Işıklar ölüyor, yalnızım...

En yakın arkadaşı gazeteci Ahmet Altan tahliye edildikten bir hafta sonra "hukuk garabeti" diye nitelenen bir kararla yeniden tutuklanan, akabinde kendisi için yurt dışı çıkış yasağı konulduğunu öğrenen Hasan Cemal son makalesinde Türkiye'ni tek adam rejimi altında inlemeye devam edeceğini ima etti. Cemal, 1930'lu yıllarda Hitler Almanyasında Stefan Zweig gibi yazarların umutsuz mücadelesine da atıf yaparak, "Mutlu değilim bugünlerde. Adaletin kaba gücü yeneceği, barış dolu yepyeni bir dünyanın doğacağı günler çok uzak çünkü." ifadelerini kullandı. İşte o makale...

SHABER3.COM

Işıklar ölüyor, yalnızım!
HASAN CEMAL | T24

Işıklar ölüyor, yalnızım!
Mutlu değilim bugünlerde... Adaletin kaba gücü yeneceği zamanlar çok uzak çünkü...
Mutlu değilim.
İçime sık sık hüzün çöküyor.
Eskiden seyrek olurdu.
Acaba zamanı geriye doğru akıtabilsem, hüzünden kurtulabilir miyim?
Öyle bir yaşa geldim ki hatırlamak da kolay değil.
Hatırlamak acı veriyor çünkü...
75 yıllık bir ömür beni getirip bu hüzün durağına bıraktı.
Hüsran da olabilir durağın adı...?
Bazen kendimden kaçmak istiyorum.
Ama olmuyor.
Yoksa hayat boyu akıntıya karşı mı kürek çektim?     
Bilemiyorum.
Melankoli gölü derinleşiyor.

Işıklar ölüyor, yalnızım!

Hitler’den kaçarak sürgünde yaşamayı seçen bir Alman romancı 1930’larda böyle demiş...
Benim memleketimde de iyi zamanlar bitti, kötü zamanlar başladı.
Belki de hiç iyi zamanlarda yaşamadık.
Bugün de hayatın bizden yana olmayan zamanlarından geçiyoruz.
Kör edici bir karanlık...
Bir soru daha:
Yoksa tarih bizi yine şaşırtacak mı?..
Hayat ne kadar çabuk ve ne çok sürprizlerle geçiyor.

Hayat bir düştür, diye fısıldadı.
Acaba böyle bir cümleyi
ne zaman duymuş
ya da okumuştu?
Ve neden aklına düşmüştü?
(Giorgio Bassani, Kuru Otların Kokusu, YKY )

Değiş ve hayata yeniden başla!
75 yaşından sonra?..
Soluk alabilecek mekânlar bulmakta zorlanıyorum.
Yazmak da içimden gelmiyor.
Her geçen gün daha az yazıyorum.
Sonuncu -on dördüncü- kitabımın basımı da neredeyse bir yıldır geciktikçe gecikiyor.
Oysa, yazmak beni ayakta tutuyor.
Bugüne kadar böyle oldu.
Mario Vargas Llosa'nın şu sözler:

Yazıyorum,
çünkü mutlu değilim.
Yazmak benim için
mutsuzluğa karşı
bir mücadele yolu.
Aslında,
yazarken ölmeyi umut ediyorum.
Yazmak benim hayatım.

Yazmak beni de ayakta tutuyor.
Yazmak beni de özgürleştiriyor.
Ama bugünlerde yazmak içimden gelmiyor.
Belki ben bir başka dünyadayım.
İki satır yazıdan dolayı, iktidara yönelik iki satırlık eleştiriden dolayı ömür boyu hapse mahkûm edilen insanların dünyasında yaşıyorum çünkü...
Bundan da utanç duyuyorum.
Boğuluyor gibi oluyorum.
Stefan Zweig'ın Hitler Almanyası’na ilişkin şu sözleri içimi acıtıyor:

Günün birinde adaletin
kaba gücü yeneceğine
ve barış dolu
yepyeni bir dünyanın
doğacağına inanan insanlar
bu inançlarını yitirmedi mi?
Bizler;
o kadar çok hayal kırıklığı
yaşadık ki,
heyecan ve coşkuyla
yeni bir geleceği
ümit edemiyoruz.  

Mutlu değilim bugünlerde.
Adaletin kaba gücü yeneceği, barış dolu yepyeni bir dünyanın doğacağı günler çok uzak çünkü...

<< Önceki Haber Işıklar ölüyor, yalnızım... Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER