İnsanı Batıran İki Tehlike

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazar, Temmuz 19 2020
"Allah Resûlü (s.a.s.) “Münafığın temel özelliği üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde de hâinlik eder.” (Har vurup harman savurur!) (Buhari, İman 24) buyurmuş, diğer bir rivayette de: “Düşmanlık yaptığında aşırılığa gider.” (Düşmanlıkta hız kesmez, öfkesini bir türlü yenemez, akla hayale gelmedik her türlü zulüm ve melaneti çekinmeden işler) (Müslim, İman 106) ilavesiyle bizlere hatırlatmıştır."
Prof. Dr. Muhittin AKGÜL | samanyoluhaber.com
İnsanı Batıran İki Tehlike: Yalan ve İftira

İnsan ve özellikle de mü’min için, dünya ve âhiret hayatı adına tehlikeli ve son derece çirkin davranışlardan biri de hiç şüphesiz ki yalan ve iftiradır. Yalan, gerçekte var olan bir şeyin aksini iddia etmek ve başkasını aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen sözdür. Yalandan daha özel bir anlama gelen iftira ise, bir kimseye asılsız bir şekilde suç, günah veya kusur sayılabilecek herhangi bir söz, davranış veya özelliği isnat etmektir.

Yalan ve iftira, İslam’ın büyük günah olarak gördüğü ve inananları bundan kaçınmaya davet ettiği çirkin bir davranıştır. Zira ikisinde de, insanın şeref ve haysiyetiyle oynama, onu zedeleme ve toplumda mahcup bir konuma düşürme söz konusudur. 

Yalanın, kezibin zıddı doğruluktur, sıdktır. En belirgin özelliklerinin başında SIDDIK ve SÂDIK nitelemesi olan Hz. Muhammed (s.a.s.) de, yalanla mü’minin, aynı karede bulunmasına asla cevaz vermemiştir. 

Nitekim ashaptan birinin; “Ya Resûlallah! Mü’min korkak olabilir mi?” sorusuna “Evet” olabilir. (Yani o da iyi bir davranış değildir ama insanlık halidir olabilir demektir.) “Cimri olabilir mi?” sorusuna “Evet” olabilir (Yani o da iyi bir davranış değildir ama insanlık halidir olabilir demektir.) demesine rağmen, “Peki yalancı olabilir mi?” sorusuna ise; “Hayır! Asla yalancı olamaz!” şeklinde cevap vermiştir. (Muvatta, Kelam 19).

Yalan üzerine kurulan sistemlerin uzun ömürlü oldukları zannedilse de, yalancının mumu yatsıya kadar ya yanar ya da yanmaz, ya dayanır ya dayanmaz, mutlaka bir gün kurucularının başlarına yıkılır; geriye sadece esefli birer rüya ve hasreti çekilen birer hayal olarak kalırlar. Bu gerçekten dolayıdır ki kendisi doğruluk timsali olan Sadık Peygamber (s.a.s.), ümmetine hep doğruluğu tavsiye etmiş ve yalandan sakındırm

Bu haberler de ilginizi çekebilir