Madımak

Hemşehrim Numan Yiğit Hocamız, “GÜLEN AN(I)LAR” isimli kitabında, hem M. Fethullah Gülen Hocaefendi ile geçirdiği ANLARI, hem de yaşadığı güzel zamanlarda duyduğu ANILARI anlatıyor. Kitabın 90. sayfasında, küçük bir paragrafta da diyor ki, “Bir gün sabah dersinden sonra söz MADIMAK otundan açıldı. (H.E.) ‘Bizim Erzurum yöresinde ona KUŞ EKMEĞİ derler’ dedi. O gün bunu dinleyen üç beş insandık. Tevafuk Hocaefendinin öğle yemeğinde KUŞ EKMEĞİ vardı.”
Bu
münasebetle provakatörlerin seneler önce bazı yazarları canlı canlı yakmak için yaptıklarını ve o zamanlar
işlenen siyasî cinayetleri hatırlamamak mümkün mü? Elbette Madımak Oteli
yangını da bir gün âdil mahkemelerin önüne çıkarılır. Dünyada olmasa bile,
Mahkeme-i Mahşer’de her şey ayan-beyan gözler önüne serilecek.
Tekrar
Hocaefendi’ye dönecek olursak, bir ara sağlığı iyice bozulmaya başlamıştı.
Etrafında pervane gibi dönen kardeşleri dediler ki, “Çok çok az yiyor, çok
üzgün olduğu için de içten içe eriyor.”
Ziyaretimiz
sırasında, “Hocam, Senirkent’teki Orman Mühendisi Ali İhsan Tola Ağabeyimiz,
bir zamanlar kendisini riyazete vermiş. 70 gün hiçbir şey yememiş. Tabii
zafiyetten yatağa düşmüş… Bunu duyan amcaoğlu ve kayınbiraderi olan Dr. Tahsin
Tola, dört milletvekili arkadaşıyla Senirkent’e gelmiş. O tarihlerde, Adnan
Menderes’in Başbakan olduğu ve Dr. Tahsin Tola’nın da onun yakın
milletvekillerinden olduğu dönem…
Bir doktor
olarak Dr. Tahsin Bey, durumuna bakıp
“Seni hemen hastaneye kaldırmamız lâzım. Haydi gidelim!” demesini, “Hayır! Olmaz!” diye karşılık vermiş. Israrları da fayda
vermeyince, bu sefer “Öyleyse, seni
Üstad’ın yanına götürelim.” demiş. Bu teklife olumlu cevap verince, Ali İhsan
Tola Ağabeyi yatak-yorgun doğruca Üstad
Hazretlerinin yanına götürüp, kendisine,
durumunu arz etmişler. O da “Ali İhsan!.. Oruca niyetliydi, şimdi orucunu
açacak! Efendimizden (S.A.S.) gelen taze
hurmalar var. Onlarla iftar etsin!” diye
hurmaları takdim etmiş. Dr. Tahsin Bey, “Üstadım 70 gün hiçbir şey yemeyen
insan için böyle bir şey zarar verir. Demesine rağmen, Üstad, Zararı olmaz
yesin, şifa olsun!” meâlinde
sözlerle bilakis o hurmaların şifa ve
âfiyete vesile olacağını söylemiş.
Sonra
Üstad Hazretleri “Ali İhsan kardeşim,
nefsimize yeterli gıdayı vermezsek hizmet edemeyiz. Bak ben her gün bir yumurta
yiyorum. 15 günde bir de et aldırıp iki defa kıyma makinesinde çektirip köfte
yaptırıp yiyorum. Zübeyir / Bayram o köftelerden getirin Ali İhsanım da
yesin!.” diyor…
Aslında ben
de “Hocam siz de çok sevdiğiniz /
sevdiğiniz Üstad Hazretleri gibi
yapsanız!” demek istiyorum.
Hocaefendi,
hemen “Ben, Türkiye’deki zulme uğrayan
kardeşlerime çok üzülüyorum. Onun için onları düşünüp, günde yarım yumurta ile
idare etmek istiyordum. Madem durum böyle…
Üstadımızın tavsiyesine uyalım. Doktor ve diyetisyen arkadaşlarımız bir
program yapsınlar, ben de programa uymaya çalışayım.” dedi.
Daha
önceleri, normal zamanlarda bile, Hocaefendinin şekeri, tansiyonu ve kalp
rahatsızlıkları olduğu için diyete uygun arada bir madımak kadar yiyecekleri
olurdu. Bu saatler, eğer ders saatlerine ve toplu sohbetler sırasına denk
gelirse, mecburen o kuş yemi kadar şeyleri yerken talebelerine, misafirlere,
sohbete veya derse iştirak edenlere de ya çay veya tatlı gibi bir şeylerin
ikram edilmesini söylerdi. “Başka türlü boğazımdan geçmiyor!” derdi.
Bütün bunlar
Hocaefendi’nin nezaketi, inceliği ve zarafeti idi…
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ORHAN KESKİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

TÜRKMEN TERZİ

ABDULLAH AYMAZ

Yatırım altın ve konuttan, faiz ve borsaya kayıyor

Adalet Bakanı'nın tapu kayıtlarını sorgulayan müdü...

Dogalgaz ve Elektiriğe Nisan ayında zam yolda mı?

Muhittin Böcek birşeye mi zorlanıyor? Akın Gürlek,...

ABD paraşütçü birliklerin Ortadoğu'ya doğru yola ç...




