EN SON HABER: (01:00) Ve Avrupa'nın en büyüğü ManU-İ...     EURO: 1,9540 - 1,9550    DOLAR: 1,2420 - 1,2430
 

ŞENER'DEN BİR GARİP 'OPERASYON' YORUMU

Abdüllatif Şener operasyonu beğenmedi
Abdüllatif Şener: İnsanlar iyiyi takdir ederler ama bir bakıyorsunuz kötünün peşinden gidiyorlar...

Akdeniz Üniversitesi Ekonomi, Girişimcilik ve Kariyer Topluluğu'nun davetiyle, ''Türkiye'nin Ekonomik ve Güncel Sorunları'' başlıklı bir konferans veren TOBB-ETÜ Öğretim Üyesi, eski başbakan yardımcılarından Doç. Dr. Abdüllatif Şener, Türkiye ekonomisini tartışırken küreselleşmenin getirdiği değişimi ve ekonomik dönüşümü de yorumlamak gerektiğini söyledi.

Küreselleşmeye rağmen her ülke ekonomisinin kendisine özgü nitelikleri olduğunu ifade eden Şener, ekonomi politikalarını yürütenlerin küreselleşmenin yarattığı dinamikleri yönlendirmek ve aynı zamanda küreselleşmenin yarattığı maliyetlerden de ülkelerini korumak zorunda olduğunu söyledi.

Türkiye'de 2002'den bu yana uygulanan ekonomi politikalarını değerlendiren Şener, bu yıllarda, Türkiye'de milli gelirin arttığını, enflasyonun uzun yıllar sonra tek haneli rakamlara indiğini, ihracatın arttığını vurguladı. Buna karşın, ekonominin bunlardan ibaret olmadığını ifade eden Şener, ''Bazı önemli olumsuz görüntüler de vardır. Mesela, toplam talebin artış oranında önemli düşüş var'' dedi.

Özel sektörün yatırım kapasitesinde azalma yaşandığına da dikkati çeken Şener, 2002-2006 yılları arasındaki yüksek büyüme oranının 2007'nin 3. çeyreğinde düştüğünü kaydetti. Enflasyonun tek haneli rakamlara inmesinin sevindirici olduğunu dile getiren Şener, ''kemer sıkma'' politikaları ve kur düşüşüne rağmen, yüzde 4-7 aralığından aşağı inememesini de olumsuz olarak değerlendirdi.

Şener, 2002 sonrası itibariyle ekonomide olumlu makro ekonomik göstergelerle birlikte başarı zafiyeti gösteren noktalar olduğunu belirterek, ''Son 4-5 yıldır Türkiye yüzde 7,5 oranında büyümüştür. Türkiye, çok partili döneme geçişten sonra yıllık ortalama 4,5 büyürken, büyüme oranı son yıllarda 7,5 olmuşsa bu bir başarıyı gösterir. Ama mutlak anlamda büyüme göstergelerine bakarak, 'başarılıyız diyebilir miyiz?' Erken hüküm vermemek lazım'' diye konuştu.

-ÖZELLEŞTİRMELER-

Şener, daha sonra öğrencilerin sorularını cevaplandırdı. Bir öğrencinin özelleştirme politikasıyla ilgili sorusu üzerine Şener, ''Ben özelleştirmelere karşı değilim. Özelleştirmenin ekonominin rasyonelleşmesi anlamına geldiğini düşünüyorum'' dedi.

Özelleştirmeye karşı olmanın doğru ve sürdürülebilir bir politika olmadığını savunan Şener, buna karşın stratejik kurumların özelleştirmesine karşı olduğunu ifade etti. Şener, 5 yıllık bakanlığı döneminde hiç bir özelleştirme kararına imza atmadığını belirterek, ''Galataport'un sekretaryasını yapan DPT bana bağlı olduğu için, ben imzalamadım, hiç bir bakanın da imzasına açmadım'' diye konuştu.

Türkiye'ye yabancı sermayenin hazır kapasiteler ve hizmet sektörü için geldiğini anlatan Şener, şöyle devam etti:

''Yeniden yatırım yapmak için gelmiyorlar. Hazır bir fabrikayı, birisi, başka birinden aldığından buna yatırım denmez. Şimdi bunun adı yatırım oldu. Yabancı sektör hizmet sektörüne de girdi. Bunlar kar marjları yüksek sektörlerdir ve paranın tamamının içeriden kazanıldığı sektörlerdir. Dışarıdan döviz getiren sektörler değildir.''

Türkiye'de bankaların yüzde 50, sigorta şirketlerinin de yüzde 90'ının yabancı sermayede olduğunu dile getiren Şener, özelleştirmede sıranın Milli Piyango, otoyollar ve köprülerde olduğunu vurguladı. Bu özelleştirmelerin tamamında, yabancı sermayenin paranın tamamını Türkiye'de kazanarak, dövize çevirip transfer edeceğini öne süren Şener, ''Yani cari açığa yapısal bir unsur ekleyecek'' dedi.

