Hz. Ömer ne kadar maaş alıyordu?

İşte Hz. Ömer devrinde yaşanan ibretlik olay...

Hz. Ömer, Müslüman olduğu andan itibaren yeryüzünde Hakk’ın müşahhas timsali, hakikatin yorulmaz, usanmaz takipçisi ve bekçisi olmuştur. Devlet başkanı olduğu halde kıt kanaat geçinmeyi tercih etmiş, her daim takva yörüngeli bir hayat yaşamıştı.

Hz. Ömer ha­li­fe olun­ca, sa­ha­bî­le­rin ön­de ge­len­le­ri ile bir top­lan­tı yap­tı. On­la­ra:

- Siz­le­rin de bil­di­ği gi­bi ben ti­ca­ret­le meş­gul olan bi­ri­yim. Al­lah ba­na ai­le­min ge­çi­mi­ni ti­ca­ret­le sağ­la­ma­mı lut­fet­miş­ti. Üst­len­di­ğim bu iş ti­ca­ret yap­ma­ma en­gel ol­du. Ne der­si­niz ha­zi­ne ma­lın­dan al­mam he­lal olur mu di­ye sor­du.

Sa­ha­bî­le­rin ço­ğu; “El­bet­te olur” der­ken Hz. Ali ses­siz kal­dı. Onun gö­rü­şü­ne özel bir de­ğer ve­ren Ha­li­fe:

- Sen ne der­sin ey Ali? di­ye sor­du.

Hz. Ali:

- Ör­fe gö­re se­nin ve ai­le­nin ge­çi­ne­ce­ği mik­tar ne ise o ka­dar ala­bi­lir­sin. Bu­nun öte­si ol­maz, de­di.

Büyük zorluk çekiyordu

Sa­ha­bî­ler:

- Ali’­nin gö­rü­şü ye­rin­de­dir, di­ye­rek Hz. Öme­r’­e bel­li bir mik­tar ma­aş bağ­la­dı­lar.
An­cak ai­le­si ka­la­ba­lık ol­du­ğu için ma­aş yet­mi­yor, çok bü­yük zor­luk çe­ki­yor­du. Hz. Ali, Hz. Tal­hâ ve Hz. Zü­beyr gi­bi sa­ha­bî­ler du­ru­mun far­kı­na va­rın­ca bir ara­ya ge­lip ko­nu­yu gö­rüş­tü­ler ve Hz. Öme­r’­in ma­aşı­nı ar­tır­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni ka­rar­laş­tır­dı­lar. Hz. Ali:

- Ha­li­fe ile gö­rü­şüp on­dan bu­nu yap­ma­sı­nı is­te­ye­lim, de­di.
Hz. Os­man bu­nun ko­lay ol­ma­ya­ca­ğı­nı söy­le­ye­rek uyar­dı:

- Hz. Öme­r’­den bah­se­di­yo­ruz. Bu­nu ona kim söy­le­ye­cek de­di.
Doğ­ru söy­lü­yor­du. Dü­şün­me­ye baş­la­dı­lar. So­nun­da Hz. Öme­r’­in kı­zı an­ne­miz Hz. Haf­sa­’ya git­me­ye ka­rar ver­di­ler. Evi­ne gi­dip du­ru­mu an­la­ta­rak ba­ba­sı ile ko­nuş­ma­sı­nı ri­ca et­ti­ler. Tek­li­fi ye­rin­de bu­lan va­li­de­miz ba­ba­sı ile gö­rüş­me­yi ka­bul et­ti. Se­vi­nen sa­ha­bî­ler:

- Hz. Ömer tek­li­fi­mi­zi ka­bul et­mez­se isim­le­ri­mi­zi açık­la­ma di­ye ri­ca et­ti­ler.
Hz. Öme­r’­in ya­nı­na gi­den kı­zı du­ru­mu an­lat­tı. Kı­zı­nı din­le­yen Hz. Ömer çok kız­dı. Kız­gın­lı­ğı yü­zün­den bel­li olu­yor­du. Kı­zı­na:

- Se­ni ba­na kim gön­der­di di­ye sor­du.

- Gö­rü­şü­nü öğ­ren­me­den isim­le­ri­ni açık­la­ya­mam, de­di.

Al­lah Re­sû­lü gi­bi ya­şa­ya­ca­ğım

Hz. Ömer:

- Söy­ler mi­sin Al­lah Re­sû­lü­’nün yir­mi yıl­dır ar­pa ek­me­ği­ne doy­du­ğu­nu, üç gün peş pe­şe ye­mek ye­di­ği­ni, gün­le­ri aç­lık çek­me­den ge­çir­di­ği­ni gör­dün mü? Şim­di se­ni nef­sin­le baş ba­şa bı­ra­kı­yo­rum. Al­lah Re­sû­lü­’nün ne ka­dar zor bir ha­yat ya­şa­dı­ğı­nı unut­tun mu de­di.
Efen­di­mi­zin çek­ti­ği sı­kın­tı­la­rı anın­ca ağ­la­yan ha­li­fe göz­yaş­la­rı­na bo­ğul­du. Son­ra:

- Şu­nu iyi bil ki! Gü­cü­mün yet­ti­ğin­ce Al­lah Re­sû­lü ve Hz. Ebû Be­ki­r’­in zor ya­şam şek­li­ne uya­ca­ğım. Bel­ki bu sa­ye­de ahi­ret­te ra­ha­ta ka­vu­şu­rum, de­di. (İbn Sa­’d, Ta­ba­kât, 3/277)

