Unutarak yiyip içmek orucu bozar mı?

Unutarak yiyip içmek orucu bozar mı? Oruçlu olduğunu hatırlayınca devam mı etmeli yoksa yiyip içmeyi bırakmalı mı?

Ramazanda en çok sorulan bu sorunun cevabını konun uzmanlarından Bugün Gazetesi yazarı Mehmet Paksu veriyor Ramazan ayında en çok yapılan hatalardan birisi de unutarak bir şey yiyip içmektir. Bu hata daha çok ilk günlerde yapılsa da ileriki günlerde de olabiliyor. Fakat unutmak insanın elinde olan bir şey değildir. Kasti yapılan bir şey de değildir. Bunun için Cenab-ı Hakk, unutarak yapılan hatalardan dolayı insanı sorumlu tutmuyor. Çünkü bunda kişinin bir kastı veya art niyeti yoktur. Oruçta da böyledir. Bir insan oruçlu iken unutarak doyasıya yemek yese, kanasıya su içse, hatırlamadıkça orucuna bir zarar gelmez. Fakat hatırladığı an hemen ağzını yıkaması, hiçbir şey olmamış gibi orucuna devam etmesi gerekir. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyor: "Biriniz oruçlu iken unutarak bir şey yiyip içer, sonra da hatırlarsa orucunu bozmayıp tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirmiş ve içirmiştir." (Darimi, Savm:23; Müslim, Sıyam:171.) Fakat bunun yanında, oruçlu olduğunu hatırladığı halde veya "Sen oruçlusun" denildiğinde, aldırış etmez de yemeye içmeye devam ederse orucu bozulur ve Ramazan'dan sonra bir gün kaza etmesi gerekir. Ramazan duyguların bayramıdır Kur'an-ı Kerim "Oruç farz kılındı ki takvaya eresiniz" (Bakara Suresi, 2:183) buyuruyor. İnsanın oruç sayesinde nefsine daha iyi hâkim olabileceğini ve daha iyi terbiye edebileceğini ifade ediyor. Zamanımızın büyük Kur'ân âlimi Hamdi Yazır bu âyeti açıklarken diyor ki: "Oruç şehveti kırar. Nefsi mağlûp eder, azgınlıktan ve kötülükten korur. Dünyanın aşağılık lezzetlerini, makam ve üstün çıkma kavgalarını hakir gördürür. Kalbin Allah'a yönelmesini artırır. Ona bir meleklik zevki ve saflığı bahşeder." "Öyle ki oruç tutmayan insanlar, şehvetli arzularının önünde bir oyuncak gibi yuvarlanıp kıvrandıkları, akıl ve iradelerine sahip olmayarak gelişi güzel günahlara sürüklendikleri halde oruç tutanlar, tersine bunlara hakim olur. Kendini zapt etmesini ve nefsinin arzularını da ihtiyacına göre kullanmasını bilir. Bunun için Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, nefisleri azgın olanlar hakkında "Oruç tutsun, çünkü orucun güzel bir tesiri vardır" buyurmuştur. "Oruç tutmayan sabretmesini bilmez, nefsini normal şekilde kullanma yollarını gözetmez. Hele refah içinde yaşayanlar hiç oruç tutmazlarsa, bütün hürriyetlerini şehevi arzularına kaptırırlar. Şunun bunun ırzına ve malına tecavüzden kendilerini alamazlar, haram helal seçmezler. Hatta vicdanları da istemeye istemeye rezaletlere atılırlar. Nihayet nefislerine de zulmederler, kendilerini akıl ve vicdanın, din ve imanın aksine telef ederler." İşte, insan oruç tutarak manevî bir perhiz yapar, Yaratıcı'sının emirlerini dinlemeye alışır. Manevî hayatı da zehirlenmekten kurtulur. Mide geçici bir açlık yüzünden ağlarken, kalp, ruh, akıl ve hayal gibi diğer duygular neşe ve sevinç içinde bayram ederler.
RAMAZAN İMSAKİYESİ
Ramazan başlangıcından itibaren imsak ve iftar vakitlerini buradan takip edebilirsiniz.

3:45

20:26

HADİS-İ ŞERİF
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:


“Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyyetimi tutunuz. Zira kadın kısmı kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri yeri üst tarafıdır. Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan, yine eğri kalır. Öyleyse kadınlar hakkındaki tavsiyemi tutunuz. ”

Buhârî, Enbiyâ 1, Nikâh 80; Müslim, Radâ’ 60. Ayrıca bk. Tirmizî, Radâ` 11, Tefsîru sûre (9) 2; İbni Mâce, Nikâh 3