Mihne Süreci ve Ahmed bin Hanbel'in mukavemeti

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Mart 18 2019
''Ahmed b. Hanbel’in ilmî çalışmalar açısından çok verimli bir dönem olarak kabul edilen 30-60 yaşları arasını türlü eziyetler ve işkenceler içerisinde geçirdiği görülmektedir. O, Mu‘tezile oligarşisinin güttüğü politikalardan dolayı, her türlü olanaktan yoksun bir hayat sürmüştür.''

Ahmet Yılmaz / samanyoluhaber.com
İlmin Namusu ve Sessizliğe Bürünenler - 1

Mihne süreci, İslam düşüncesinin yaşadığı en karanlık dönemlerden biri hiç kuşkusuz. Dönemin hukukçularının, bilim insanlarının ve kanaat önderlerinin, fikirleri sebebiyle oligarşik bir zümrenin baskısı altında inlediği zor ve zahmetli zamanlar. Onların sadece düşünsel temelde ve ilmî çerçevede sürdürdükleri muhalefetleri sebebiyle türlü yaftalamalara, fişlemelere ve işkencelere maruz bırakıldıkları karanlık bir devir. Hicrî 218-234 yılları arasını kapsayan ve hükümet elitlerinin o günün aydın ve düşünürlerini yıldırma adına uyguladıkları sistemli zulümleri ve cinayetleri ifade için kullanılan bir tabir, mihne.(1) 

Abbâsî halifeleri el-Me’mûn (ö. 218/833), el-Mu‘tasım-Billâh (ö. 227/842), el-Vâsık-Billâh (ö. 232/847) ile birlikte anılan yan yakıcı bir süreç. el-Me’mûn tarafından saltanatının sonlarına doğru ihdas edilmiş bir çeşit işkenceli soruşturma ve sorgulama usulü. Zaten Arapçada “sınama”, “bir nevi işkence”, “sorguya çekme”, “çetin imtihana tâbi tutma” ve “eziyet etme”  manalarına gelmekte. Fişlemelerde kullanılan siyasal polis örgütü şefi, bir dönem emniyet müdürlüğü de yapmış olan Bağdat valisi İshâk b. İbrahim idi. 

Dönemin abide şahsiyeti ise Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855). Hicrî II. asrın ikinci yarısı ile III. asrın ilk yarısı arasında yaşamış büyük İslâm âlimi, amelde Hanbelî Mezhebini takip edenlerin imamı, muhaddis ve mutlak bir müçtehit…   

Ahmed b. Hanbel’in ilmî çalışmalar açısından çok verimli bir dönem olarak kabul edilen 30-60 yaşları arasını türlü eziyetler ve işkenceler içerisinde geçirdiği görülmektedir. O, Mu‘tezile oligarşisinin güttüğü politikalardan dolayı, her türlü olanaktan yoksun bir hayat sürmüştür. Mesela, Halîfe Me’mûn zamanında Bağdat’ta kurulan Beytü’l-hikme, o dönem itibariyle bir ilim ve tercüme merkezi olara

Bu haberler de ilginizi çekebilir