O kredileri sonunda yine vatandaş ödeyecek....

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cumartesi, Temmuz 7 2018
Kamuya, dolayısıyla vatandaşa ait kaynaklar iktidar eli ile yine iktidara yakın muhitte taksim edilmenin bir faturası elbet olacak
SEMİH ARDIÇ- TR724.COM

Kemal Derviş’i 2001 krizinin enkazını kaldırması için Türkiye’ye gönderen Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ilk şartı “Hazine kefaleti (garantili) ile döviz kredisi” furyasına son verilmesi idi.

IMF’nin hazırladığı acı reçetede bağımsız üst kurulların (BDDK, EPDK vd.) tesisinden kamuda kemer sıkılmasına, pancar ve tütüne kota getirilmesinden Kamu İhale Kanunu’nda şeffaflığı artıracak değişiklikler yapılmasına varıncaya kadar esaslı ev ödevleri yazılıydı.

AKP O ACI İLACI YUTMUŞTU

Derviş’in hekim olarak nezaret ettiği tedavinin ilk safhasında iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) o acı ilaçları yutarken gayet iştahlıydı.

Bir taraftan IMF reçetesi diğer taraftan Avrupa Birliği (AB) reformlarının mevcudiyeti yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gelmesini teşvik etmişti.

Hukuk ve hürriyet iklimi reformlarla pekiştirildikçe senelik doğrudan yatırım tutarı 22 milyar dolar seviyesine tırmanmıştı. 50 milyar dolar doğrudan yatırım hedefi bile ciddi ciddi telaffuz edilmeye başlamıştı.

Avrupa ve ABD’nin önde gelen grupları Türkiye’de banka, market, fabrika ve gayrimenkul satın alıyordu.

Dünyada merkez bankalarının sıfıra yakın faizle verdiği paraların da katkısı ile adeta semadan para yağıyordu. Doların 1 TL’ye eşitlenebileceği konuşuluyordu.

2010’DAN SONRA TERSİNE DEĞİŞİM

Ta ki anayasa referandumuna gelinceye kadar… Ne oldu ise 12 Eylül 2010 anayasa referandumunu müteakip oldu.

2011 seçiminde yüzde 50’ye yakın oy alınması ve anayasada c

Bu haberler de ilginizi çekebilir