Hüseyin Yağmur hasta yatağından yazdı: Gurbet yurdundaki ihtimam

İlahiyatçı ve Samanyoluhaber.com yazarı Hüseyin Yağmur, korona tedavisinin sürdüğü hastaneden yazdı. Bu süreçte neler yaşadı, nasıl bir dönem geçirdi? Yağmur ayrıca hayatının kısa bir özetini de yaparak Hizmet insanlarının kendi vatanında gördüğü muamelelere dikkati çekti.

COVID-19 tedavisi gören Hüseyin Yağmur Hoca'dan mesaj var

Hüseyin Yağmur | samanyoluhaber.com

Sevgili can dostlar, bu satırları sizlere, Coronavirüs ile mücadele günlerimde hastanede, hasta yatağımda yazıyorum.
Bu gün on üçüncü günüm hastanede. Çok şükür yoğun bakımdan çıktık. Şu an normal odada tedavim devam ediyor.. Elhamdülillah sağlık durumum hızla düzeliyor. Alman sağlık sistemine teşekkür borçluyum...
 
Sevgili dostlar. Aslında ben Corona sürecinde hep dikkatli olmaya çalışmıştım. Çevreme de hep uyarılarda bulundum.. Ama maalesef her türlü tedbire rağmen, kaderin hükmü, bu ikinci dalga beni de yakaladı. Aile çevremizde Corona testi pozitif çıkanlar olunca ben de test yaptırdım. Benim test sonucum negatif çıktı. Evde karantina süreci başladı. Bu arada güçlü C ve D 3 Vitamin takviyeleri alıyordum. Yaklaşık üç, dört gün sonra bende de bütün semptomlar ortaya çıkmaya başladı. Baş ağrısı, halsizlik, eklem ağrıları vb. 
Bir kaç gün içinde geçer düşüncesiyle bekledim. Sonra ateşim 39 dereceye doğru çıkmaya başladı. Nefes almakta zorlanmaya başladım. Aile doktorumuzu aradım. Ambulans çağırdık ve hastaneye doğru yola çıktık. Hastaneye geldiğimde durumum iyice ağırlaşmıştı. Kanda %96 oranında iltihaplanma olmuş ve oksijen değeri oldukça düşüktü. Hastanede ilk üç gün aynaya bakmaya korkuyordum. Zira yüzüm simsiyah olmuştu. Dört litre verilen Oksijenden sonra kandaki iltihap oranı %63'e geriledi. O zaman yüzüm eski haline geri döndü çok şükür. Bu süreçte yaklaşık on beş gündür bir kaç dakika hariç hiç uyuyamıyordum. Vücut uyku uyuyup dinlenemediği için de sürekli irkiliyordu. Hastanede iki gün özel bir odada yoğun tedavi uyguladılar.. 
Yaptıkları Corona testi pozitif çıkınca da beni üç kişilik coronalıların kaldığı odaya aldılar.. Oradaki hastaların durumu da beni çok etkiledi.. 
Antepli 33 yaşındaki bir genç geceleri öksürük krizine girince, ölecek bu adam diye korkuyordum.. Ölmesin diye de ona sürekli dua ediyordum. Uykusuzluk probleminin yanında sinirlerim de yıprandı.. Benim durumumu fark eden sempatik doktorum beni yoğun bakım servisine aldı. Orada dört beş gün kaldım. Uyku hapı alarak uyumaya başladım. Çok şükür vücut kendini toparladı. Vücuttaki değerler düzelmeye başladı. Sonrasında normal servise alındım.. Şimdi tedavim burada devam ediyor.. 
Bu süreçte hasta yatağımda içimden coşup gelen teşekkürler var. Öncelikle Almanya'da sağlık sistemi iyi çalışıyor.. Bunu gerçekleştiren başta Federal Almanya Şansölyesi Angela Merkel'e çok teşekkürler. Federal Sağlık bakanı ve çalışanlarına, eyalet sağlık bakanı ve çalışanlarına çok teşekkürler. Özellikle kaldığım şirin ve güzel, on beş yataklı hastane çalışanlarına çok teşekkürler.. İşini iyi bilen ve uygulayan doktorlarıma, her türlü yardımı istekli bir şekilde yapan, nezaketli hemşire ve hasta bakıcılara özellikle teşekkürler. 

