Topyekûn savaş için geri sayım...

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni parti kurmaya hazırlanan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'a karşı ilk hamleyi Şehir Üniversitesi arsası üzerinden yaptı. Erdoğan'ın "Bunlar dolandırıcı." ithamına Davutoğlu, "Mal varlıklarımız araştırılsın." diyerek cevap verdi. Gazeteci Ruşen Çakır, AKP'de kavganın yeni başladığını ve çöküşü durduramayan Erdoğan'ın giderek daha sert hamlelerle yeni partileri engellemeye çalışacağını belirtti.

Erdoğan'dan Davutoğlu, Babacan ve Şimşek'e yaylım ateşi

Eski başbakan Ahmet Davutoğlu'nun genel başkanlık yaptığı Adalet ve Kalkınma Partisi'nden (AKP) 13 Eylül'de istifa etmesi ve yeni parti kurma yoluna gitmesine mukabil AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın nasıl bir hamle yapacağı merak ediliyordu. 

Erdoğan, 7 Aralık Cumartesi günü İstanbul İl Danışma Meclisi’nde isim vermeden Davutoğlu ve 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü hedef almış; aynı konuşmada Davutoğlu, Ali Babacan, Mehmet Şimşek ve Feridun Bilgin'i dolandırıcılıkla itham etmişti.

HER İFŞA AYNI ZAMANDA BİR İTİRAFA DÖNÜŞECEK VE AKP...

Davutoğlu'ndan "malum zat" diye bahseden Erdoağn, Gül için de "halef-selef olduğumuz Cumhurbaşkanı" ifadesini kullanmıştı. 

Erdoğan'ın bu şekilde savaşın fitilini ateşlediğine işaret eden gazeteci Ruşen Çakır önümüzdeki günlerde karşılıklı ithamların ortaya saçılacağını kaydetti. 

Çakır, birbirleri hakkında pek çok bilgiye sahip olan tarafların her ifşasının, aynı zamanda bir itirafa dönüşmesi sebebiyle AKP'nin erimesinin hızlanacağını öne sürdü.

Davutoğlu'nun "Yaşayan bütün Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının mal varlıklarını araştırmak üzere TBMM'de komisyonlar oluşturulsun." çağrısını Medyascope'ta değerlendiren Çakır, Davutoğlu'nun çağrısında kast edilenin kendisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bir ölçüde de önceki Cumhurbaşkanı Gül olduğunu belirtti. 

"YOLSUZLUK İDDİALARI ÜZERİNDEN BİRBİRLERİNİ SUÇLAMAYA BAŞLADILAR"

Çakır, "Onun dışında şu anda yaşayan eski başbakanlar olarak Tansu Çiller, sağlık durumu pek iyi olmamakla birlikte Mesut Yılmaz ve eski Cumhurbaşkanı olarak da Ahmet Necdet Sezer var, benim ilk aklıma gelen. Esas kast ettiği tabii ki Erdoğan ile kendisinin mal varlıklarının karşılaştırılması. Buradan da bir yolsuzluk iddiaları üzerinden birbirlerini suçlamaya başladıklarını görüyoruz." dedi.

Çakır, tartışmanın taraflarını sayarken, "Bir tarafta Erdoğan var, diğer tarafta, birlikte hareket etmemekle birlikte, ayrı ayrı parti kuruluşu yürüten Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve tabii ki onların ekipleri var." ifadelerini kullandı.
 
AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan hem ekonomik kriz sebebiyle oylarındaki erimeyi hem de partiden kopuşları durduramıyor. Erdoğan'ın kendisine alternatif partiler kurmaya hazırlanan Davutoğlu-Babacan-Gül üçlüsüne karşı çok büyük bir savaş başlatacağı belirtiliyor.

ERDOĞAN HANGİ İSİMLERİ HEDEF ALACAK?

Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ömer Dinçer’in kimliğine de dikkati çeken Çakır, Dinçer’in Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı döneminde danışmanlığını yaptığını, Başbakanlığı döneminin ilk müsteşarı ve daha sonra Millî Eğitim Bakanı olduğunu vurguladı. 

Çakır, "Ömer Dinçer de bir süredir Erdoğan’dan ayrı hareket ediyor." diye konuştu.

Davutoğlu’nun önümüzdeki hafta sonuna kadar, Ali Babacan’ın da yıl sonuna kadar partisini kuracağına işaret eden Çakır, “Yıl sonuna kadar iki parti olacak ve Erdoğan, dünkü çıkışıyla bu kişilere karşı kayıtsız olmayacağını, bu kişileri doğrudan hedef alacağını göstermiş oldu.” dedi.

DAVUTOĞLU'NDAN "HER ŞEYİ DÖKELİM ORTAYA" ÇIKIŞI

Erdoğan’ın Davutoğlu ve Babacan’ı hedef alırken Şehir Üniversitesi’ni ve dolandırıcılık, yolsuzluk iddialarını kullanmış olmasının kendisi için doğru bir strateji olmayabileceğini ifade eden Çakır, nitekim Davutoğlu’nun, Erdoğan’ın suçlamalarının hemen akabinde  "Hadi bakalım, her şeyi dökelim ortaya." dediğine işaret etti.

