Madımak

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Salı, Aralık 23 2025
Paylaş
X Post
Madımak

          Hemşehrim Numan Yiğit Hocamız, “GÜLEN AN(I)LAR” isimli kitabında, hem M. Fethullah  Gülen Hocaefendi ile geçirdiği ANLARI, hem de yaşadığı güzel zamanlarda duyduğu ANILARI  anlatıyor. Kitabın 90. sayfasında, küçük bir paragrafta da diyor ki, “Bir gün sabah dersinden sonra söz  MADIMAK otundan açıldı. (H.E.)  ‘Bizim Erzurum yöresinde ona KUŞ  EKMEĞİ  derler’  dedi. O  gün bunu dinleyen üç beş insandık. Tevafuk Hocaefendinin öğle yemeğinde KUŞ  EKMEĞİ vardı.”



          Bu münasebetle provakatörlerin seneler önce bazı yazarları canlı canlı  yakmak için yaptıklarını ve o zamanlar işlenen siyasî cinayetleri hatırlamamak mümkün mü? Elbette Madımak Oteli yangını da bir gün âdil mahkemelerin önüne çıkarılır. Dünyada olmasa bile, Mahkeme-i Mahşer’de her şey ayan-beyan gözler önüne serilecek.

          Tekrar Hocaefendi’ye dönecek olursak, bir ara sağlığı iyice bozulmaya başlamıştı. Etrafında pervane gibi dönen kardeşleri dediler ki, “Çok çok az yiyor, çok üzgün olduğu için de içten içe eriyor.”

          Ziyaretimiz sırasında, “Hocam, Senirkent’teki Orman Mühendisi Ali İhsan Tola Ağabeyimiz, bir zamanlar kendisini riyazete vermiş. 70 gün hiçbir şey yememiş. Tabii zafiyetten yatağa düşmüş… Bunu duyan amcaoğlu ve kayınbiraderi olan Dr. Tahsin Tola, dört milletvekili arkadaşıyla Senirkent’e gelmiş. O tarihlerde, Adnan Menderes’in Başbakan olduğu ve Dr. Tahsin Tola’nın da onun yakın milletvekillerinden olduğu dönem…

          Bir doktor olarak Dr. Tahsin Bey, durumuna bakıp  “Seni hemen hastaneye kaldırmamız lâzım. Haydi gidelim!” demesini,  “Hayır! Olmaz!”  diye karşılık vermiş. Israrları da fayda vermeyince, bu sefer  “Öyleyse, seni Üstad’ın yanına götürelim.” demiş. Bu teklife olumlu cevap verince, Ali İhsan Tola  Ağabeyi yatak-yorgun doğruca Üstad Hazretlerinin  yanına götürüp, kendisine, durumunu arz etmişler. O da “Ali İhsan!.. Oruca niyetliydi, şimdi orucunu açacak! Efendimizden (S.A.S.)  gelen taze hurmalar var. Onlarla iftar etsin!”  diye hurmaları takdim etmiş. Dr. Tahsin Bey, “Üstadım 70 gün hiçbir şey yemeyen insan için böyle bir şey zarar verir. Demesine rağmen, Üstad, Zararı olmaz yesin, şifa olsun!”  meâlinde sözlerle  bilakis o hurmaların şifa ve âfiyete vesile olacağını söylemiş.

          Sonra Üstad Hazretleri  “Ali İhsan kardeşim, nefsimize yeterli gıdayı vermezsek hizmet edemeyiz. Bak ben her gün bir yumurta yiyorum. 15 günde bir de et aldırıp iki defa kıyma makinesinde çektirip köfte yaptırıp yiyorum. Zübeyir / Bayram o köftelerden getirin Ali İhsanım da yesin!.” diyor…

          Aslında ben de “Hocam siz de çok sevdiğiniz /  sevdiğiniz  Üstad Hazretleri gibi yapsanız!” demek istiyorum.

          Hocaefendi, hemen  “Ben, Türkiye’deki zulme uğrayan kardeşlerime çok üzülüyorum. Onun için onları düşünüp, günde yarım yumurta ile idare etmek istiyordum. Madem durum böyle…  Üstadımızın tavsiyesine uyalım. Doktor ve diyetisyen arkadaşlarımız bir program yapsınlar, ben de programa uymaya çalışayım.” dedi.

          Daha önceleri, normal zamanlarda bile, Hocaefendinin şekeri, tansiyonu ve kalp rahatsızlıkları olduğu için diyete uygun arada bir madımak kadar yiyecekleri olurdu. Bu saatler, eğer ders saatlerine ve toplu sohbetler sırasına denk gelirse, mecburen o kuş yemi kadar şeyleri yerken talebelerine, misafirlere, sohbete veya derse iştirak edenlere de ya çay veya tatlı gibi bir şeylerin ikram edilmesini söylerdi. “Başka türlü boğazımdan geçmiyor!” derdi.

          Bütün bunlar Hocaefendi’nin nezaketi, inceliği ve zarafeti idi…