Sosyal medya yasasında akıllarını karıştıran soru

Okuma Süresi 3 dkYayınlanma Cumartesi, Ağustos 28 2021
Paylaş
X Post
AK Parti, 1 Ekim’de çalışmalarına başlayacak Meclis’in ilk gündem maddelerinden birinin “Dezenformasyonla mücadele yasası” olarak adlandırdığı sosyal medya yasası olması için düğmeye bastı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben şahsen bu sosyal medyaya hiç olumlu bakmıyorum. Meclis’in açılmasıyla birlikte bir çalışmanın yapılması gereğine inanıyorum” sözlerinin ardından yasa teklifi çalışmasına hız verildi. AK Parti grubu bir taslak için düğmeye basıldı. İlk olarak Adalet ve Ulaştırma Bakanlıkları ile toplantılar yapılmaya başlandı. Konunun ilgili taraflarının da görüşü alındıktan sonra çalışmanın bir taslağa dönüştürülmesi bekleniyor.

SOSYAL MEDYADA İKİ TEMEL SORUN: YALAN HABER, PROVOKASYON

AK Partili yöneticiler çalışmayı “Sosyal medya yasası” olarak değil “dezenformasyonla mücadele yasası” olarak adlandırıyor. AK Parti’ye göre sosyal medyada iki temel sorun var. Biri yalan haberler, ikincisi provokasyon girişimleri. AK Partili bir yönetici, “Bu sorunlara tutarlı hukuk temelinde mani olmak gerekiyor. Sosyal medyanın bir nevi karakterinden kaynaklanan kural dışı haberleşme trafiğine ilişkin tıpkı aleni hayatta haberleşmenin kuralları ne ise, kim ne yapıyor ve sorumluluğunu üstleniyorsa bunu da dikkate alan şekilde konuyu tartışıyor, müzakere ediyoruz” değerlendirmesi yaptı.

Henüz çalışma taslak aşamasına gelmedi. AK Parti’de “Kirli dil, provokasyon ve yalan haber”den herkesin rahatsız olduğuna dikkat çekilerek, “Tüm paydaşlarla müzakere ederek bir düzenleme yapmayı planlıyoruz” deniliyor.

YALAN HABER NASIL TANIMLANACAK?

Konuyla ilgili yapılan tüm açıklamalarda düzenleme ile “yalan haber”in engellenmesinin hedeflendiği ifade ediliyor. Ancak “yalan haber”in nasıl tanımlanacağı soru işareti. Muhalefet partisi milletvekillerinden “Kime göre yalan? Sizlerin ifadeleri doğru kabul edilip, aksini ifade edenlerin söyledikleri mi yalan?” sorusu sorulurken AK Parti konunun politik pozisyonlardan bağımsız somut bir durum olarak ele alınacağını savunuyor.