak sonra deyip oturup seyrediyor insanlar. Dizi filmler kalksa biz de film senaryoları yazarız. Çok da güzel olur.

Ama diziden de çok para kazanıyorsunuz.

Para kazanıyoruz ama bütün enerjimizi filme versek, bu tempoda çalışsak senede birkaç film senaryosu yazmak mümkün. Onunla da geçinir insanlar. İlla böyle yüksek ücretler alınması gerekmiyor. Hem televizyonların hem sinemanın şu andaki bulunduğu yerden daha yüksek noktalara taşınması gerektiğini düşünüyorum. Eğer diziler özel olarak bir şey anlatmıyorsa, bir derdi yoksa olmasın daha iyi. Mesela bakıyorum, coğrafyadan kopuk, havalarda yaşayan birtakım aşk hikâyeleri görüyorum. Onlar nerede yaşıyorlar, hangi ülkedeler bilmiyorum.

NURİYE AKMAN - ZAMAN


18.Mayıs.2008 11:43:03
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[26 adet yorum gelmiştir] TÜMÜNÜ GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ    
Mine 19.Mayıs.2008 12:41:16
o dönemler
annemizin babamızın sıkıntılı geçirdiği, solcuların modern bir şekildeo kullarına giderek öğretmen doktor avukat gibi meslekler edindiği, bazı tutucu ailelerin ise özellikle kız çocuklarını okutmadığı, erkek evlatlarını ise kurduğu işyerininasıl olsa varisi olduğu için o işleteceğinden ilkokuldan sonra ticaret için yanına çektiği bir zihniyette, baba emekli maaşlı anne maaşsız gül gibi geçinip gidiyoruz. büyükler isim yapmayınca çocuklara çok iş düşer ççookk
kurtlar 18.Mayıs.2008 22:51:10
kurlar vadisi
kurtlar vadisi derim başkada bişey demem
SİNEM 18.Mayıs.2008 21:19:51
KÖPRÜYÜ UNUTMAYALIM....
BENCE KÖPRÜ DE MÜKEMMEL BİR DİZİ. HATIRLA SEVGİLİ ADNAN MENDERESİ KULLANDI BENCE. BEN O BÖLÜMLERİNİ BEĞENİYORDUM.ŞİMDİ ÇOK YANLI DAVRANIYOR.....
Latif 18.Mayıs.2008 20:36:50
TEK TÜRKIYE
IBRAHIM KARDESE AYNEN KATILIYORUM TEK TÜRKIYE VE KURTLAR VADISI PUSU
İbrahim 18.Mayıs.2008 18:57:49
TEK TÜRKİYE
Benim dizim Tek Türkiye...
MerVe 18.Mayıs.2008 17:31:37

Dizi başlayınca hayran kalmıştım.Bölümleri kaçırmadan takip ediyordum.Ancak bu heyecan özellikle 2.senesinde hüsrana dönüştü.Çok başarılı bir dizi olabilirdi.Solcuların dizideki hakimiyeti diziyi seyretmeme neden oldu.Ama solcuların acımasız taraflarını da öne çıkardı dizi.Sürekli çatışma sürekli hırs ve intikam peşindeler.Soğuk yüzleriydi aslında dizide yansıyanlar.Çok başarılı olabilecek bir yapıt böyle harcandı.Yazık oldu.Neyse ki TEK TÜRKİYE gibi büyük yapıtlar bizlere gerçekleri sunuyor.Ancak TEK TÜRKİYE dizisinin son bölümlerinde bir kalite düşüşü yaşanıyor.Umarım en az hasarla eski günlerine dönerler.
resul 18.Mayıs.2008 17:13:57
kim izler bu filimi
cevrem genistir size garanti ederimki bu filimi tanidigim kimse izlemiyor,
ergun 18.Mayıs.2008 17:06:21
izlenmiyor
izlenmiyor artık nedeni ise ; zaten yukarda anlatmış
umit 18.Mayıs.2008 15:56:21
Nostalji
Artik iflas etmis bir ideolojinin yeniden canlandirilip populer hale getirilme gayretinden ibaret bir dizi. tarafli oldugu iciin de biraz provakatif bence.
Nedense bu filmdeki solcularin hemen hepsi zengin burjuva denebilecek bir kesimden. Yani tuzu kurularin yuzeysel atip tutmasi.
Yasar en az NEcdet kadar guclu islenmeliydi ama adam Ahmet icin bicaklandiginda bile hic onemsenmedi. Ali dyak yiyip gelince yahut denizin burnu kanasa kiyametler koptu. Aslinda izlemmek gerekir ancak o donemleri yeni nesile anlatan dogru durust bir yapim olmadi simdiye kadar
cemal 18.Mayıs.2008 15:44:33

