Türkiye felaket çukuruna giderken Patronların hiç suçu yok mu?

Bir milletin toplu halde yuvarlandığı felaket çukuruna giderken Patronların hiç suçu yok mu?

SHABER3.COM

NACİ KARADAĞ- TR724.COM 

Yaşananları aslında benden çok daha iyi biliyorsun ama ülkeyi çepeçevre kuşatan alevin sana dokunmayacağını umarak endişeyle izlediğini biliyorum. Öyle olmasa, yardımcını arayıp, “Şu tibittırda bir şeyler paylaşmak lazımmış. Yoksa bize de çökebilirlermiş” demezdin.


 
Hani yardımcın sana, “Tibıttır ne patron? Twitter mi?” diye sormuştu da sen “Ha eve ne haltsa o işte” demiştin.

Sonra, çizdirdiğin en fazla yüz bin liralık imar planının geçersiz olduğunu öğrenmiştin yerel yönetimden, ancak onların gösterdiği mimarlık ofisine çizdirerek onaylatabileceğini de… Milyon istemişlerdi, vermiştin hatta içinden lanetler okuyarak. Ve paylaşmıştınız “tibıttırda” şirketçe demokrasi nöbeti ‘selfi’lerinizi de yine işe yaramamıştı. Rakibiniz, tank önünde hatıra resmini “Feys”e yükleyince sizden bir adım öne geçmişti ya hani…

Evet sen… Sıranın sana geleceğini biliyorsun değil mi?

Bugün şeytanlaştırılanların üzerine çökme işi bitince yeni şeytanlara ihtiyaç duyulacağını ve ‘Yeni Türkiye’ devletin bekasının bu şeytanlaştırma üzerine inşa edileceğinin çok idrakinde olmayabilirsin. Yeni şeytan, yeni rant demek anlamına gelecek zira.

Bugün bir şekilde cemaat ile ilişkilendirilip çökülen koca koca sanayicilerin işi bitince yeni şeytanlar ve yeni kurbanlara ihtiyaç olacak. Çark böyle dönmek zorunda zira…

Telefonda ağlaman da çok anlam ifade etmeyecek, nihayetinde “kucağımıza gelecekler” sözü senin için de geçerli olacak.  Ve sen kırk yıllık arkadaşını arayıp, “senden ne kadar istiyorlar?” diye soracaksın. O da anlatacak sana sesi ufaktan tir tir titreyerek…

Varsa eğer elinde medya. Ergenekon’a sonuna kadar koltuk çıkman da işe yaramayacak, günün şeytanlaştırılanlarını taşlaman da, başka türlü yıkama yağlamaların da işe yaramayacak. İster köşe yazarın boylu boyunca önüne yatsın güçlünün, ister manşetlerin havuzun suyuna istediği kadar efsunlu klor katsın, fark etmeyecek.

Bir gün seninle ilgili bir haber de servis edilecek. Mesela, PKK terör örgütüyle bağlantın kurulacak. Şeytanlaştırılan Kürtler ile işbirliği yaptığın, Doğu’yu, Güneydoğu’yu senin karıştırdığın filan. Adamlarının kellesini birer birer isteyecekler. O zaman bağırış çağırışları da fayda etmeyecek omurgasız gazetecilerinin.

Yarının şeytanı Kürtler olacak belki. Önce siyasilerine çullanacak havuz medyası ve iktidar hukuku, ardından Kürt işadamları… Kürt aydınları vs… Sırayla girecekler iktidar bıçağının altına. Hiç öyle ‘tanıdığım var, dostum var’ diye kendi kendini de teselli etme. Dostluğun, akrabalığın işe yaramadığını şu günlerde görüyorsun işte. Adam, ‘Hainler Mezarlığı’ yapıyor, ertesi gün damadının şirketine çöküp içeri alabiliyorlar gördüğün gibi. Ya da “bağırta bağırta çıkartacağız hepsini” diye hönküren kişileri bile bağıra çağıra hain ilan edip derdest etmek için arıyorlar işte. ‘kripto’ kelimesini çok duyacaksın daha. Kimin kriptosu olduğun önemli olmayacak zaten.



Sonra “Gezici” patronlara, aydınlara, gazetecilere, yazar, çizerlere sıra gelecek… Ardından Alevi ya da başkaları… Çok önemli değil.

Bak ‘Mehdi Hoca’ bile kedicikleriyle miyavlayıp, ciyaklamasını yükseltmişti korkudan ‘sıra bana mı geliyor’ endişesiyle… Onlar belki listenin altlarında olmanın lüksünü yaşadılar bir süre…

Ancak makus talihlerini yenemediler… Şu anda nasıl yaparız da sıyırırız telaşıyla onlar da cemaate saydırıp kurtarabileceklerini zannediyor, zavallılar!

Millete hiç kızmaya hakkın yok patron. Onlara dokunmadan çok fazla ses çıkarmayacaklarını sen de çok iyi biliyorsun. Tıpkı şimdi sana dokunmadıkça sesini çıkarmadığın gibi.

Senin anlayacağın patron, galiba artık ne yaparsan yap seni bekleyen akıbetten çok fazla kurtulma şansın yok. Bu saatten sonra demokrasi, hukuk, yatırım özgürlüğü vs. gibi kavramların sadece aşağılama, küfür ve alayla karşılık bulacak.

İster soy ismin Demirören olsun, ister Doğan, ister Ülker, ister Eczacıbaşı, istersen Koç. Fark etmeyecek patron hiç fark etmeyecek…

‘Üzgünüm’ diyemeyeceğim patron çünkü üzgün değil çok üzgünüm çok! Bir milletin toplu halde yuvarlandığı felaket çukuruna bu kadar gönüllü koşmasına az üzülmek yetmez zira!
<< Önceki Haber Türkiye felaket çukuruna giderken Patronların hiç suçu... Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER