[Harun Tokak] Gülpembe

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazar, Mart 6 2022
'Kar ve gece bizi Tahsin ve Nesibe hanımının evine taşıyor.'

Gülpembe 

Sen gülünce güller açar, gülpembe 
Bülbüller seni söyler, biz dinlerdik, gülpembe 
Sen gelince bahar gelir, gülpembe. 
Yine gece yine soğuk… Güler yüzlü insanlar ülkesinden gelmiş güzel insanlara doğru gidiyoruz. Nazım Hikmet’in “Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum” dediği gibi kar bize kutuplarda üşüyen kardeşlerimizi hatırlatıyor. Aşkın, arınmanın ve umudun sembolü olan kar izlerinin peşine düşüyoruz. Kar ve gece bizi Tahsin ve Nesibe hanımının evine taşıyor. Tayland’dan gelmişler bu Karlar Ülkesine. Artı 40’lardan eksi 40’lara hicret etmişler. Tahsin Bey elektrik-elektronik mühendisi. Nesibe Hanım matematik öğretmeni. Bir de Asude adında sevimli kızları var, sanki gökten inmiş bir melek… 

Kilise okulunda dil öğreniyorlar. Evi olmayanlara ev de veriyormuş kilise yönetimi. Onlara da güzel bir de ev vermiş. Evleri dil okulunun bahçesinde. İki katlı. Üst katta iki oda, alt katta salon ve mutfak yer alıyor. İnsanoğluna merhamet kadar yakışan bir şey yok. Diline, dinine, rengine, ırkına bakmaksızın onca acıların arasından çıkarak gelmiş bir insanlara kapılarını açmak yüce Yaratıcımız tarafından ahirette karşılıksız bırakılmayacak bir erdem, bir yücelik. Nesibe hanımlara da hem dil pratiğini geliştirmek hem de onları yalnızlık duygusundan kurtarmak için bir kardeş aile vermiş kilise. Birbirlerine gidip geliyorlarmış. “Bu bize çok iyi geldi” diyor Nesibe Hanım. Gurbette bir dost yalnızlık duvarlarını paramparça eder, sizi kafeslerden, kâbuslardan kurtarır, size nefes olur, sırtınızdaki yükü alır. 

<

Bu haberler de ilginizi çekebilir