İnfaz yasası ve düşman ceza hukuku

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cuma, Nisan 17 2020
Akademisyen-Hukukçu Neval Oğan Balkız Habersol internet sitesindeki yazısında 'Eşitsiz İnfaz yazasını' analiz etti
İnfaz yasası ve düşman ceza hukuku
Oylarıyla seçilmiş olduğu halka, hükümet programında ve meydanlarda yeni cezaevleri açmayı vaat etmiş, iktidarı süresince 200’ün üzerinde cezaevi açmış, yönetme anlayışının temelinde, toplumu kendi ideolojik ve kültürel görüşü doğrultusunda disipline etme, muhalif her kesimi hizaya sokma ve cezalandırma zihniyeti olan bir iktidar olgusu ve gerçeği ile karşı karşıyayız. Hafta başı yürürlüğe giren "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" bu anlayışın bir sonucunu oluşturuyor.

Türkiye’de mevcut 366 cezaevinde toplam kapasite 230 bin iken, hükümlü ve (çoğu, yalnızca ‘suç şüphesi’ yeterli görülerek, masumiyet karinesinin gereği ve adil yargılanma hakları ellerinden alınmış) tutuklu olmak üzere 300 bini aşkın insan, cezaevlerinde  bulunuyor.

Koronavirüs salgını cezaevlerindeki bu insanları büyük bir riskle karşı karşıya getirmiştir! Cezaevlerinde yaşanmakta olan sorunlar, kamuoyuna yansıyan hak ihlalleri iddiaları, ceza ve infaz sisteminden kaynaklı eksik ve yanlış uygulamalar üzerine bir de salgın, bu sorunlara öncelikli bir çözüm bulunmasını acil hale getirmiştir.

Siyasi amaçlı işlem
Ancak, bu İnfaz Yasası (aslında özel af düzenlemesi) sorunlara kalıcı ve etkin çözüm oluşturmaktan oldukça uzak, kendisi bir çok yönüyle başlı başına  sorun oluşturan nitelikler taşıyor. Yasa teklifi, ceza ve anayasa  hukukçuları,  bir çok siyasi parti, üniversiteler, barolar, insan hakları ve sivil kitle örgütleri ile hiçbir şekilde görüşülmeden ve kamuoyu ile paylaşılmadan  hazırlanıyor.  İçerik ve nitelik itibariyle aslında (belli suç ve suçlulara) özel af getiriyor, bu nedenle de TBMM’ de 3/5 çoğunlukla  oylanması gerekirken, bir nevi “hukuku dolanarak”  aceleyle yasalaştırılıyor. Bu düzenleme; ikt

Bu haberler de ilginizi çekebilir