Kritik emri kim verdi?

Gazeteci Yazar Metehan Demir düşürülen Rus uçağıyla ilgili en can alıcıyı sordu: Emri kim verdi? Cumhurbaşkanı Erdoğan mı yoksa Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar mı?

Kritik emri kim verdi?

Gazeteci Yazar Metehan Demir, kendi blog sitesi lojiblog.com'da "Düşürülen Rus uçağı sonrası neler olacak? En can alıcı soru: Düşürme emrini kim verdi?" başlıklı önemli bir yazı yayınladı. 

Metehan Demir yazısında Rus uçağının Suriye sınırında düşürülmesinin emrini kimin verdiğini sorguladı. Demir, emrin Erdoğan tarafından mı Hulusi Akar tarafından mı verildiğinin en can alıcı soru olduğunu kaydetti. 

İşte Demir'in önemli analizleri barındıran o yazısı:

"Ülkede maalesef art arda yaşananlar hem yarattığı endişeler hem de belirsizlikler açısından normal bir insanın psikolojisini zorlar hale geldi. Her an neyin olacağını kestirmek çok zor. Bu ruh hali; ekonomiyi ve iç-dış dengeleri de sarsıyor. Daha, ‘İnşallah endişe veren yeni bir şey olmaz’ derken, bir anda aklınıza bile gelmeyecek bir olay yaşanıyor ülkede. Eskiden insanlar bana yolda ‘Ne haberler var?’ diye sorardı. Şimdi ise ‘Ülke nereye gidiyor?’demeye başladı.

Son olarak, Türkiye daha önceden de gelişen benzer tacizler sonrası hava sahasını dakikalarca ihlal eden Rus savaş uçağını düşürdü. Sadece Türkiye, Rusya ve bölge değil tüm dünya şokta. Düşen Rus uçağı. Rusya, dünyada misillemeleri ve soğuk kirli savaşları ile bilinen bir dev.

Rusya Bir Şeyler Yapacak Ama Ne?

Global anlamda da süper gücün sayılı temsilcilerinden. Mutlaka bundan sonra yaşanacaklar olacaktır. Rusya’nın da kendi kamuoyu ve dış dünyada bu yaşanandan sonra konumunu moda tabirle çizilen karizmayı düzeltmesi için yapacağı bazı şeyler olacaktır. Bunlar bu tür olayların doğasında var. Muhtemel olaylara bakacağız.

En Can Alıcı Soru

Bununla birlikte en can alıcı o soruyu da gündeme getireceğiz. ‘ Mevcut bazı iddialar olsa da, Rus uçağını düşürme emrini Ankara’da kim verdi?’ Çünkü, mantıken sorguladığımızda işin burası çok önemli.

Rusya Da Kaşındı Diyenler Olacak Ama…

Şüphesiz bu olay karşısında; ‘Bu kaçıncı oldu. Rusları kaç kere hava sahası konusunda uyardık. Türkiye kim olursa olsun hava sahasını ihlal edene yanıtını verir’ diyenler olacaktır. Buna da saygı duyalım ama şimdi reel politiğe doğru yelken açalım. Çünkü ortada ciddi ötesi bir durum var.

Öncelik Hangisi ?

Öncelikle ülkenin anlık keyiflerinden, kahramanca söylemlerinden ya da siyasi hesaplardan öte gelecekteki milli menfaatlerinize bakmamız lazım. Unutmayalım camdan bir evde oturuyoruz ve geleceği iyi bırakmakla sorumlu olduğumuz sonraki nesillerimiz var. Mesele, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün ‘bir uçak düşürdük’ dediğinde salondakilerin alkışlaması akıl tutulması. Böyle bakarsak hep anında sevinmeye ama sonra daima kaybetmeye mahkumuz.

NATO’ya Güvenilir Mi?

İlk olarak; Rusya’nın IŞİD hedeflerini bombalayan uçağının Türk hava sahasını ihlal etmediği iddiasına karşılık Türkiye’nin sunduğu radar izleri var. Türkiye’nin müdahalesini eleştirmediği görülünce NATO ve ABD’nin Ankara’nın açıklamalarına itibar ettiği anlaşılıyor. Ancak, daha önce Suriye’ye karşı patriot füzelerini bile göndermekte ayak sürüyen NATO’ya çok da güvenilmemesi gerektiği ortada. Fakat bu uluslararası krizlerde özellikle Rusya gibi ülkeler haksız da olsa asla pes etmezler ve iç-dış kamuoyunda kendisini zor duruma düşürenlere karşı çeşitli manevralara girerler.