ARKADAŞLAR BU GİBİ DİZİLERİ İZLEYEREK BU DİZİYİ YAPAN VE YAYINLAYANLARA PİRİM VERMEMEK LAZIM BÖLÜCÜLÜĞÜ MEŞRU BİR OLAYMIŞ GİBİ GÖSTERMEK VE HATTA O DÖNEMİ HAKLI ÇIKARMAK BENCE BU DİZİNİN AMACI TAM TÜRKİYENİN BULUNDUĞU ŞU DÖNEMLERDE BÖLÜCÜ HAREKETLERİ DAHADA ARTIRMAK ONUN İÇİN BEN BU DİZİYİ YAPAN VE BÜTÜN DİZİNİN OLUŞMASINDA EMEĞİ GEÇEN HERKESİ KINIYORUM ARKADAŞLAR MÜMKÜNSE İZLEYİPTE PRİM VERMEYELİM
 
DİĞER BAŞLIKLAR
Temmuz 25 İzmir Emniyeti'nde atamalar yapıldı
Temmuz 25 Yağmurdereli'den güzel haber var
Temmuz 25 Kredi kartlarında son karar - İZLE
Temmuz 25 Gizli tanıklara FBI modeli koruma
Temmuz 24 Ergenekon'da sürpriz gözaltı
Temmuz 24 Obama, birlik çağrısında bulundu
Temmuz 24 Polis noktasına roketatarlı saldırı
Temmuz 24 Ne olduysa golden sonra oldu - İZLE
Temmuz 24 PKK'ya ait 13 hedefi böyle vurduk
Temmuz 24 Gaziantep'te iş kazası: 1 ölü
 

Yağmurdereli'den güzel haber var
Kredi kartlarında son karar - İZLE
Gizli tanıklara FBI modeli koruma
İzmir Emniyeti'nde atamalar yapıldı
ŞOK! Albay Öz fena yakalandı
Başbakan'ın asla kızmadığı istek
İşte KEY'de ödeme tarihleri
Radikal yazarı ağzındaki baklayı çıkardı
Mahkemeden SKANDAL karar
Akıllara durgunluk veren ilişki !
Ahmet Böken
ERGENEKON NEDEN KORKUYOR?
Belki de gerçek karanlıkla savaşın en zor kısmı şimdi başlıyor...
A.Abdulkadiroğlu
SİZİ GİDİ SAHTE DEMOKRATLAR
Gizli bağlantılar deşifre oldukça bazılarının suratındaki salağa yatan gülümseme aslında ‘şapa oturduk’ diyor.
Savaş Genç
ANAYASA MAHKEMESİ BİR PARTİYİ Mİ BİR DEVRİ Mİ KAPATACAK?
Anayasa mahkemesi tarihi bir kararın eşiğinde duruyor.
Erhan Topal
HEPSİ DE TESADÜF MÜ?
Memlekette garip şeyler oluyor.
Fehmi Koru
MAKULÜ YANLIŞ YERDE ARAMAK
Elimizde kalem, ya da önümüzde bilgisayar var diye ayrıcalıklı kişiler sayılır mıyız?
Hüseyin Gülerce
ERTUĞRUL ÖZKÖK'E AÇIK MEKTUP
Sayın Özkök,Doğan Grubu medyanın, özellikle yayın yönetmeni olduğunuz Hürriyet gazetesinin ülkemiz, insanımız ve demokrasimiz için önemini bilenlerden biriyim.
Ahmet Taşgetiren
SALDIRI MI KIŞKIRTMA MI?
Acaba orduya yönelik kışkırtma mı var, yoksa saldırı mı?
Hasan Cemal
İSTİKRAR VE YUMUŞAMANIN İLK ADIMINI MAHKEME ATACAK MI?
Bakın, Türkiye’de istikrar diyorsak, yumuşama istiyorsak...