Şener, bu durumda 2002 yılında 89 milyon dolar olan yabancı yatırımcının kar transferlerinin 2007'de 2 milyar dolara yaklaştığını belirtti.

-''JR'' BENZETMESİ-

Şener, bugün bazı gazeteci ve siyasetçilerin gözaltına alınmasıyla ilgili bir soru üzerine, çok sayıda basın mensubunun kendisini aradığını söyledi. Şener şunları söyledi:

''Basında büyük bir kaygı olduğunu hissettim. Hepsi telaşlı. 'Bu neyin nesi?' 'Bu nezakete uygun düşüyor mu?', 'Yılların deneyimli bir köşe yazarını gece 04.00'te baskın yapılarak, evinden alınıp götürmeye gerek var mı?, 'Daha nazik şekilde çağrılsa zaten ifadesini verirdi değil mi?' diye sürekli beni test ettiler. Olayı yorumlamakta zorluk çekiyorum., Ama Türkiye bir hukuk devleti ve kurumlar var, kurallar var. Kurallara rağmen kuralları kötü işletebilirsiniz. Kötü işlettiğiniz zaman kamuoyunda büyük rahatsızlıklar ortaya çıkar.''

Birlikte çalıştığı bir dekanın derslerini ''İyi insan olun, iyi vatandaş olun'' diyerek açtığını anlatan Şener, iyi vatandaşın yasalara uygun hareket ettiğini vurguladı. İyi vatandaş olup, yasalara uygun yaşamanın yetmediğini, aynı zamanda iyi insan olmak gerektiğini anlatan Şener, ''Çünkü yasalarla zulmetmek mümkündür. Yasaların boşluklarından yararlanıp haksızlık yapmak mümkündür. Onun için bir yasayı uygularken dahi vicdan sahibi olmak lazım'' dedi.

Dekanın bu durumu anlatırken Dallas dizinin 'JR' karakteriyle örnek verdiğini anlatan Şener, bu karakterin de iyi bir vatandaş olduğunu, çünkü yaptığı her işi kanuna uydurduğunu vurgulayarak, ''Ama JR iyi bir insan değildir. Kanunların boşluklarından yararlanmak suretiyle yapmadığı hile, kurmadığı tuzak kalmamıştır'' diye konuştu.

-''SEVİMSİZ GÖRÜNTÜ''-

Hukuk devletinin kuralları, kurumları olduğunu ve bu kurallara göre işlem yapıldığını dile getiren Şener, ''Ama uzaktan fotoğrafa baktığımız zaman bu işlemler böyle yapılmalı mıydı? sorusunu ister istemez soruyoruz.'' dedi.

Olayları cep telefonuna gelen mesajlarla takip ettiğini vurgulayan Şener, ''Sevimsiz bir görüntü izlenimi veriyor fakat fazla bir değerlendirme yorum yapmak istemiyorum. Yargının bağımsızlığı var'' diye konuştu.

Şener, ''Ama sonunda apar topar giden kimliği, statüsü bilinen insanlar 'bunda bir şey yokmuş' diye bırakıldığında buna herkes üzülecektir. O nedenle işin, nezakete uygun, ölçüye uygun yürütülmesini dilerim'' dedi.

Şener, siyasete girip girmeyeceğiyle ilgili bir soru üzerine, 16 yıl içinde bulunduğu siyasetin çok karmaşık olduğunu belirterek, bugün konuşulanların yarın farklı bir hale dönüşebildiğini kaydetti. Şener, ''(Herkes sizi istiyor, sizi bekliyor) falan diyorlar. Ben de espri niteliğinde diyorum ki, insanlar iyiyi takdir ederler ama bir bakıyorsunuz kötünün peşinden gidiyorlar'' dedi.

''AKP'nin gizli gündemi var mı?'' sorusu üzerine Şener, ''Benim bildiğim gizli bir gündem yoktur'' yanıtını verdi.

-İŞSİZLİK RAKAMLARINA GÜVENMİYOR-

Bir soru üzerine, Türkiye'de en az güvenilecek verilerin işsizlik verileri olduğunu dile getiren Şener, ''Çünkü TÜİK işsizlik oranını anketle tespit ediyor. Ankette kullanılan denek sayısı da 10-12 bin civarında. Bu denek sayılarını ve anketin yöntemini de yıldan yıla değiştiriyor. Böyle olunca kıyaslamada tereddüte düşüyorsunuz'' cevabını verdi.

