Prof. Dr. Haluk Savaş: Ülke cenaze evi gibi

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Pazartesi, Eylül 21 2015
Prof. Dr. Haluk Savaş, 1974'ten sonra 2006-2007'ye kadar Türkiye'nin hep demokratikleştiğini gördüğünü fakat şuan Türkiye'nin bir travma yaşadığını söyledi. Avrupa Birliği'ne aday bir ülke konumundayken, şimdi üçüncü dünya ülkeleri standartlarına geriledik diyen Savaş, "Geçen hafta 5 günlük senelik izindeydim. Çok önceden programlanmış bir tatildi. İptal etmemiz mümkün değildi. Her şey yolundaydı. Eşime 'Ne hissediyorsun?' diye sordum. 'Tuhafım!' dedi. Her şeyin iyi gitmesi gereken bir yerde yarı cenaze evindeymiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Kısa aralıklarla yaşadığınız şeyden haz alsanız bile bundan üzüntü duyuyorsunuz. Çünkü toplum tıpkı bir cenaze evi gibi şu günlerde." dedi.
Prof. Dr. Haluk Savaş, 1974'ten sonra 2006-2007'ye kadar Türkiye'nin hep demokratikleştiğini gördüğünü fakat şuan Türkiye'nin bir travma yaşadığını söyledi. Avrupa Birliği'ne aday bir ülke konumundayken, şimdi üçüncü dünya ülkeleri standartlarına geriledik diyen Savaş, "Geçen hafta 5 günlük senelik izindeydim. Çok önceden programlanmış bir tatildi. İptal etmemiz mümkün değildi. Her şey yolundaydı. Eşime 'Ne hissediyorsun?' diye sordum. 'Tuhafım!' dedi. Her şeyin iyi gitmesi gereken bir yerde yarı cenaze evindeymiş gibi hissediyorsunuz kendinizi. Kısa aralıklarla yaşadığınız şeyden haz alsanız bile bundan üzüntü duyuyorsunuz. Çünkü toplum tıpkı bir cenaze evi gibi şu günlerde." dedi.

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli Prof. Dr. Haluk Savaş, son dönemde Türkiye'de yaşananlarla ilgili Aksiyon dergisine önemli açıklamalarda bulundu. Aksiyon'dan Tuba Kabacaoğlu'na konuşan Savaş, şunları dile getirdi:

"
...

-Dışarıdan bakıldığında Türkiye nasıl gözüküyor?

Bir aile modeliyle anlatmam daha doğru olur. Güven veren bir baba yok evde. Çocuklarını dövüyor, onlara şefkat göstermiyor, güvenlikleriyle yeterince ilgilenmiyor, kişisel ihtiyaçlarını umursamıyor. Ailesiyle sevgi bağı kurmuyor. İlişkisini sürekli güç üzerinden yürütüyor. Oysa kendini zayıf hissediyor. Bunu hissettirmemek için de daha çok baskı yapıyor. O kadar zayıf ki; kendisine yapılmış küçük bir eleştiriyi isyan gibi görüyor. Hâlbuki evdekilerin ihtiyaçları var ve bunları ifade ediyorlar. Kimsenin babanın otoritesini sarsma, onu evin dışına atma gibi bir çabası yok. Kötü, huzursuz bir evde yaşıyoruz. Hepimiz mutsuz, umutsuzuz. Ama o da mutsuz. Böyle bir sistemde mutlu kimse olamaz.

-Aile fertleri dertlerini yeterince anlatabiliyor mu?

Beklentilerini, isteklerini tam olarak ifade edemiyorlar bence. Zaten evin içinde de bir bölünmüşlük var. Mesela evde bazı çocuklar babanın koluna giriyor, yaptığı zulümlere ortak oluyor. Evin bütünlüğünü muhafaza etmek yerine; babanın zaaflarını kullanarak onu

Bu haberler de ilginizi çekebilir