Ben­zer bir va­ka ken­di­si ile oğ­lu Ab­dul­lah ara­sın­da geç­miş­tir: İbn Öme­r’­in “Ço­cuk­la­rım et is­ti­yor, on­la­ra et al­mak is­ti­yo­rum” sö­zü­ne “De­mek ca­nı­nız ne za­man ne­yi is­ter­se siz onu he­men alı­yor­su­nuz! O za­man si­zin için; ‘Siz bü­tün zevk­le­ri­ni­zi dün­ya ha­ya­tın­da bi­ti­rip tü­ket­ti­niz.’ (Ah­kâf, 46/20) Aye­ti­nin hük­mü ne­re­de ka­lır.” di­ye­rek kar­şı­lık ver­miş­tir. Evet bu ve bu­na ben­zer ni­ce va­sıf­la­rıy­la ör­nek bir in­san, ör­nek bir Müs­lü­man, ör­nek bir dev­let baş­ka­nı hü­vi­ye­ti ser­gi­le­yen Hz. Öme­r’­e can­lar kur­ban. Rab­bim biz­le­ri onun şe­fa­ati­ne na­il olan kul­la­rın­dan ey­le­sin.

BİR AYET

Gerçek bir bayram için

“Al­la­h’­ın ki­ta­bı­nı oku­yup ona uyan­lar, na­ma­zı hak­kıy­la ifa eden­ler ve ken­di­le­ri­ne na­sip et­ti­ği­miz im­kân­lar­dan, giz­li ve aşi­kâr ola­rak ha­yır yo­lun­da har­ca­yan­lar, zi­yan ih­ti­ma­li ol­ma­yan bir ti­ca­ret umar­lar. Çün­kü Al­lah on­la­ra mü­kâ­fat­la­rı­nı tam ta­mı­na ve­re­cek, üs­te­lik lüt­fun­dan on­la­ra faz­la­sı­nı da ih­san ede­cek­tir. Zi­ra o ga­fur­dur, şe­kû­r’­dur (ku­sur­la­rı ba­ğış­lar, kul­la­rın amel­le­ri­ni ve şü­kür­le­ri­ni ka­bul edip faz­la­sıy­la kar­şı­lık ve­rir.)” (Fâ­tır Sû­re­si, 35/29-30)

AL­TIN ÖĞÜT­LER

Kimlerle düşüp kalkıyorsun?

İmam Gazali Hazretleri anlatıyor:

Allah, senin iyiliğini, senden daha iyi bilir. Şer zannettiğin çok şey vardır ki senin için hayırdır. Hayır zannettiğin çok şey vardır ki senin için şerdir. En selâmet yol, ilâhî takdire razı olman, her hâle şükür diyebilmendir. Son derece dikkat edeceğin bir husus varsa, o da kimler ile düşüp kalktığındır. Şunu iyi bil ki bir sepet sağlam elma, içindeki bir çürük elmayı sağlama çıkartamaz. Fakat bir çürük elma, hepsini çürütür. Bunun için daima iyilerle düşüp kalk!

BİR NÜKTE

Seni ilgilendirmeyen şeyi terk et

Pey­gam­ber Efen­di­miz şöy­le bu­yu­ru­yor:“Ken­di­si­ni doğ­ru­dan il­gi­len­dir­me­yen şe­yi terk  et­me­si, ki­şi­nin iyi Müs­lü­man olu­şun­dan­dır.” (Ri­ya­zü­’s-Sa­li­hin, Er­kam Ya­yın­la­rı)

Ha­di­sin ver­di­ği me­saj­lar

Ken­di­si­ni doğ­ru­dan il­gi­len­dir­me­yen söz ve iş­ler­le meş­gul ol­ma­mak, Müs­lü­ma­n’ın iyi bir se­çim bi­lin­ci­ne sa­hip ol­du­ğu­na ve ima­nı­nın ol­gun­lu­ğu­na işa­ret­tir. İn­san, dün­ya ve ahi­re­ti için ge­rek­li ve lü­zum­lu olan iş­ler­le meş­gul ol­ma­lı­dır. Boş şey­le­ri terk, sü­rek­li ila­hi de­ne­tim al­tın­da bu­lun­du­ğu şu­uru­nun bir so­nu­cu­dur. Ki­şi­nin ken­di­si­ni kon­trol et­me­si­ninen bü­yük pra­tik fay­da­sı bu­dur.

BİR?DUA

Bi­zi, önü­müz­de­ki Ra­ma­za­n’­a da ka­vuş­tur

Al­la­h’­ım! Se­nin rı­za­nı ka­zan­mak için Ra­ma­zan bo­yun­ca ha­ta­sı ve se­va­bıy­la oru­cu­mu­zu tut­ma­ya ça­lış­tık. Te­ra­vih­le­ri­mi­zi kıl­dık, fit­re­le­ri­mi­zi ver­dik. Yap­mış ol­du­ğu­muz bu amel­le­ri ka­bul ey­le Ya Rab­bi! Bay­ra­mı mil­le­ti­miz ve bü­tün İs­lam âle­mi için ha­yır­lı ey­le. Bi­zi önü­müz­de­ki Ra­ma­za­n’­a da ka­vuş­tur.

RAMAZAN İMSAKİYESİ
Ramazan başlangıcından itibaren imsak ve iftar vakitlerini buradan takip edebilirsiniz.

3:45

20:26

HADİS-İ ŞERİF
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:


“Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyyetimi tutunuz. Zira kadın kısmı kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri yeri üst tarafıdır. Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan, yine eğri kalır. Öyleyse kadınlar hakkındaki tavsiyemi tutunuz. ”

Buhârî, Enbiyâ 1, Nikâh 80; Müslim, Radâ’ 60. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ` 11, Tefsîru sûre (9) 2; İbni Mâce, Nikâh 3