Türkiye ayrıca Rusya’nın uçağının düşürülmesinde hava sahası ihlalinin ana sebep olduğunu; delilleri ile iyi anlatmalı. Çünkü Batı basınında Türkiye’nin, Rusların Suriye’de bombardımanı engellemek için olduğu iddiasında olanlar var.

Güven Bunalımı

En başından beri söylüyoruz; Suriye konusunda Ankara’nın başından beri izlediği hatalı politikalar ülkenin çok başını ağrıttı. Çok kötü olaylar yaşandı. Başında Suriye ile sınırların kevgire dönmesi, Avrupa’dan gelenler dahil IŞİD ve benzeri örgütlerden radikal dinci teröristlerin Türkiye’ye, Suriye’ye rahatça girip çıkması büyük hasarlara yol açtı. Bunlardan bazıları hatta Türkiye’de tedavi bile gördü. Dünyada da eleştiri konusu oldu. Ülkede yaşanan kanlı eylemler sonrasında; hükümetin öncesinde ağırdan aldığı IŞİD ile mücadelede birden seferberlik ilan etmesi hep dikkat çekti. Yalpalamalar Batı’da güven bunalımı yarattı.

Süre Muamması

Bir hassas dip notu daha paylaşalım. Türkiye, Rus uçağı için 5 dakikada 10 kez ihlal etti derken, Amerikan radar kaynakları bu sürenin 50 saniye olduğu iddiasında. Ama burada süreden ziyade uçağın düşürülmesi asıl konu. Süre uzun da kısa da olsa düşürülmeli miydi yoksa bu ihlal tüm dünyada bir diplomatik fırsat olarak mı kullanılmalıydı?

O Emri Kim Verdi?

Şimdi başta dediğimiz gibi çok çok bir kritik sorumuz var;

Rus savaş uçağının Türk F-16’ları tarafından düşürülme emrini kim verdi? Evet angajman kuralları gereği belirli sesli, radarlı sinyalli ve atışlı uyarı prosedürleri sonrası hava aracına hedef alarak ateş açılır.
Ama bu bir Rus savaş uçağı. O nedenle, F-16 da dost düşman tanıma sistemi olan bir pilot karşıdaki uçağın milliyetini tanıdıktan sonra rahatça o füze butonuna basamaz. Çünkü bunun çok büyük bir uluslararası krize yol açacağını bilir. O nedenle konu büyük bir hızla önce bölge savaş harekat merkezinden Ankara’ya ulaşır. Tüm bunlar olurken arada üst rütbeli bir subayın da ‘Rus uçağını düşür’ diye Türk pilota emir vermesi çok zor. Bu açıdan Ankara’da emri Hava Kuvvetleri Komutanı mı, Genelkurmay Başkanı mı verdi ? Burası önemli. Ama daha da ötesi var. Bu iki komutan da konuyu Başbakan Davutoğlu veya Cumhurbaşkanı Erdoğan’a taşıdı mı?

‘Ne var canım; kim ihlal ettiyse bakmadan düşürürüz’ demek bu koltuklarda otururken kolay olmaz. Çünkü bedeli millet, ülke öder. Şu noktada; düşürme emrini Başkomutan olarak Erdoğan verdi diyen de var; Genelkurmay Başkanı iddiasında olan da.

Org. Akar Olabilir Mi?

Orgeneral Hulusi Akar’ın, Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirecek bu kadar kritik bir karara ne derece cesaret edeceği de soru işareti.

Akla bir ihtimal daha geliyor; o da; daha önce Rus savaş uçaklarının hava sahası ihlalleri üzerine, ‘Bir daha yaparlarsa vurulacakları’ mealinde bir emrin verilmiş olabileceği. Ama bu iş de bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyor insan. Çünkü; eğer uçak seni vurmaya gelmiyorsa ihlal boyutunda ise farklı diplomatik usuller var. Eller tetiğe gitmeden bedeli sonra da ağır ödetilebiliyor.