Türkiye'de işsizlik göstergesinde 'işsiz' tanımının ekonomi kitaplarındaki tanımla aynı oluğunu anlatan Şener, ''Kitaplarda 'işi olmadığı halde işi olmayan ve iş arayanlara' işsiz denir. TUİK'te aynı şekilde kabul edip işsizlik oranını tespit ediyor. Ama bakıyoruz ki Türkiye'de işi olmadığı halde iş aramayan çok insan var'' diye konuştu.

Şener, daha önce yaptırdığı bir hesaplamada bu kişilerinde eklenmesiyle Türkiye'deki işsizlik oranını yüzde 17 olarak hesapladığını söyledi.

-KAPATMA DAVASI-

Şener, AK Parti'ye açılan kapatma davasının yerel seçimleri etkileyip etkilemeyeceğine ilişkin soru üzerine, davanın, seçimlerden önce neticeleneceğini kaydetti. Davanın en çok 10 ay içinde sonuçlanacağını belirten Şener, ortaya çıkacak sonucun seçimi nasıl etkileyeceğini kestirmenin mümkün olmadığına işaret etti.

Türkiye'nin birliğe ihtiyacı olduğunu belirten Şener, kin, nefret ve endişenin hakim olması durumunda herkesin birbirine kuşkuyla bakacağını ve bu durumun sistemin çözüm üretme kabiliyetini ortadan kaldırdığını ifade etti. Türkiye'de yaşanacak gerginliklerden avantaj sağlamak isteyen tarafların dış güçlerle işbirliği yapması gibi sonuçların ortaya çıkabileceğini anlatan Şener, siyasetteki üslubun yanlışlığını vurgulamak için seçim dönemlerinde meydanlarda hiç bir siyasi partinin adını kullanmayarak, Mevlana ve Yunus Emre'nin aşk şiirlerini okuduğunu kaydetti.

AA










































21.Mart.2008 20:49:41
yorum yaz gönder yazdır oy ver
 
SİZDEN GELEN YORUMLAR[5 adet yorum gelmiştir]    
SELMAN 25.Mart.2008 07:11:08
UYAN! UYAN! UYAN!!!!!!!!
MESELE AKP DEĞİL VATAN MESELESİDİR...
VATAN ELDEN GİDİYOR...
hasan 24.Mart.2008 10:04:04

takke düştü şener göründü
mustafa 22.Mart.2008 01:23:23
feraset lütfen
lütfen münafıkolma
kamil 21.Mart.2008 22:07:09
hava
hiç heveslenme havanı alırsın
Can Dindar 21.Mart.2008 21:59:18
DEMİREL-2
Bir Demirel-2 vakâsı.
 
DİĞER BAŞLIKLAR
Mayıs 22 Ve Avrupa'nın en büyüğü ManU-İZLE
Mayıs 21 Ekonomi Değerlendirme Toplantısı sona erdi
Mayıs 21 Denizden sonra 'hava taksi' - VİDEO
Mayıs 21 Üniversitesiz il kalmıyor
Mayıs 21 ABD Kongresi'nde Guantanamo işkencesi
Mayıs 21 BM'den Erdoğan'a barış teşekkürü
Mayıs 21 Adıyaman'da trafik kazaları: 2 ölü
Mayıs 21 Pandalar için deprem yardımı
Mayıs 21 Doktorlardan rahatlatan açıklama
Mayıs 21 20 balina ölüsü kıyıya vurdu
 



Ve Avrupa'nın en büyüğü ManU-İZLE
NTV'nin haberi YALAN çıktı !
YARGITAY'DAN DİRENİŞ BİLDİRİSİ
Dikkatli bakın, fark edeceksiniz !
Dünya 'son dakika' ile öğrendi
Tavuk yumurtasından bakın ne çıktı?
İşte vekil Sav'a 'ASIL' tepki
İki Hürriyet yazarı deşifre oldu
HÜKÜMET'TEN KARŞI BİLDİRİ
Çalışanların maaşı nasıl artırılacak?
A.Abdulkadiroğlu
BÖYLE VEKİLİ REDDEDİYORUM
Buna hakkım olduğunu sanıyorum. Milleti; yani beni temsil eden böyle bir vekili kabul etmiyorum.
Engin Ardıç
LAHINDAYK
Hani şu "içişlerimize karıştığı" için kendisine nefret kusulan Joost Lagendijk var ya...
Şamil Tayyar
15 YIL SONRA GELEN İTİRAF
Pazartesi günkü yazımdan sonra ilginç bir elektronik posta aldım
Hasan Cemal
SİYASET İSTİKRARSIZLAŞIRKEN, AKLIN YOLU NEDİR Kİ?..
Anayasa Mahkemesi keşke elini çabuk tutsa...
A.Turan Alkan
DİNCİ!
"Dinci" tâbiri batı dillerinden birine nasıl çevrilir bilmiyorum;