KUR'AN: "Bir insanı yaşatmak bütün insanları yaşatmak gibidir" der.. Ülkesinden kovulmuş bir insan olarak, yeni hayata tutunmaya çalıştığımız bu gurbet / kurbet yurdunda bana gösterilen ihtimam beni çok duygulandırdı. Şu anda ülkemde olsam her türlü insanlık dışı muameleye maruz bırakılacaktım belki de..

Oysa ki  ülkeme hayatım boyunca hizmet etmeye çalıştım.. Bir menfaat peşinde koşmadım. Senelerce eşyaları hiç değişmeyen mütevazi bir evde oturdum. Bir mamelekim hiç olmadı ve olmasını da hiç düşünmemiştim. 26 sene kürsülerde vaaz, yüzlerce yerde konferans verip insanlara, dini, ahlaki, sevgiyle, karşılıklı anlayış içerisinde birlikte yaşamayı ders verdim.. O toplumun problemlerine kendi çapında çözümler bulmaya çalıştım.. Pek çok ayrılmak üzere olan problemli eşlerin arasını bulmaya,  evliliklerini kurtarmaya çalıştım.. Davet edildiğim her yere, gece gündüz demeden yetişmeye, ufkum ölçüsünde insanlara yardımcı olmaya çalıştım.. Ülkesi için yapılan her türlü hayırlı faaliyetin destekçisi olmaya çalıştım.. 

Bunları Rabbimi şahit tutarak gönül rahatlığıyla söylüyorum. Ülkesine zarar verebilecek hiç bir faaliyet içinde, yanında, köşe bacağında asla bulunmadım..  Bunları haşa kendimi anlatmak için değil, tarihe kendi bir not bırakmak için hasta yatağımdan, vicdanımın sesini dinleyerek yazıyorum.. Ülkemizde oluşturulan olumsuz hava ile, bu fakir gibi, ülkesine, dinine ve daha geniş dairede bütün insanlığa hizmetten başka bir gayesi olmayan insanlara yapılanlar ortada.. 

Bu güzel hizmet insanlarının aleyhine, siyasi menfaatlerin peşine düşerek, korkarak, para, makam gibi fani menfaatler ile aldatılan zalimleri ve masum insanlara kötülük yapanları Kahhar, Azizun zuntikam olan Allah'a havale ettik...
 
Sevgili dostlar, bu vesile ile biraz da içimi dökmüş oldum.. Kendimden bahsettiğim için hepinizden özür dilerim.. Ama biraz da hakkın hatırı örselenmesin istedim.. Her neyse.. Gereksiz huzurlarınızı işgal ettim, belki de vakitlerinizi israf ettim.. Ama hasta yatağımda evvel ahir, duygu ve düşüncem budur, böyle bilinsin istedim.. 

Cenab-ı Allah beni ve benim gibi düşünen bütün kardeşlerimizi su-i akıbetten muhafaza buyursun.. Bu vesileyle hepinize sonsuz teşekkürlerimi arz ederim.. Gösterdiğiniz yoğun teveccühünüz, nisan yağmurları gibi vicdanımda hissettiğim şefkatle dolu şifa dua ve temennileriniz için ayrıca sonsuz teşekkürler.. Ben de size bu duygularla teşekkürlerimi arz edeyim dedim. Zira inanıyorum ki insanlara teşekkür etmeyen Allah'a da teşekkür etmez.. Ama asıl teşekkürü, sizi vesile yaparak, bütün teşekkürler hakkı olan Allah'a ederim.

Hüseyin Yağmur
<< Önceki Haber Hüseyin Yağmur hasta yatağından yazdı: Gurbet yurdundaki... Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER