'İmanı zayıf, felsefe kavi egoist tenkitçiler'

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Çarşamba, Ocak 17 2018
''Üstad Bediüzzaman Hazretleri, engin ilmi, derin basireti ile, bazı hadis-i şeriflere gelecek itirazlara dolgun cevaplar veriyor ve o hadisler için, “Ya bir tesiri, ya bir te’vili, ya bir tabiri vardır” dedirterek, onlara ilişmekten vazgeçirecek aklî delilleri zengince ortaya koyuyor.''
Safvet Senih / samanyoluhaber.com

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Yirmi Dördüncü Söz’ün Üçüncü Dalı'nda Hadis-i Şeriflere gelen itirazlara cevap verirken Onuncu Asıl’da şöyle diyor:

Onuncu Asıl: Mahlukatın çoğu tâifelerinde olduğu gibi insanların fiil ve amellerinde bazı hârika fertler bulunur. O fertler eğer iyilikte ileri gitmişse, o nevilerin övünme vesileleridir. Yoksa, uğursuzluk sebepleridir. Hem gizleniyorlar. Âdeta birer şahs-ı mânevî (hükmî şahsiyet), birer gâye-i hayal (hedef) hükmüne geçerler. Diğer fertlerin her birisi o olmaya çalışır ve o olmak ihtimali var. Demek o mükemmel hârika ferd, mutlak, mübhem bulunup her yerde bulunması mümkün… Şu kapalı ve belirsiz durum itibariyle mantıkça kaziye-i mümkine (olabilirliği mümkün önerme teorisi) suretinde külliyetine hükmedilebilir. Yani her bir amel, şöyle bir netice verebilmesi mümkündür. Meselâ ‘Kim iki rek’at namazı filan vakitte kılsa, bir Hac sevabı kadar sevap alır.’  İşte iki rekat namazın bazı vakitte bir Hac sevabına mukabil geldiği hakikattır. Her bir iki rekat namazda bu mânâ külliyet ile mümkündür. Demek şu nevideki rivayetler, vukuu bilfiil daimî ve küllî değil. Zira kabulün mâdem şartları vardır; külliyet ve daimîlikten çıkar. Belki ya bilfiil muvakkattır, mutlaktır veyahut mümkinedir, külliyedir. Demek şu nevi hadislerdeki külliyet ise, imkân itibariyledir. Meselâ: ‘Gıybet, insan öldürmek gibidir.’ (Deylemî) Demek gıybette öyle bir fert bulunur ki, öldürme gibi, öldürücü zehirden daha muzırdır. Meselâ: ‘Bir güzel söz, bir köleyi âzat etmek gibi büyük bir sadakanın yerine geçer.’  Şimdi terğib ve tevik için o mübhem mükemmel ferd, mutlak bir surette her yerde bulunmasının imkânını, vâki bir surette göstermekle hayra şevki ve şerden nefreti tahrik etmektir. Hem de şu âlemin mikyası (ölçü ve ölçeki) ile ebedî âlemin şeyleri tartılmaz. Buranın en büyüğü, oranın en küçüğüne denk gelemez. Amellerin sevabı o âleme baktığı için, dünyevî nazarımız ona dar gel

Bu haberler de ilginizi çekebilir