Kayyımın dağıttırmadığı Emine Eroğlu röportajı

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Salı, Mart 8 2016
Emine Eroğlu, 17 Aralık’la başlayan süreci yorumlarken “kim yalan söylüyor, kim iftira atıyor, kim çalıyor, kim nefret dili üretiyorsa problemi onda aramalı. 17 aralık herkes için bir ihlas sınavıydı. Tercihini menfaatlerinden yana yapanlar bu sınavı kaybettiler.” diyor.
Kayyımın dağıttırmadığı Emine Eroğlu röportajı
Zaman’ın yazar kadrosuna geçen kasımda katılan Emine Eroğlu; bilgisi, donanımı, dili ve üslubuyla dikkat çekti. Kalbe dokunan, hakikate çağıran yazılar kaleme aldı. Vicdanın sesi oldu. Kısa sayılabilecek bir sürede ‘en çok okunan’, paylaşılan yazarlar arasına girdi. Bu, onu bilip tanıyanlar için sürpriz değildi; çünkü geçmişinde 15 yıllık bir yayıncılık tecrübesi vardı. Uzun yıllar çalışıp genel yayın yönetmenliğini yaptığı Timaş Yayınları’nı geniş okur kitleleriyle buluşturmuştu. Timaş’ın ‘dinî kitaplar basan yayınevi’ imajının kırılmasında büyük pay sahibiydi. Zaman’da yazacağına ilişkin duyurular çıkmaya başlayınca birtakım yazarların yayınevine baskı uygulaması sonucu Timaş’la yollarını ayırmak zorunda kaldı. Şimdilerde haftada bir gün Zaman’da yazıyor. Bu röportajda Eroğlu’nu daha yakından tanımaya çalışırken gündemi de konuştuk.

-Uzun yıllara varan bir yayıncılık hayatınız oldu. Ben sizden kitap ve kitaplar bekliyordum ki Zaman’da yazmaya başladınız. Yayıncılığa nokta koydunuz? Nasıl geçti bu yıllar?

Yayıncılık bir kimlik… Oldurarak olan, yaparak yapılanan bir kimlik. Ben de bu kimliği yayıncılık yaptığım yıllar boyunca epeyce benimsedim. Aslında baştan beri idealim kelimelerle yapılanmaktı. Kendi iç yolcuğumun Risale-i Nur üzerinden olması da bununla bağlantılı. Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretleri, anlamın mertebelerinin sonsuz olduğunu söyler. Hayatım boyunca beni en çok mutlu eden şey anlam katmanları arasında yolculuk yapmak oldu. Yayıncılığı da bunun için sevdim. Metinler arasında dolaştım. Büyük yazarları kendime dost edindim.

-Bu yolculuk -yayıncılık- kaç yıl sürdü?

14 yıl Timaş’ta çalıştım, editörlük, yayın yönetmenliği yaptım. Bunun öncesinde de farklı yayınevlerinde kısa sürelerle bulundum. 15 yılı aşkın bir yayıncılık diyebiliriz. Başta da ifade ettim, benimkisi bir derinleşme sancısı, kendimi kelimelerle, kitaplarla inşa çabasıydı. O yolculuğun içerisinde pek çok yeni kalemi ke

Bu haberler de ilginizi çekebilir