Çakır, "Anlaşıldığı kadarıyla önümüzdeki dönemde taraflar, özellikle şu aşamada gördüğümüz kadarıyla, Davutoğlu ve Erdoğan arasında siyaset değil, ideoloji değil, politika değil, esas olarak duruş üzerinden, dürüstlük, temizlik, erdem ve ahlâk gibi konularda, sembolik konularda bir kapışma olacak." diye konuştu.

"KAPIŞMA EŞİT ŞARTLARDA OLMAYACAK"
 
Bu ‘kapışma’nın eşit bir kapışma olmayacağını belirten Çakır, "Çünkü Erdoğan’ın çok güçlü bir medya imkânı var. Devletin çok geniş imkânları var. Karşı tarafta insanlar, parti kurmakta, kurucu bulmakta, bina bulmakta, maddî kaynak bulmakta bayağı zorlanıyorlar. İmkânsız değil; bayağı da yol almış durumdalar, fakat Erdoğan’ın imkânlarıyla kıyaslanamayacak bir durumdalar." dedi.

Her iki tarafın da birbiri hakkında çok sayıda bilgisi olduğuna işaret eden Çakır, tarafların eski defterleri açmaları sonucunda bunun kazananının olmayacağını iddia etti. Çakır, bu mücadelenin özellikle Erdoğan tarafında çok centilmence geçeceğe benzemediğini dile getirdi.

"ERDOĞAN ÇÖKÜŞÜ ENGELLEYEMİYOR"

"Erdoğan niye böyle bir şey yapıyor?" sorusunu yönelten Çakır, "Çünkü artık çaresiz. Engelleyemiyor. Katılımları engelleyemeyecek. Bu partilerin kurulmasını engelleyemedi; çünkü ne parti kuracak olanlara ne de bu partilere yönelecek olanlara sunabileceği çok fazla bir şey yok." değerlendirmesinde bulundu. 

Çakır şöyle devam etti: "Maddî imkânlar da eskisi kadar parlak değil; çünkü ülke ekonomik bir krizden geçiyor. İmkânlar iyice daralmış durumda ve Erdoğan artık tek adamlaştıkça zaten kimseyle iktidarı paylaşmaya niyeti olmadığını da göstermiş oluyor. Böyle bir durumda bu savaş başladı."

Babacan ekibinin Erdoğan ile kavgaya temkinli yaklaşacağını belirten Çakır, "Orada daha kolektif bir arayış var; kolektif bir liderlik arayışı var. Bir Abdullah Gül’ün himayesinde yürüyen ama Babacan’ın da genel başkan olacağı, fakat çok sayıda farklı, güçlü isimlerin olacağı bir hareket, bir parti bizi bekliyor, anladığım kadarıyla." dedi. 

ERDOĞAN-DAVUTOĞLU ARASINDA EGO SAVAŞI

Davutoğlu’nun hareketinin Davutoğlu’nun kişiliği üzerinden şekillendiğini kaydeden Çakır, "Orada  Erdoğan ile Davutoğlu arasında bir egoların savaşına daha fazla şahit olabiliriz. Çünkü hep bu konuda yaptığım yayınlarda söylediğim gibi Davutoğlu, genellikle birinci tekil şahıs (ben) kullanıyor, konuşuyor; fakat Babacan, birinci çoğul şahıs (biz) kullanıyor." diye konuştu.

"TOPYEKÜN SAVAŞI ERDOĞAN BAŞLATACAK"

Çakır, Aydınlık gazetesi/Vatan Partisi çevresinin, Davutoğlu’nun ve Babacan’ın parti hareketlerinin birtakım emperyalist dış güçlerle alâkalı oldukları iddiasıyla onlara karşı bir karalama kampanyasını iktidardan da önce yürüttüklerine işaret etti. 

Çakır, “Yani bir tür, iktidarın bu konuda daha başlatmadığı savaşın öncü savaşlarını kendi çapında vermeye çalıştı. Tabii etkileri çok fazla olmadığı için çok dikkat çekmemiş olabilir; fakat bundan sonraki süreçte belli ki topyekûn bir savaşı Erdoğan başlatacak.” dedi.

Önümüzdeki dönemde AKP’deki erimenin herkesin gözü önünde cereyan edeceğini ifade eden Çakır, Erdoğan-Davutoğlu savaşında AKP teşkilatlarında bulunmuş olanların ve seçmenlerinin her iki taraftan da uzak durma eğilimine girebileceklerini ya da başka siyasî hareketlere yönelebileceklerini ifade etti.

Çakır, Erdoğan’ın hangi argümanları kullanacağının, devletin hangi organlarını bu mücadeleye dahil edeceğinin, yargıyı kullanıp kullanmayacağının bu konuda belirleyici olacağını söyledi.

"İFŞA VE İTİRAFLAR İÇ İÇE OLACAK"

Bu konuda yeni yeni iddialar ortaya atılacağını vurgulayan Çakır, “Erdoğan, karşı tarafı suçlarken aslında kendisinin de hukuk dışı birtakım şeylere göz yummuş olduğunu da bize göstermişti. Bunu da özellikle vurgulamak lâzım.” dedi.

Çakır, AKP'den iki parti daha doğacağını, ancak AKP ve kurulacak iki partiden oluşan bu 3 partinin toplamının, AKP'nin güçlü olduğu dönemlerdeki itibara ve oy oranına ulaşacağını zannetmediğini söyledi. 

Çakır, "Bu gelişmelen AKP'de erimeyi hızlandıracak." tespitinde bulundu.
<< Önceki Haber Topyekûn savaş için geri sayım... Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER