Kurban Ömer

Okuma Süresi 2 dkYayınlanma Perşembe, Ağustos 8 2019
''Hastaneden ayrıldığımızda gece yarısı olmuştu. Arabamız bol yıldızlı bir yaz gecesinde bir başka şehre doğru hızla yol alırken; her mevsim bir başka koşan kahraman bir hastane odasında kıpırtısız yatıyordu.''

Harun Tokak / Samanyolu Haber
Kurban Ömer

Üç kadim dost yollardayız. 

Gurbette yine gün geceye dökülüyor. Her bir nesnenin, kaderindeki kışa daha şimdiden boyun eğişini ve onların hazin hallerini düşünürken, kendimizi, gurbette bir hastanenin önünde buluyoruz. 

Genç ve güzel bir kızımız karşılıyor bizi.

Derin hüzünleri ifade eden tatlı bir gülümseme ile ”babamın sabahtan beri gözleri hep kapıda” diyor.

Genç kızımızın eşliğinde ilaç kokulu hastane koridorlarında dakikalarca yürüyoruz. Fotoselli kapılar bir bir açılıyor önümüzde. Uzun koridorların biri bitiyor diğeri başlıyor.

Bir odanın önünde sevgili eşi, onca kederlerin ve acıların yüzünden eksiltemediği tatlı bir tebessümle karşılıyor bizi.

“Hoşgeldiniz!” diyor. “Geleceğinizi duyduğu andan beridir gözleri hep kapıda, durmadan sizi soruyor”

Hijyen önlüklerimizi giyiyoruz, maskelerimizi takıyoruz, ellerimize mavi eldivenleri giyiyoruz. Her birimiz operasyona girecek bir doktor gibi oluyoruz.

Açılan kapıdan içeri giriyoruz.

Aman Allah’ım!

İnsanın gönlüne inşirah veren şen şakrak konuşmaları ve dur durak bilmeyen koşmaları ile bir zamanlar Anadolu’ya sığmayan, sesi Asya topraklarında yankılanan kahraman beyaz örtüler altında, kıpırtısız, öylece yatıyor. 

Bizi görünce neredeyse bütün hortumları söküp atarak kalkıp boynumuza sarılacak gibi sevinçten çırpınıyor.

Koca çınar gitmiş, incecik bir dal kalmış. Önce sarsılıyoruz fakat gözleriyle karşılaşınca, o tanıdık gözlerden simaya aynı mananın, bir koca çınar heybetinin yayıldığını görüp, derin bir nefes alıyoruz.

İlk şaşkınlığımız geçip de odanın içine şöyle bir göz gezdirdiğimizde daha da dehşete düşüyor

Bu haberler de ilginizi çekebilir