Süre Önemli Fakat

Bazıları da şunu diyebilir; ‘ E canım o kadar kısa sürede ne yapsaydık, izlese miydik, vuruverdik.’ Bu kadar kriz çıkaracak bir olayda gerekirse beklenir veya telefon diplomasisi ile Moskova’ya kadar ulaşılabilirdi.

Zamanında…

Tabii, insan şunu da söylemeden edemiyor; zamanında Türkiye’nin Suriye sınırından giren, çıkan, sızanın haddi hesabı yokken, bir anda bu ihlale anında tepki kritik. Ama unutulmasın; kimse Rusya’nın bu yaptığını ve şımarıkca sürekli ihlali de kabul edilemez. O nedenle, Türkiye’nin bu yaptığı ‘game changer’. Yani oyunu ve hatta kurallarını değiştiren. O sebeple de Ankara artık yeni bir kurallar bütününün sorumluluğu altında.

Peki Rusya Ne Yapar?

Peki gelelim ‘Bundan sonra ne olur; Rusya ne yapar; ilişkiler nereye gider?’ sorusuna…

-Öncelikle bir sıcak savaş çıkmaz.

-Ama dediğimiz gibi Rusya, Vladimir Putin’in de etkisi ile iç ve dış kamuoyunda vaziyetlerini toparlamak için açıktan ve örtülü mutlaka birşeyler yapacaktır.

-Diplomatik düzeyde ilişkiler ağırlaştırılabilir. Elçisini bir süre çağırabilir. Rusya’da bulunan Türkiye’nin elçilik ve konsoluklarına sıkıntılar yaşatılabilir.

-Rusya’da iş yapan 90 bine yakın Türk vatandaşı var. Bundan sonra zorluklar yaşatılabilir.

-Türkiye’nin hakkında sık sık BM dahil terörü destekleyen ülke gibi spekülatif iddialarla kara kampanyalar başlatabilir. Ki; ‘teröre destek verenler bizi sırtımızdan bıçakladı’ diyen Putin ve ‘Türkiye’de Mısır gibi tehlikeli’ diyen Dışişleri Bakanı Lavrov şimdiden başladı bile.

-Türk turizminde büyük yer tutan Rus turistlerin gelişinde azalma ve engellemeler yaşanabilir.

-Rusya, başta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olmak üzere olayı belli merkezlerle kişiselleştirebilir.

-Rusya dolaylı yollardan Türkiye aleyhine faaliyet gösteren örgütlere el altından destek verebilir. Bunların korkulanı ise eylem boyutudur.

-Doğal gaz akışında şimdi olmaz deseler de ileride sıkıntı çıkarılabilir.

-Benzer hava sahası ihlalleriyle Türkiye daha da taciz edilebilir.

-Çeşitli askeri hareketliliklerle gövde gösterisi tacizi yapabilir.

-Bütün bunlar olmayabilir ama Putin bu yaşanan olayı mağduriyet olarak kullanıp Suriye meselesinde masada batı dünyasından daha çok taviz koparabilir.

-Tabii şunu da söylemek lazım; Türkiye’yi radikal terör örgütlerine destek veriyor diye suçlayan Putin de, Suriye’de yüzbinlerce insanın ölümüne yol açan bir rejimi koruyor.

Savaş Generallare Bırakılmayacak Kadar Ciddi Bir İştir

İnşallah bu olay itidalle çözülür. Savaş telafuzzu heyecanlı ve kolay ama yaşanması ise çok daha acı ve zor olan insanlık çılgınlığıdır.

Kimsenin heyecana kapılmaması gerekir. Siyasetçilerin de populizm rüzgarlarına…

O meşhur sözde olduğu gibi; ‘Savaş generallere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir’…

Daha az önce haberlere bakarken Güneydoğu’dan yeni şehit haberleri geliyordu. Maalesef evimiz camdan. Ülkenin ciddi sorunları var. Siyasi kamplaşmadan, enerji bağımlılığına, ekonomik kırılganlığa, PKK’dan milyonlarca göçmen meselesine dek sorunları görmezden gelip maceralarda yok olup gitmenin anlamı yok.

Görüşmek üzere…"

Kaynak: Lojiblog.com
<< Önceki Haber Kritik emri kim verdi? Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER