Nostra Aetate (Bizim çağımız)

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Kasım 10 2025
Paylaş
X Post
Samanyoluhaber.com yazarlarından Abdullah Aymaz yeni köşe yazısını 'Nostra Aetate (Bizim çağımız)' başlığı ile kaleme aldı. Nostra Aetate, Katolik Kilisesi'nin diğer dinlerle ilişkisini düzenleyen bir bildiridir ve 28 Ekim 1965'te Papa VI. Paul tarafından ilan edilmiştir.
Nostra Aetate Deklarasyonu’nun 60. Yıldönümündeki Açılış Konuşmasını sizlere arz etmek istiyorum:

Sayın Kardinal, Değerli Episkoposlar ve Kıymetli Katılımcılar,

Bugün, dinlerarası ilişkiler tarihinde çığır açan Nostra Aetate deklarasyonunun 60. yıl dönümünü anmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. 28 Ekim 1965 tarihinde II. Vatikan Konsili tarafından kabul edilen bu tarihi belge, Katolik Kilisesi'nin Hıristiyanlık dışındaki dinlere yaklaşımında köklü bir paradigma değişikliğini temsil etmiştir.

Nostra Aetate'nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, Müslümanlardan bahsederken kullandığı "muslimos" ifadesidir. Bu Latince terim, Müslümanları tam da kendilerini tanımladıkları isimle anması bakımından derin bir saygının ve tanımanın ifadesidir. Deklarasyon, Müslümanları "tek bir Allah'a ibadet edenler" olarak tanımlarken, Allah'ın güzel isimlerinden dördünü özellikle vurgular: El-Hayy (Diri Olan), El-Kayyum (Kâinatı Ayakta Tutan), Er-Rahman (Sonsuz Merhamet Sahibi) ve El-Kadir (Her Şeye Gücü Yeten). Bu teolojik hassasiyet, deklarasyonun ne denli derin bir anlayışla hazırlandığının göstergesidir.

Deklarasyonun üçüncü maddesi, Hz. İbrahim'e dayanan ortak inanç mirasını vurgularken, geçmişte yaşanan çatışmaları geride bırakarak geleceğe yönelik bir vizyon sunar. "Geçmişte Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında pek çok düşmanlık ve savaş yaşanmış olsa da, bu kutsal konsil herkesi geçmişi unutmaya ve samimi bir şekilde karşılıklı anlayış için gayret göstermeye" davet eder. Bu çağrı, sadece hoşgörü değil, aktif bir işbirliği önerisini de içermektedir.

Değerli katılımcılar, Nostra Aetate'nin öngördüğü bu vizyon, altmış yıl sonra bugün, Almanya'da, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan gerçekliklerle ne kadar örtüştüğünü görüyoruz. Her iki dinin mensupları