Hiç üzülme insanlık kalesinin tamirinde Allah bizimle

Peygamber Efendimiz (S.A.S.) “Tek başına kalan ŞEYTAN’dır. İki kişi de şeytandır. Üç kişi ise, CEMAATTİR.” buyurmaktadır.
Vazifemiz, bütün semavî hakikatlerde ele alınan insanlık kalesinin
tamiridir. Dağlar gibi taşları bulunan içinde İslâmiyetin de bulunduğu bu kale,
maalesef bin senedir, itikadî ve ahlâkî yönden sağından ve solundan aldığı
darbelerle yaralanmış ve aşındırılmış vaziyettedir. Onun için imanî ve İslamî
duygu ve düşüncemiz geliştirici eserleri devamlı okuyup iç dünyamızı takviye
etmek, tabir câiz ise mânevî beslenmemizi hiç ihmal etmemek zorundayız. M.
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tabiri ile “Zira, çağa (çağlara) ışık tutan
devasa insanlar tarafından kaleme alınmış bu tür eserler, insan zihninde aks-i
sedâ meydana getirir; onu değişik vadilerde dolaşmaya yöneldiğinde ense
kökünden tutar ve kendine gelmesini sağlar. (…)
“Ferdî hisler, ferdi
tavırlar hiçbir zaman ölçü olamaz ve olmamalıdır da. Allah (c.c.) ‘Şanıma yemin
olsun ki, Ben insanoğlunu kerîm yarattım.”
(İsrâ Sûresi, 17/70) buyuruyor. Öyle ise hem kendimize, hem de his, anlayış
ve felsefemize rağmen yalnız kalmamalıyız; hangi ırktan ve hangi renkten olursa
olsun) aynı duygu ve düşünceye sahip insanlarla beraber yaşama yolları
araştırılmalıdır. Bu duygular içinde
hareket edildiği ve eller birbiriyle kilitlendiği müddetçe, üçüncü el, ALLAH’ın
ELİ olacaktır; olacaktır zira
‘O’nun eli CEMAATİN ÜZERİNDEDİR.’
(Tirmizi, fiten 7) (…)
“Dördüncü Esas; daha
önceleri çeşitli yerlere gitmiş, fakat YALNIZLIĞIN TÜKETİCİ
PENÇESİNDE KAYBOLMUŞ insanlarımız
vardır. Aynı âkıbete maruz kalmak istemeyen kimselerin, hiç olmazsa, senenin
belli dönemlerinde bir araya gelmeleri gerekir ki, bu durum hem onların yalnız
kalmamaları, hem de İMAN ve KUR’AN HİZMETİ adına yapacakları şeyleri daha iyi
ve güzel bir şekilde yapmalarını sağlasın. Tabiî bu vesileyle bir kısım dua,
evrâd ve ezkârda bulunma fırsatı da doğacaktır. (…) İnancım o ki, Allah (c.c.) bu kadarcık bir adımla dahi olsa Kendisine
yaklaşanı hiçbir zaman yalnız bırakmayacaktır. Çünkü O, ‘Erhamürrâhimin /
Merhametlilerin en merhametlisi’dir. Siz, herhangi birini anlatırken ‘Çok
rahim, çok merhametli’ diyebilirsiniz; fakat O, Kendisini anlatırken
‘Erhamürrâhimin’ demektedir. Evet, O, kullarına karşı Efendimizin ifadesiyle,
bir annenin evladına karşı olan şefkatinden daha şefkatli ve daha
merhametlidir. Öyle ki, biz O’na karşı azıcık samimî ve vefalı olduğumuzda, O
bizi asla bırakmayacaktır. Duhâ
Suresindeki ‘Rabbin seni terketmedi ve sana darılmadı.’ (93/3) âyeti bu
hakikatı ifade bakımından ne mânidardır. Şahsen ben bu âyeti her okuduğumda, bu
mânayı duyar ve sanki Rabbim bana hitab ediyor gibi bir hisse kapılırım.
“Hasılı, Allah’ın bizlere
karşı gösterdiği vefanın gereği sadece kendi insanlarımıza değil, bütün
insanlığı kurtarma adına, en karanlık
ülkelere gibi O’nu anlatmak icap eder. Zira
özellikle bu insanların Allah’ı ve Muhammedi, Kur’an’ı duyup bilmeye çok
ihtiyaçları var. Buna göre insanlık adına yapılacak en önemli iş de budur.”
(Prizma-4, Perspektif)
Kendimizi yalnız
görmeyelim, biz Allah’ın yolunda olduktan sonra O hep bizimledir. İnsanlığa
İslamiyetin insaniyet-i kübra yani
gerçek-büyük insanlık yüzünü yaşayarak gösterelim yeter…
Hiç unutmayalım ki, biz
KIYAMETE AYARLI BİR
HİZMETİN İŞÇİLERİ VE
IRGATLARIYIZ. Eğer ihlas ve sadakatten ayrılmaz, hep haddimizi bilir,
tevâzu ve hacâlet içinde kendimizi sıfırlayarak hareket edersek, Cenab-ı Hak bu
ağır ve umumî, kudsî iman ve Kur’an hizmetini bizlerden almayacak, ilâ
yevmilkıyame o emanet –şimdi olduğu gibi
– hep omuzumuzda olmaya devam edecektir inşallah…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

TÜRKMEN TERZİ


